Ütopik SürRealist

Ütopik SürRealist
@utopiksurrealist
İNSAN, Sınırsız Arzular ve hayallerle dolu bir zihinle donatılmış ama dar sınırlarla çevrili bir hayat sürmeye mahkum edilmiş ZAVALLI bir VARLIKTIR.
" İNSAN Muhabbet Duyduğu kişinin Kaderinden pay Alır".
---- : Günümüzde yapmamız gereken davranışlardan biri Saygı gereği herkesi dinleyip, Ama prensip gereği çok azıyla konuşmak olmalı. Üçünki Herkese Muhabbet Duyulmuyor..
Reklam
iyi bir ahlaki karaktere zaman bile dokunamaz
Arthur Schopenhauer: İyi bir vicdanın yerini rütbe, mevki, makam ve mülkiyet dolduramaz. Mali, Bedensel ve zihinsel üstünlükler yavaş yavaş zamana yenilirler, ancak iyi bir ahlaki karaktere zaman bile dokunamaz.
Modernist pragmatizm
İNSANIN EN BÜYÜK TRAJEDİSİ NEDİR? Ali Şeriati der ki: “İnsanın en büyük trajedisi; ne cahilliğidir, ne yoksulluğu, ne de çaresizliğidir. En büyük trajedi…” Cümleyi tamamlamadım. Bilerek tamamlamadım. Çünkü her çağ, kendi tamamlamasını hak eder. Bugün ben bu cümleyi şöyle tamamlıyorum: En büyük trajedi, unvanlarla süslenmiş bir hiç olup, hâlâ bir şey olduğunu sanmaktır. Teknoloji uçuyor, veri patlıyor, yapay zekâ şiir yazıyor. İnsan beyni her gün binlerce uyarana maruz kalıyor. Peki insan? İnsan hâlâ aynı yerde. Hatta daha kötüsü: Kadim cahil, bilmediğinin farkındaydı. Bugünün cahili, her şeyi bildiğini zannediyor. Çünkü bugünkü cehaletin adı kibir, biçimi gösterge, yöntemi ise pragmatizm. Bir bakın çevrenize. İnsanlar artık kim olduklarını değil, ne dendiklerini söylüyorlar. Kartvizitler şiir gibi kabarık, ruhlar dipsiz kuyu gibi boş. “Danışman”, “lider”, “guru”, “vizyoner”, “stratejist”… Herkes bir unvan peşinde. Koltuk meraklıları, makam mevki tutkunları, egosunu odasının büyüklüğüyle ölçenler. Unvan, artık bir iş tanımı değil; bir varoluş ikamesi. “Ben buyum” diyemeyen, “Ben şu unvanım” diyor.
Dünyada en huzursuz kimse,
KaIbinde hased ve kin taşıyanIardır. (İmam Şafii) Spinoza'ya göre "Nerede bir korku siyaseti güdülüyorsa, orada köleliğin en kötü biçimi mevcuttur." Spinoza, insanı harekete geçiren üç temel duygunun var olduğunu savunur. Bu üç ana saik, arzu , sevinç ve korku / kederdir. Arzu, insanın yaşama isteği, kendini gerçekleştirme bilinci, temel itici gücüdür. Sevinç, insanı harekete geçiren ve var olma gücünü arttıran temel bir duygudur. Bir insan daha yetkin, daha özgür ve daha güçlü bir duruma geçtiğinde ruhu sevinçle dolmaktadır. Bu durum kişiyi hayata karşı daha aktif, üretken ve dirençli kılmaktadır. Korku ise sevincin tam tersidir. İnsanın eyleme ve var olma gücünün azalmasıdır. Korku anında bireyin harekete geçme isteği felç olur, zihni daralır ve özgürlüğü kısıtlanır. Korkan insan pasifleşmekte ve dış etkenlerin kölesi (edilgen nesne) haline gelmektedir. Spinoza'ya göre bir yönetim adaletten uzaklaşıp korku siyasetine başvurduğunda, neyin "iyi" neyin "kötü" olduğuna sadece kendisi karar vermektedir. Bugünün "iyi ve yasal" davranışı, yarın gücü elinde tutanın çıkarlarına ters düştüğünde "kötü ve yasadışı" ilan edilebilmektedir. Bu durum toplumda korku iklimine sebep olmaktadır. Korku iklimindeki insan, aklı ve mantığı uygun gördüğü için değil, otoritenin sürekli değişen "iyi" tanımına uyum (İtaat) sağlamak için yaşamaktadır. Bugün sadece suçlular cezalandırılırken, yarın sadece farklı düşünenler de "kötü" ilan edilip cezalandırılabilir. Dolayısıyla erdemli, iyi insanlar da her an hedef olma korkusu içinde hayat sürmektedirler. Havada sürekli bir ceza ve korku kokusu olduğunda, insan yeni bir şey denemekten, sorgulamaktan, eleştirmekten, sanattan ve felsefeden de korkmaktadır. "Başıma bir iş gelir mi?" endişesi, toplumun en dürüst, en yaratıcı
“İnsan, lüksün ve Gösterişin kölesi olur,
Zenginliklerin peşinden koşar, sanki orada mutluluğu bulacakmış gibi. Ama şunu göremez: Ne kadar çok şeye sahip olursa, onları kaybetme korkusu da o kadar büyür; ve işte bu korkunun içinde gerçek mutluluk kaybolur. Çünkü sevinç, ne altında ne de zenginlikte gizlidir; yüzüne değen rüzgârın okşayışında, bir dostun içten kahkahasında, minnetle paylaşılan bir lokma ekmektedir. Kendi içinde bulunacak bir şeyi dışarıda arayan kişi, büyük bir deliliktedir! Basit bir hayat, en büyük hazinedir; bunu anlayan insan, dünyanın en mutlu insanıdır.” (Don Kişot)
Reklam