Yanlış zamanlarda yanlış yerlerde yanlış insanlara harcadığım zaman, geriye kalan zamanımın değerini ortaya çıkarıyor şimdi. Aynı yerde kalıp, aynı anlamsız, tek taraflı mücadeleleri verip insanların değişmesini bekleyecek kadar bol zamanımın olmadığını hatırlatıyor. Her şeyi yerli yerinde bırakıp değişmek kaçınılmaz oluyor bir noktadan sonra. Tüm kaybettiklerimden vazgeçmek, kısırdöngüye dönen çabalardan uzaklaşmak ve kalan zamanımı kendime hediye etmek zorundayım.
Önce kendine değer vererek değerli kılabilirsin hayatını ve o hayatı oluşturan her şeyi. Kendini erteleyip başkalarını öncele-diğin kadar kaybedersin kendini.
Öyledir...
Verdiğin kadar iyi, onayladığın kadar makbul, sustuğun kadar çekilir, kabullendiğin kadar tahammül edilebilirsindir bazıları için. Gücün kutsandığı, tahakkümün kanıksandığı bir zamanda kendinden vazgeçip sırf ondan zarar görmemek, hatta yarar sağlamak amacıyla, ona karşı olsan da içindeki sesleri susturup güce boyun eğmek, onun bir parçası olup tahakkümünü daha da pekiştirmek köleleşmektir.
Köle, mükemmel şartlarda da yaşasa, günün sonunda köledir.
İş işten geçtikten sonra öğrenir insan hep. İş işten geçtikten sonra alır dersini. Öğrenmek acıtır. Bilmekten bu yüzden kaçar insan ve hep bu yüzden yakalanır. Kaçmak, en başından kaybetmektir.