Tekno bir dünyânın inşâsı kolay görülmüyor. Tekno baronların tekmil yatırımlarını, insanlığı mutlak kontrolünü sağladıkları bu kapana sokacak rıza kanallarını açmaya hasrettiklerini görebiliyoruz. Yâni bir hegemonya inşâsının hummalı faaliyeti içindeler. Bunun başta gelen şartı insanları özgürlük arayışından vazgeçirmektir. Onun için de güvenlik ihtiyâcına zirve yaptıracak bir distopyayı hayâta geçirmekten başka bir yol olmadığını görüyorlar. Dünyânın her yerindeki çürümüş, yozlaşmış siyâsî elitler(!) bu distopyanın başrollerini oynuyorlar. Köprüden önceki son çıkışı temsil eden siyâset kurumunu kitlelerin gözünde beş paralık hâle getiriyorlar. Kurumlar çökünce doğan boşluğu en hafifinden Bonapatist/Falanjist; en ağırından ise Nazi bozuntusu liderlerin dolduracağı âşikâr. Geçişi bunların orkestre edeceğini düşünüyorum. Kültür savaşları, iç savaşlar, bölgesel savaşlardan yılan, gıda ve enerji yoksunluğu çeken kitleleri tekno dünyânın, bireysel özgürlüklerin teslimiyeti mukâbilinde mutlak güvenlik ağına kuzu kuzu sokmanın başka bir yolu yok gâliba.
Yaptığımız her jeopolitik değerlendirme distopik ,akıl dışı bir senaryoyu, zihnî bir zorlamayla ütopik ve mâkûl bir beklentiye kazandırmak için olabilir mi?
Eserin Konusu (Özet)
Mülksüzler Ursula K. Le Guin’in iki zıt toplumsal düzeni anarşist Anarres ile kapitalist Urras’ı Shevek’in yolculuğu üzerinden karşı karşıya getiren, özgürlük, mülkiyet,
Açıkçası Fırtına Bulutu, o çarpıcı ve soluksuz okunan ilk kitabın biraz gerisinde kalıyor. Hikaye zaman zaman kendini tekrara düşürüyor ve ilk kitaptaki o taze, orijinal ritmi yakalamakta zorlanıyor. Yapay zekanın dünyayı yönetme biçimi ve karakterlerin içsel çatışmaları tanıdık sularda yüzmeye başladığı için tempo yer yer durağanlaşabiliyor.
Ancak kitabın edebi açıdan asıl parladığı yer, vurduğu felsefi tokat: İnsanoğlunun, her zaman mükemmel olan bir şeyi bile bir şekilde mahvetme arzusu ve becerisi.
Fırtına Bulutu adı verilen yapay zekanın kusursuz, adil ve ütopik bir dünya yaratma çabasına şahit oluyoruz. Açlığın, savaşların, hastalıkların bittiği; her şeyin "mükemmel" işlediği bir düzen... Fakat insanoğlu ne yapıyor? Kendisine sunulan bu kusursuzluğu, kendi kibri, güç arzusu ve yozlaşmış doğasıyla yine baltalamayı başarıyor. Kitap, insan eli değen her mükemmelliğin nasıl bir kaosa sürükleneceğini harika bir sistem eleştirisiyle gözler önüne seriyor.
İlk kitabın gölgesinde kalsa da, insan doğasının karanlık ve yıkıcı yönünü sorgulatması açısından kesinlikle şans verilmesi gereken bir devam kitabı.
Okuduğunuz için teşekkürler.
Fırtına BulutuNeal Shusterman · Juno Kitap · 2024477 okunma