Shakespeare'in romantik komedyalarında gördüğümüz Beatrice ya da Viola tipinde , akıllı ve cana yakın genç kızlardan biri olan, hatta zeki. açısından onlardan bile daha üstün sayılabilecek Rosalind, kimliğini gizleyerek, Orlando ile alay etmeye başlar. Delikaniıyı aşk denilen çılgınlıklardan sözde kurtarmak amacıyla, özel bir yöntem uygulayacaktır: Orlando karşısındaki "delikanlı" sanki sevdiği Rosalind'miş gibi davranacak , onu her gün görüp, ona duyduğu sevdayı uzun uzun anlatacaktır. Rosalind ise öyle huysuz ve ters davranacaktır ki, Orlando çok geçmeden, aşktan da, kadınlardan da tiksinecek, ömrü boyunca bir marrastıra kapanmaktan başka bir şey istemeyecektir. Böylece başlayan aşk oyunu hem çok eğlencelidir, hem de Rosalind'in kişiliğini gözler önüne serrnek açısından ilginçtir. Çünkü bu genç kızda sadece bol bol akıl ve duyarlılık değil, çok gelişmiş bir gülmece yeteneği de vardır. Hem Orlando'ya ölesiye tutkundur, hem de Orlando ile , kendisiyle ve romantik aşk kavramıyla kıyasıya alay etmesini bilir. Orlando çok iyi yürekli ve yiğit bir delikanlı olmakla birlikte , sevdiği ve sonunda evleneceği genç kızın pırıl pırıl kişiliği karşısında bir hayli sönük kalır.
Bu şehirde doğan ve yaşayan bir insan, hatta hiç başını secdeye koymamış olsa bile, gökleri delen bu minarelerin şerefelerinden, günde beş defa adı dünyaya ilan edilen üstün varlığın ve onun dünyaya gönderdiği kutsal elçisinin şanlarını ister istemez ruhunda duyardı.
Alıntı
Yirminci asrın en şöhretli ateist düşünürlerinden
Bertrand Russell
Bertrand Russell
, kâinatın kökenine dair bir sualle karşılaştığında, "Evren var ve hepsi bu kadar" diyerek meseleyi adeta kestirip atmıştır. Akli
Felsefe
Aklı üstün tuttuk kalpten, kalbi unuttuk hepten. Oysa kalpten bir damar kesilse akıl durur. Kalpsiz bir akıl olamaz. Ve zarif şair ne diyordu; " Bir kalbiniz vardı onu tanıyınız."
Alıntı
Şehvet, hayvani bir duygu iken; aşk, nasıl da masum
Şehvet, hayatın en büyük prensibidir. İnsan neslinin tükenmemesini sağlar. İnsan, akıl ve duygu bakımından çok üstün ve ileri olduğu için bu prensibi de olgunlaştırmış, güzelleştirmiştir. Yiyeceğini, giyeceğini, barınacağını güzelleştirdiği gibi. Şehvet aşk haline geldikten sonra artık insanlar arasında yarıș başlamış ve beyinler, muhayyeleler gerçekte olan güzellerle kanmayarak onlaeı icad etmek yoluna girmiştir. Sevgiliyi âşık yaratır, sonra tapar. Onda eşsiz güzellikler, büyüklükler bulur. Aslında alelâde bir kız veya kadındır ama Mecnûn'un Leylâ'yı görüșü gibi onu ilahlaştırdıkça artık aşk denilen tezahür başlamıştır.
Sayfa 179·Kitabı okudu