Kajin, Ağır Roman'ı inceledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

YAPISAL İNCELEME

    Ağır Roman

             Ağır Roman Adlı Kitabın Özeti


     Metin Kaçan’ın ilk romanı olan “Ağır Roman”, İstanbul’un varoş mahallelerinden biri olan Kolera’da Gıli Gıli Salih isimli karakterin çevresinde geçenler üzerine kurulmuş bir hikâyedir. Romanın başkarakteri olan Gıli’nin çocukluk, gençlik ve olgunluk döneminin anlatıldığı “Ağır Roman” özellikle Metin Kaçan, karakterlerinin kullandığı yerel dili anlatıcı olarak da tercih etmiştir.

     Kolera mahallesi şehrin merkezine çok yakın olmasına rağmen, kültür yapısı bakımından şehirden oldukça farklıdır. Kolera’nın kendine özgü bir yapısı bulunmaktadır. Kolera’da birçok farklı etnik gruba ait insanlar bir arada yaşamaktadırlar: Rumlar, Süryaniler ve Müslümanlar. Hikâyeye konu olan kişiler genelde esnaflık yapmaktadırlar. Demirciler, hurdacılar, tamirciler, marangozlar vb. Gıli’nin babası olan Yıkık Köprülü Ali de esnaftır. Yıllar evvel askerliğini yaptığı Kolera’ya memleketini geride bırakıp eşi ve çocuklarıyla taşınmıştır. On üç yıldır aynı dükkânda berberlik yapmaktadır. Geçen bu süre zarfında Berber Ali, Kolera’ya her açıdan uyum sağlamıştır. Sadece Kolera’nın tehlikeli yaşamıyla mücadele etmemiş, aynı zamanda renkli gece hayatına da kendini kaptırmıştır. Eşi İmine’nin, kendisinin çapkınlığına engel olmaması için şehrin çok kötü olduğunu ve dışarı çıkarsa başına birçok olayın geleceğini söyleyerek pencere kenarına bağımlı yaşamasına neden olmuştur. Gıli ve abisi Reco babalarının otoriter tavrı yüzünden çocukluklarını yaşayamamaktadırlar. Arkadaşları oyun oynarken onlar hayat mücadelesine girişmişlerdir. Gıli, babasının yanında çalışmaktadır. Abisi Reco ise sanata ilgi duymaktadır. Bu yüzden Berber Ali’den çok azar işitip dayak yemektedir.  

     Kolera’nın gecesi ve gündüzü çok farklıdır. Geceleri pek çok yasadışı olay yaşanmaktadır. Bu olaylara sebep olarak kullanılan uyuşturucuyu gösterebiliriz. Uyuşturucu kullanımı mahalleli için son derece normal bir davranış olarak göze çarpmaktadır. Hatta bu durum mahallede ölen kişiler için yapılan helvalara uyuşturucu madde karıştırmaya kadar gitmektedir

