insan, en çok da emin olduklarından yorulur.
Doğru sandıklarından, hiç sorgulamadan inandıklarından...
Çünkü bazı şeyler gerçek olduğu için değil, biz onlara inanmayı seçtiğimiz için hayatımızda yer eder.
Sonra bir gün gelir...
içinde büyüttüğün o "kesinlikler" sessizce
çözülmeye başlar.
Ne büyük bir gürültü kopar, ne de aniden yıkılır her şey.
Sadece fark edersin.
Ve insan en çok o an değişir.
Bağırarak değil, kabullenerek
Kırarak değil, bırakarak.
Anlarsın ki;
her doğru sandığın, doğru değildir.
Her hissettiğin, kalıcı değildir.
İşte tam da orada...
İnsan, sandıklarını sandıklara kaldırmayı öğrenir.
Çünkü bazı yükler taşındıkça ağırlaşır; yerini bulduğunda ise sessizce hafifler.