Güçlükle elde edilmiş, bizzat edinilmiş, bizzat kazanılmış mülkiyet! Burjuva biçimden önceki bir mülkiyet biçimi olan küçük zanaatçı ve küçük köylü mülkiyetinden mi söz ediyorsunuz? Bunu kaldırmaya gerek yok, sanayinin gelişmesi bunu zaten büyük ölçüde yok etmiştir ve hâlâ her geçen gün yok ediyor. Yoksa modern burjuva özel mülkiyetten mi söz ediyorsunuz?
İyi ama, ücretli emek, proleterin emeği, onun için herhangi bir mülkiyet yaratır mı? Hiçbir biçimde. Bu, sermaye, yani ücretli emeği sömüren ve yeni sömürü için yeni bir ücretli emek arzı doğuran koşullar dışında çoğalamayan türden mülkiyet yaratır. Mülkiyet, mevcut biçimi içersinde, sermaye ile ücreti emek karşıtlığına dayanır. Bu karşıtlığın iki yanını inceleyelim.
Kapitalist olmak, üretimde yalnızca salt kişisel değil, toplumsal bir konuma da sahip olmaktır. Sermaye kolektif bir üründür, ve ancak birçok üyenin birleşik etkinliğiyle, hatta son tahlilde, ancak toplumun tüm üyelerinin birleşik etkinliğiyle harekete geçirilebilir.
Demek ki, sermaye kişisel değil, toplumsal bir güçtür.
Öyleyse, sermayeyi ortak mülkiyete, toplumun tüm üyelerinin mülkiyetine dönüştürmekle, kişisel mülkiyet toplumsal mülkiyete dönüştürülmüş olmaz. Değişen, yalnızca mülkiyetin toplumsal karakteridir,