     Gıli Gıli Salih’in kendisine örnek aldığı kişi Kolera’nın kabadayılarından Arap Sado’dur. Arap Sado, zenginden alıp fakire dağıtan, hapiste, hastanede veya zor koşullarda yaşamaya çalışan düşkün, yetim ve öksüzlere yardım eden ve bu sayede mahallede itibar gören birisidir. Bir gün mahalleye dadanan yazarın yengeç herifler diye tabir ettiği birkaç kötü niyetli kişi Arap Sado’ya tuzak kurup onu öldürürler. Sado ölmeden önce namını ve her şeyini Gıli’ye bıraktığını söyler. Gıli berberlikte pek de başarılı değildir. Babası ona eğer berberlik yapmayacaksa başka bir zanaat öğrenmesi gerektiğini söyler. Geçen sürede Berber Ali, oğlunun berberlik yapamayacağına kanaat getirip, onu marangoz Mimi Usta’ya teslim eder. Orada da tutunamayan Gıli, soluğu yakın arkadaşı Tilki Orhan’ın da çalıştığı Fil Hamit’in tamirhanesinde alır. Gıli’nin arabalara karşı ayrı bir tutkusu vardır. Kısa zamanda Fil Hamit’in sayesinde zanaatında ustalaşır. Hatta Hamit Usta, bir gün onaramadığı bir araba için Gıli’den yardım dahi ister. Arabayı onarmak için tutya madeni gereklidir. Gıli bu madeni nereden bulacağını çok iyi bilmektedir. Şair Adam Mickiewicz’in heykelinin bir bacağı artık yoktur. Gıli acemi hırsız süsü vermek için heykelin bacağını eğri büğrü kesmiştir. Heykelin parçalarını eriterek arabanın çamurluğuna eklerler. Çamurluk kısa zamanda onarılmıştır. Berber Ali, her akşam Gıli’nin ellerini kir pas içinde gördüğü için onu azarlamaya devam eder. Bu azarlamalardan Gıli’nin abisi Reco da nasibini alır. Bu duruma artık dayanamayacağını hisseden Reco evi terk edip şehre gider. Berber Ali, bir gün kendisinden hoşlanan Madam Eleni’yle dükkânda perde arkasında ilişki yaşarken, eşi İmine’nin ona yemek getirmek için iş yerine girmesiyle yakayı ele verir. Karı-koca soluğu karakolda alırlar. Komiser, evrak işleriyle uğraşmanın çok zor olduğunu İmine’ye belirtip, ondan kocası Berber Ali’yi affetmesini ister. İmine kabul eder. Fakat hiçbir şey artık eskisi gibi değildir. Bu arada Gıli’de tamirhaneden ayrılıp bitirim olmayı seçer. Katiller, esrarkeşler, satırcılar ve psikopatlarla arkadaşlık kurar. Kısa zamanda manyelcilik ve aynacılık gibi kötü işlerde ustalaşır. Bitirimlik konusunda Şair Baba’dan ders alır. İki oğlu da evi terk eden İmine, saldırganlaşır. Berber Ali, eşi İmine’yi eski haline dönüştürmek için birçok yol dener fakat başarılı olamaz. Son çare olarak İmine’yi hapa alıştırır. Hap etkisini gösterir. İmine artık haplar sayesinde sürekli bir köşede uyuklamaktadır.

     Bir gün Fil Hamit’in tamirhanesinde çıraklar oksijen kaynağını kullanarak kaynak yapmaya çalışırlar. Bu çok tehlikelidir fakat bir şekilde bu işi öğrenmeleri gerekmektedir. Karpit kazanının basıncı yükselince Fil Hamit’in dükkânında patlama meydana gelir. Çıraklardan biri kaçmayı başarırken diğeri saklandığı tuvalette yanarak can verir. Gıli büyük bir kahramanlık örneği sergileyerek üst katta bulunan Tilki Orhan ve Gaftici Fethi’yi yaralı olarak, çırağı da ölü bir şekilde kucaklayarak dışarı çıkarır. Gıli artık mahallede kahramanlık mertebesine ulaşmıştır. Berber Ali’de oğlunun kahraman olmasından dolayı oldukça gururludur. Gıli, bu kurtarma operasyonu sonrasında oldukça bitkin düşüp bayılır. Uyandığında mahalleye yeni taşınan Tina’nın yatağındadır. Aralarındaki ilişki de böylece başlamış olur. Reco şehirde bir arkadaşının evinde yeni bir hayat kurmuştur. Fakat Kolera’yı en çok da Gıli’yi özlemektedir. Kolera’da her gece faili meçhul cinayetler işlenmektedir. Gıli mahalleliye katili polisten önce bulacağına dair söz verir. Eğer bulamazsa Arap Sado’dan yadigâr kalan namı ve şöhreti yerle bir olacaktır. Gıli, sevgilisi Tina’yı Fil Hamit ile yakalar. Bu arada Imine’nin durumu günden güne kötüleşmektedir. Berber Ali, İmine’nin mahallede adlarını kötüye çıkaracak bir şey yapmasından korktuğu için mahalleyi terk ederek şehrin güzide bir yerine taşınırlar. Artık namusuyla çalışmamaya karar verir ve berber dükkânında gizli gizli uyuşturucu ticareti yapmaya başlar. Eski dostu Eleni, Berber Ali’den yüz bulamayınca olayları abartarak polise anlatır. Polis, Ali’ye işkence yapar. Bu işkenceler sırasında Ali delirir ve ölür. Ancak yazar onun ölümünden doğrudan bahsetmez.

