Peki ya sonra diye başlayan binlerce klişenin seni tanımlayamayacağı gerçeği karşısında, Pollyanna olsam. Uzak çağrışımlar yapsam; metafizikten kaçsam. Tuz banıp kan kussam sayfalara. Mürekkebi göğe, gözlerini yere çalsam. Giderdin yine sızı dolu sazımın nağmelerini duymamak için. Gönül ne kadar kolay söylenir oysa adını daha öğretmedim kuşlara. Çıldıran renkler arasında akıl sağlığını koruyan tek siyah yakıştı bana. Kafesim göğsümde, girmez bülbüller hep kanatırlar gülü. Ruhum alıntılanır tebessümün işlevsiz olduğu muhakkaklarda. Kırgındım kırılmadan evvel, yara bantlarım tenimmiş meğer. Ahirim kaybolmuş, aranıyor cevapsız ağrılarda. Sıradan geçirdi bizi zaman. Beklemek bile önemini kaybederken dokunamadım sana. Israrla talan edilirim aynasız yalanlarca. Diner bir vakit akşam üzeri uysal dinletiler. Haşim’in emanetine eğsem boyun. Ey amansız yaşam, ölüm karşısında utanma derhal soyun. Kurumasın çiçekler kitap aralarında, hatıralar başkaldırsın şimdiye. Dek, dekoltesi olmasın akreb u yelkovanın. Nidalarım savrulsa boynundan köşebaşına doğru. Susuyorum çünkü bir zamanlar adındı anavatanım.