Ütopik SürRealist

Ütopik SürRealist
@utopiksurrealist
İNSAN, Sınırsız Arzular ve hayallerle dolu bir zihinle donatılmış ama dar sınırlarla çevrili bir hayat sürmeye mahkum edilmiş ZAVALLI bir VARLIKTIR.
"Eskiden yokluklarımız vardı
✍🏻 ama mutluluklarımız da vardı. Şimdi varlıklarımız bizi mutlu etmiyor..." Şenol Güneş
Alıntı
Reklam
TEBESSÜM ÜÇ SANİYE.. SADAKA SEVABINA..
Sevgiyi Sevenlerin Kalbi, Sevmekten yorulmasın diye, Sevgiyi özleyenler, Aradıklarını bulsun diye TEBESSÜM HASIL OLDU.. TEBESSÜM ÜÇ SANİYE.. SADAKA SEVABINA..
" İNSAN Muhabbet Duyduğu kişinin Kaderinden pay Alır".
---- : Günümüzde yapmamız gereken davranışlardan biri Saygı gereği herkesi dinleyip, Ama prensip gereği çok azıyla konuşmak olmalı. Üçünki Herkese Muhabbet Duyulmuyor..
iyi bir ahlaki karaktere zaman bile dokunamaz
Arthur Schopenhauer: İyi bir vicdanın yerini rütbe, mevki, makam ve mülkiyet dolduramaz. Mali, Bedensel ve zihinsel üstünlükler yavaş yavaş zamana yenilirler, ancak iyi bir ahlaki karaktere zaman bile dokunamaz.
Modernist pragmatizm
İNSANIN EN BÜYÜK TRAJEDİSİ NEDİR? Ali Şeriati der ki: “İnsanın en büyük trajedisi; ne cahilliğidir, ne yoksulluğu, ne de çaresizliğidir. En büyük trajedi…” Cümleyi tamamlamadım. Bilerek tamamlamadım. Çünkü her çağ, kendi tamamlamasını hak eder. Bugün ben bu cümleyi şöyle tamamlıyorum: En büyük trajedi, unvanlarla süslenmiş bir hiç olup, hâlâ bir şey olduğunu sanmaktır. Teknoloji uçuyor, veri patlıyor, yapay zekâ şiir yazıyor. İnsan beyni her gün binlerce uyarana maruz kalıyor. Peki insan? İnsan hâlâ aynı yerde. Hatta daha kötüsü: Kadim cahil, bilmediğinin farkındaydı. Bugünün cahili, her şeyi bildiğini zannediyor. Çünkü bugünkü cehaletin adı kibir, biçimi gösterge, yöntemi ise pragmatizm. Bir bakın çevrenize. İnsanlar artık kim olduklarını değil, ne dendiklerini söylüyorlar. Kartvizitler şiir gibi kabarık, ruhlar dipsiz kuyu gibi boş. “Danışman”, “lider”, “guru”, “vizyoner”, “stratejist”… Herkes bir unvan peşinde. Koltuk meraklıları, makam mevki tutkunları, egosunu odasının büyüklüğüyle ölçenler. Unvan, artık bir iş tanımı değil; bir varoluş ikamesi. “Ben buyum” diyemeyen, “Ben şu unvanım” diyor.
Reklam