     Gıli için her şey kötü gitmektedir. Annesi çıldırmış, babası ölmüş, abisi ise uzun zamandır ortalıkta gözükmemektedir. Artık son bir işi daha kalmıştır bu hayatta. O da Kolera Canavarı da denilen mahalle halkını teker teker öldüren seri katili bulmak ve öldürmektir. Şanslı bir günündedir. Katili bulur fakat katil hiç ummadığı biri çıkar. Mahallenin tatlıcısı Taner’dir katil. Kolera Canavarının iki kulağını da keser. “Gıli Gıli” lakabı da buradan gelmektedir. Arap Sado’dan miras kalan sustalıyla bileklerini keserek intihar eder.




Bakış Açısı

Anlatıcı

Yazar gözlemci bakış açısını kullanıp olaylara bir kameraman gibi yaklaşsa da yer yer kahramanın iç sesi olarak konuşur.


Örnek: Gıli Gıli Salih

   ‘’Gıli’nin terbiyeli bakışlarını yere dikip sert bir hayale daldığı sıra, kırık şırıngaların gölgesinde büyüyen Kolera’nın çocukları, marangoz Mimi Usta’nın dükkânına doluşup tahta oyuncak yapması için yalvarmaya başladılar.’’(Sayfa 6)

Yazar her şeyi bilen, gören, sezen her yerde bulunan ilahi bir niteliktedir. Anlatıcı olarak bazen iç monolog bazen bilinç akımı yöntemlerini kullanmıştır.  

Bakış Açısı

Romanın bakış açısı gözlemci bakış açısıdır. Başkarakter Gıli Gıli Salih’i ve diğer kişileri ve olayları, nesneleri gözlemci bakış açısı ile anlatır.

  Olay örgüsü

    Roman; Gıli Gıli Salih düzleminde kurulmuş bir anlatıdır. Gıli Gıli Salih, yaşadığı yerde yani Kolera’da kendine yer edinme çabası içerisindedir. Kolera’da yaşam tehlikeli, insan hayatı ucuzdur. Her gün birilerinin öldürüldüğü, birilerinin tacize, tecavüze uğradığı, uyuşturucu madde kullanımının hat safhada olduğu bir yerdir.

   Romanda, öykü edilerek anlatım yoluna gidilmiştir. Ağırlıklı olarak Gıli Gıli Salih, Mina, Berber Ali ve Reis karakterleri üzerinde durulmuştur. Karakterlerin özellikleri gerçek hayattan izler taşımaktadır. Psikolojik sorunları olan, aileleri ve çevreleri ile ilişkileri kötü olan tipler seçilmiştir.

   Roman genel olarak, Gıli Gıli Salih karakteri çerçevesinde şekillenmektedir. Gıli Gıli Salih’in, Arap Sado’ya özenip, onun yolundan giderek kendisine saygı duyulmasını, Kolera’nın kabadayısı olmak istediğini anlatmaktadır.

  Roman Karakterleri

Gıli Gıli Salih

  Romanın başkarakteridir. Kendisine yeni bir hayat kurmaya çalışmaktadır. Arap Sado öldürüldükten sonra Kolera’nın kabadayısı olur.

Tina

 Gıli Gıli Salih’in âşık olduğu kadındır. Aynı zamanda seks işçisidir.

Berber Ali

 Gıli Gıli Salih’in babasıdır. Kolera’nın berberidir.

