Ölüm girdi dünyaya, canlılar göçüp gidiyor, Aileden biri düştü, Ahlak Duygusu’nun ürünleri tamamlandı. Hanedekiler kötü bir şey sanıyor Ölümü; günün birinde fikirlerini değiştirecekler.
Aşk, huzur, rahatlık, ölçüsüz bir saadet: Cennet Bahçesi'ndeki hayat böyleydi. Yaşamak büyük bir keyifti. Acı yoktu, bitkinlik yoktu, zamanın uçup gittiğini gösteren fiziksel belirtilerin hiçbiri yoktu; hastalık, ihtimam, hüzün;dışarıda vardı belki böyle şeyler, ama Cennet Bahçesi'nde yoktu. Burada kendilerine yer bulamazlardı, hiç gelmediler buraya. Tüm günler birbirinin aynıydı ve hepsi de mest edici birer düştü âdeta.
İlk başta ne için yaratıldığıma akıl sır erdirememiştim, ama artık anlıyorum: bu muhteşem dünyanın gizlerini araştırmak, bir şeyler keşfettikçe sevinç duymak ve tüm bunları yarattığı için Yaradan’a şükretmek.
Bütün bu yıllardan sonra, Havva hakkında ilk başta yanıldığımı görebiliyorum; Cennet Bahçesi’nde onsuz yaşamaktansa, dışında onunla yaşamak daha iyi. İlk zamanlar onun çok konuştuğunu düşünüyordum, ama şimdi o ses susar ve hayatımdan silinirse kedere boğulacağım. Bizi bir araya getiren ve bana onun kalbindeki iyiliği, ruhundaki güzelliği görmeyi öğreten o hüzünlü olaya şükürler olsun!