İmine

 Gıli Gıli Salih’i annesidir. Akıl sağlığını kaybetmiştir.

Reco

 Gıli Gıli Salih’in abisi.

Gaftici Fethi

 Kolera’daki hırsızların başıdır. Entel giyinmeyi sever.

Tilki Orhan

 Gıli Gıli Salih’in çocukluk arkadaşıdır. Eşcinseldir.

Şenol

Gıli Gıli Salih’in çocukluk arkadaşıdır.

Puma Zehra

Ayaklı gazetedir. Kolera’da olup-biten her şeyi haber veren kişidir.

Madam Eleni

Berber Ali’nin dost hayatı yaşadığı kadındır.

Fil Hamit

Gıli Gıli Salih’in ustasıdır. Araba tamircisidir.

Reis

Kolera’yı haraca bağlayan serseridir.

Mimi Usta

Marangozdur.

Tıbı

Mahallenin fakiridir. Atıyla birlikte yaşar (Şermin).

Karakterlerin çoğu kitap içinde geçer fakat bir vasfa sahip değillerdir. Erser daha çok ana karakter üzerinde durur. Romanda birçok karakterin fiziki görünüşünden ve karakterinden söz dilemez. Belirgin herhangi bir özellikleri mevcut değildir.

Zaman

    Metin Kaçan, Ağır Roman’da kesin zaman kavramlarını kullanmamıştır. Olayların geçtiği zamanı romanın içinde yer alan gerçek dünyadaki olaylardan çıkartmak mümkündür. Olay örgüsü ve anlatılan zaman örtüşmektedir.

     ‘’Ustura zamanının kapanıp jilet devrinin başlamasıyla sinirleri hayli gergin olan Berber Ali, Salih’in tamirhanedeki puştun, pezevengin yanında çalışmasına bozulup her akşam oğluna öğütler vermeye başladı.’’ (Sayfa 43)

    ‘’Gaftici Fethi, zengin semtlerin birinden arakladığı aletle mahallede gözükünce, Kolera’da günün adamı ilan edildi.’’(Sayfa 46)

    ‘’Aya gidildiğine bile inanmayan softaların televizyonu kabullenmeleri yine Fethi’nin sayesinde oldu.’’(Sayfa 47)

ömer selçuk, bir alıntı ekledi.
3 saat önce · Kitabı okuyor

Oksijenin kendisi uyuşturucu. Öyle bağımlısı olmuşuz ki birkaç dakikalık eksikliği öldürüyor...

Kinyas ve Kayra, Hakan GündayKinyas ve Kayra, Hakan Günday
Gülnare, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okuyor

İslamiyet ile pek karıştırırlar;
Din karşıtlarının da söylediği gibi, şirk dininin ana unsurları, cehalet, korku, ayrımcılık, sermayedarlık ve bir sınıfın insanlarını diğer insanlara karşı üstün tutmaktır. Din karşıtlarının bu değerlendirmesi, hak din için değil, şirk dini için doğrudur. Doğru olan bir şey daha vardır ki, o da şirk dininin, zillet, sıkıntı, çaresizlik ve cehalet içinde yüzen halkları, içinde bulundukları durumun kendileri, ataları ve çocukları için ilahî bir takdir olduğuna inandıran ve buna teslim olmaya çağıran bir uyuşturucu görevini görmesidir.

Dine Karşı Din, Ali ŞeriatiDine Karşı Din, Ali Şeriati
Nisanur, bir alıntı ekledi.
18 saat önce · Kitabı okuyor

Sevmek tehlikelidir.
Sevmek uyuşturucu almak gibidir. Başlangıçta kendini iyi hissedersin, bütünüyle verirsin. Ertesi gün daha fazlasını istersin. Henüz zehirlenmemiş, o duygudan hoşlanmışsındır ve onun üzerindeki egemenliğini sürdürebileceğini sanırsın.

Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum Ağladım, Paulo Coelho (Sayfa 78)Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum Ağladım, Paulo Coelho (Sayfa 78)
Caner Tuncer, Biz'i inceledi.
Dün 00:08 · Kitabı okudu · 12 günde · 8/10 puan

BİZ'İ NEDEN OKUDUM? BANA GÖRE ESERİN DİLİ NASIL?

BİZ'i, George Orwell'ın "1984" ve Ursula K. Le Guin'in "Mülksüzler" eserlerini okumaya başlamadan önce, bu iki büyük yazarın çok beğendiği ve övdüğü, aynı zamanda bu iki yazarın bu kült eserlerini yazarlarken Zamyatin'in "BİZ"inden esinlendiklerini öğrenmem sonucu okumaya karar verdim. Türünün ilk örneklerinden olmasının da epey bir etkisi oldu.
Okuyacağım ilk bilim-kurgu, ütopya-distopya eseri olması sebebiyle zorlanacağımı biliyordum. Kitabı bana göre uzun sürede bitirmemin sebebi arka arkaya 1 saatten fazla okuyamamam oldu. Bunun başlıca sebebi de belirttiğim gibi bu alanın içinde yeni olmam, yeni bir tarzla karşılaşmam. Ancak bunun dışında; yazarın, her ne kadar bende büyük hayranlık uyandırsada, sık sık kullandığı şairane betimlemeleri oldu. Zaten okunması güç olan bir eserin, benim adıma daha da zorlaştığını söyleyebilirim bu hususta. Ancak bu anlatımın kalitesi okurken zorlanmama ve verdiğim fazladan saatlere değdi diyebilirim.
Benim size tavsiyem zihniniz mümkün olduğu kadar dinginken, sakin bir kafayla okumanız.

KİTAP İÇERİĞİ İLE İLGİLİ (özet niteliğinde)

Ana karakterimiz D-503 numarasına(ismine) sahip bir matematik mühendisidir. Kitaptaki anlatıcı kendisidir. Kitaptaki bütün olayları kendi kalemiyle, kendi ağzıyla günlük gibi kaydetmektedir. "İNTEGRAL" adı verilen, devletin en büyük projesi olan bir uzay gemisini yapmakla yükümlüdür. (kitapta insan sözcüğünü kullanmıyorlar, numara diye hitap ediyorlar.) D-503 gibi binlerce numara "TEK DEVLET" adı verilen bir devlette yaşamaktadırlar. Tek Devlet'i ise, İyilikçi adında bir insan yönetmektedir.
Bütün numaralar topluğu, İyilikçi'nin koyduğu, bize göre aşırı akılalmaz gelen, kurallara uymakta, karşı gelmemekte, "sen" "ben" gibi bencil ifadeler kullanmamakta ve bunun yerine kitabın ismini aldığı "BİZ", kullanmakta, duygusal düşüncelere ve duygulara sahip olmamaktadırlar.
Bu kurallardan bazıları; "Yeşil Duvar" ile örülmüş devletin sınırlarından çıkmamak, hiçbir uyuşturucu madde ve tütün kullanmamak, saat 22.30'da uyuyor vaziyette olmak ve asla sokaklarda bulunmamak, yeteneğin olan işi yapmak zorunluluğunda olmak(tamamen iyilikçi ve tek devlet adına hizmet etmek şartıyla), özgür bir biçimde dilediğin kişiyle dilediğin zaman dilediğin yerde dilediğin kadar cinsel münasebette bulunmamak, en sık 2 günde 1, daha önceden numarasını devlet tarafından üzerine kaydettirdiğin bir karşı cinsle saat 21.00-22.30 aralarında cinsel birliktelik yaşayabilmek vs...
Karakterimiz D-503, başlarda bu kuralları ve yeni sistemi, Tek Devlet'i sonuna kadar destekliyor, savunuyor. Tarih öncesi dediği, yani bizim dönemimizden bahsettiği, dönemlerin yönetim sistemlerini yeriyor ve bir türlü bu özgürlüğümüze anlam veremiyor.
D-503, numarası üzerinde kayıtlı olmayan ve başlarda nefret duygusunu hissettiği bir kadın numara olan Devrimci I-330'a olan aşkıyla, o dönemin en büyük hastalığına, yani bir ruha sahip oluyor. Sevdiği ve savunduğu yönetim ile aşkı arasında kalan ve istisnai bir biçimde iptidai bir kalbe sahip olan D-503, zamanla bu kararsızlık içerisinde delirmeye başlıyor.

ESER HAKKINDA Kİ DÜŞÜNCELERİM/GÖRÜŞLERİM

Rus yazar Yevgeni Zamyatin, bu eserinde dönemin Sovyet Rusyası'nı ezber bozan bir eserle oldukça etkili bir biçimde eleştirmiş ki, bu eseri yazar Zamyatin hayattayken Rusya'da sattırılmamış. Dönemin Sovyet Rusyası'nda sosyal ve ideolojik düzeni içerisinde mevcut sistemin karşıtı olan devrimci kişiliğini Zamyatin, benzer bir entropik düzen içerisinde ki kitabın ana karakteri D-503'le bizlere ve bütün dünyaya yansıtmak istemiş. Kitabı açıkçası çok rahat bir dönemimde okumadığım için istediğim kadar verim alamadım ama aldığım kadarıyla, düşünce açısından bana çok şey kattığını söyleyebilirim.

Gökay Sarı, Zargana'yı inceledi.
 22 May 00:20 · Kitabı okudu · 5/10 puan

Günday’ın beni en az etkileyen romanı oldu. Yazarın sistemini ve karakterlerini oldukça iyi tanıyan biri olduğumu söyleyebilirim, ancak Zargana beni içine alamadı.

Günday’ın romanlarında karakterler ekstrem davranışlar sergileyebiliyorlar doğru, kurgu da gündelik hayatta pek ihtimal vermediğimiz olasılıklar çerçevesinde şekillenebiliyor. Günday, tüm bu “olağandışı” unsurları ustaca sistemleyebiliyor normalde, okuyucusuna yaratmış olduğu dünyayı mantık hatalarlarını sıfıra indirgeyerek ve kurgu geçişlerini sağlam kalıplara oturtarak yapabiliyor bunu.

Bahsettiğim kabiliyetini en zayıf şekilde sergilediği eserlerinden biri bence maalesef bu. Elbette, okuyucu olarak benim eksikliklerim de söz konusudur, ancak yazarın tüm eserlerini okumuş biri olarak; Zargana ile birlikte Kinyas ve Kayra’da pek çok defa Günday’ın kurgusunun, yarattığı dünyanın sınırları dışına çıkmak zorunda kaldım.

Zargana’nın bir diğer özelliği de, yazarın tüm eserlerindeki karakterlere gayet tabii bir benzerlik göstermesine rağmen, kompleks karakter gelişiminin temel nedenlerini, yani zat-ı muhteremin niçin böyle bir zat olduğunu, ve kurgudaki olaylara neden, nasıl ve ne zaman tepki vereceğini okuyucusuna çok belli ediyor. Günday bunu bilerek yapmış elbette, ancak bunu minimumda tutarak, okuyucusuna karakterlerini sürekli sorgulatmayı başararak yaratmış olduğu olduğu şahane eserleri var; Malafa ve Piç gibi.

___Yazının Devamı SPOILER İçerir___

Zargana’nın, iki kimyasal uyuşturucu maddeye verdiği tepkiyi gerçekten de muazzam bir şekilde betimlediğini eklemeden geçemeyeceğim. Bu eserde beni galiba en fazla heyecanlandıran bölüm buydu.

Bunın dışında, Günday’ın kaleminin sert kurguların altına imza attığını biliyoruz, yine oldukça çarpıcı birkaç sahneyi aklımıza tüm rahatsız ediciliği ve unutulmazlığı ile işlemeyi başarıyor. Günday okurken tedirgin olmamak epey zor, keza Zargana’nın tecavüze uğradığı sahne yazarın, dilediğinde okuyucusunu nasıl da pençeleri arasında kitleyebildiğini gösteriyor. Rahatsız oluyor, hatta okumak istemiyor ve kaçacak bir delik arıyorsunuz, yine de okuyorsunuz.

Yeraltı Edebiyatı kavramını etiketleştirip bir popüler kültür malzemesi haline getiren onca sevimsiz yazar ve eserin zırvaladığı tecavüz, alkol, kan ve ter, kavga, uyuşturucu, kusmuk falan filan saçmalar dolusu bir zırvalıktan oluşan o ergen edebiyatını düşününce, Günday’ın bu zibidiliklerin ve zibidilerin haddini bildirdiğini düşünüyorum.

Zira, Günday yukarıda bahsettiğim saçmalıkları alıp, ustaca yoğuruyor ve onları anlam ve estetik kaygısının ince süzgecinden geçirerek bir kurguyu “gerçek anlamda” nasıl sertleştirebileceğini çok iyi biliyor.

Zargana’daki protagonistin kimyasal maddeler ile etkileşimi ve uğradığı şiddetin betimlenişi yazarın az önce bahsettiğim niteliğini gayet güzel bir şekilde kanıtlıyor bence.

Metin Özdemir, bir alıntı ekledi.
21 May 22:55 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Evet, aynen böyle söylemişti ve ben kendimi tutamamış:
- Ne zamana kadar felâketlerin de, faciaların da en âlâsının, en büyüğünün bizde olduğunu iddia etmemeye devam edeceğiz? demiştim.
- Facialardan kastınızın ne olduğunu anlamadım?
- Uyuşturucu iptilâsının sosyal bir felâket, bir facia olduğu aklınıza hiç gelmedi mi?

Dişi Kurdun Rüyaları, Cengiz AytmatovDişi Kurdun Rüyaları, Cengiz Aytmatov
Metin Özdemir, bir alıntı ekledi.
21 May 11:49 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bu çocuğun uyuşturucu satarak para kazandığına ve daha gencecik iken hayatının mahvolduğuna kim inanırdı!

Dişi Kurdun Rüyaları, Cengiz AytmatovDişi Kurdun Rüyaları, Cengiz Aytmatov
Metin Özdemir, bir alıntı ekledi.
21 May 01:03 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Arkadaşların sana idealist diyorlardı ve haksız da değillerdi. Daha şimdiden bu çocukların sana ihtiyaçları olup olmadığını, işlerine karışmanın gerçekten gerekli olup olmadığını sormaya başladın. Aslında onlar için ne yapabileceksin ki? Onları kendi yoluna sokup hayatlarını mı değiştirebilirsin? Sen kendini yeyip bitirirken, onlar, içleri rahat, belli bir amaca doğru gidiyor ve ne istediklerini biliyorlar. Hiç olmazsa, onları yalnız uyuşturucu ve paranın mutlu edeceğine inanmışlar. Onları bunun aksine nasıl inandıracak, doğru yolu nasıl göstereceksin? Araya girmezsen er-geç yakalanıp ceza kamplarına gönderilecekler. Ama kendilerini o kadar suçlu görmeyecek, bunu sadece şanssızlık sayacaklar. Ah onları kötü yoldan bir döndürebilseydin! Pişmanlık ruhlarını temizlerdi, suç işlemekten gönüllü olarak vazgeçer ve gerçek sevinci yaşarlardı. Harika bir şey olurdu bu! Ama, mutluluk olarak onlara başka ne verebilirdin?

Dişi Kurdun Rüyaları, Cengiz AytmatovDişi Kurdun Rüyaları, Cengiz Aytmatov
Dorian Gray, bir alıntı ekledi.
19 May 20:56 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yaşlanacak zamanımız var. Hava çığlıklarımızla dolu. Ama alışkanlık büyük bir uyuşturucu.

Godot'yu Beklerken, Samuel Beckett (Sayfa 93)Godot'yu Beklerken, Samuel Beckett (Sayfa 93)