• Sevgi özlemiyle birleşen bilinçsiz adanmışlıkla dolu bu uzun saatler tatlı,yumuşacık bir uyuşturucu gibiydi...
  • evet, yazıp yazmamak konusunda çok düşündüm ama sonunda buradayım.
    artık 30'lu yaşlarımın ortalarında olduğumdan mütevellidmidir hayata dair bazı şeyler bende müthiş bir ''off bu ne ya çocukça'' algısını oluşturuyor. memnun değilim ancak elimde değil. bu eserde bana sıklıkla bunu dedirtti, birinci ağızdan anlatılan eserde karakter her küfür ettiğinde, her ''kaybedenyıkıkezikdüşmüşkovulmuşofyamahvolmuş' moduna girdiğinde (ki kahramanımızın başına babasının ölümü dışına öyle aman aman, mücadele edilemeyecek hiç bir halt gelmiyor) sıklıkla off bu ne yaa dedim. undergrand edebiyat, 'dozunda' kaybedişlik severim ancak Serbes burda tıpkı bir önceki kitabında olduğu gibi ticari düşünmüş ve satacak olan, ergen kitleye hitap eden deli saçması sözümona bir 'öykücük' yazmış. ya bu kadar kolay mı sonunda t olmayan Serbes? gerçekten bir eser oluşturup bunu insanlara ben bunu yazdım diye sunmak bu kadar kolay mı? bu kadar özensiz bu kadar alelade bir kitabı yeni kitabım diye sağda solda imzalarken hiç utanmadın mı?
    ucuz basit bir ergen depresyonunu yine depresif ergenlere onların ilgisini çekecek alkol uyuşturucu ve küfür sosuyla hazırlayarak servis eden Serbes sadece hikayenin bomboşluğuna değil kurgusuna da dikkat etmemiş ki kitapta yüzlerce zamanlama hatası var, misal 5 yıl önce 17 yaşımdayken diyor yani karakter 22-23 yaş aralığında olmalı ancak bikaç sayfa ilerde ve aynı zaman çizelgesinde 27 yaşıma geldim amk vay bilmem ne koyayım şeklinde küfür ederken farklı bir bilgi veriyor. vs vs yere batmış kaybetmiş müptezel edebiyatından yeterince ekmek yediniz artık ya bu undergrand işini layığıyla yapın yada sizleri okuyan 14-16 yaş grubu hayatın başlangıcında ki insanlara ''eğer hayat sana adil davranmadıysa hemen depresif ol ve biraz esrar iç dostum tek çözümün bu çünkü kimse seni sevmiyor dünya çok boktan bir yer'' mesajını vermekten vazgeçin. edebiyatın yüz karaları.
  • Hani bazı kitaplar vardır hemen bitmesini isteriz.benim içinde birazcık öyle türden bir kitaptı.kitabın konusu:kilise de gizemli
    Bir şekilde kulak zarı delinerek öldürülen bir rahip. bu işi çözmek isteyen biri emekli, öteki çocukluğunda kötü şeylere maruz kalmış, çocuklar konusunda hassas olan, uyuşturucu bağımlısı ,görevden alınmış bir polis. bu iki adamın tek ortak noktası vardır: bu gizemi çözmek.
  • Buda'nın vefatından 500 yıl sonra Buda'nın sözleri yazıya dökülür.Her Budist rahibin ezberlediği Budizm'in temel kitabıdır.Bu dönemde de halen devam eden kast sistemine karşıdır.İçki ve diğer uyuşturucu madde kullanımı tasvip edilmez.Zina etme,yalan söyleme,kibirlenme ve öfkeyi dizginle gibi güzel düşünmeyi ve güzel eylemlerde bulunmayı telkin eder.

    İnanç;doğuyu batıdan ayıran yegane kıstastır.İnanç Doğunun manevi zenginliğidir.Batının "iz" ideolojilerine karşı Doğunun yegane silahı inançtır.

    İnsanın yaşam felsefesine katkı verecek güzel bir eser.....
  • O sıralarda arkadaşlarımla bu sorunu konuşmayı denedim. Düşün ki, bir insan bilerek felakete sürüklüyor kendisini ve sen onu kurtarabilirsin -kurtarır mıydın? Öyle bir ameliyat düşün ki, hasta narkozla bağdaşmayacak uyuşturucular kullanıyor, ama uyuşturucu kullanmaktan utandığı için, bunu anestezi uzmanına söylemiyor -onun yerine sen konuşur muydun anestezi uzmanıyla? Bir mahkeme düşün ki, sanık solak olduğunu ve bu yüzden sağ elle işlenen cinayeti kendisinin işlemiş olamayacağını açıklamadığı takdirde mahkûm olacak; ama solak olmaktan utandığı için bunu yapmıyor -durumu sen açıklar mıydın hâkime? Sanığın eşcinsel olduğunu ve suçun bir eşcinsel tarafından işlenmiş olamayacağını düşün; ama sanık eşcinsel olmaktan utanıyor. Sorun, solak ya da eşcinsel olmanın utanılacak bir şey olup olmadığı değil -yalnızca sanığın utandığını düşün.
  • BİN MUHTEŞEM GÜNEŞ
    Nereye giderseniz gidin,ülkeniz peşinizden gelir.Artık siz orada yaşamasanız da o içinizde yaşar...
    Khaled Hosseini ''uçurtma avcısı'' kitabında yakaladığı başarıyı '' bin muhteşem güneş'' ile zirveye taşımıştır. kitabı bitirip kapağını kapattığınızda sizde uyandırgı duygular bitmiyor, sizinle yaşamaya devam ediyor. Çok güzel bir anlatım ve hikaye.anneliği çok güzel anlatmış ve cahilliğin en kötü yüzü,belkide daha ağırları yaşanıyor şu anda bile.

    Çocuk yaşdaki kızlar ihtiyar adamlara satılıyor.silah fabrikaları ,uyuşturucu baronları para kazansın diye hayatlar heba oluyor,çaresizliği sonuna kadar yaşadım.Bu coğrafyada çaresizliği yaşamayan kadın çok azdır,ya okutulmamıştır, Ya çocuk yaşta gelin edilmiştir hemde dedesi yaşındaki bir adamla...Cahillik bu coğrafyada ki kadınların kaderi olmaktan çıksın ve önce biz kadınlar okuyalım sonra çocuklarımızı cehaletten koruyalim.Tek kelimeyle muhteşemdi.İyi okumalar...
    Bir Muhteşem Güneş
    Khaled Hosseini
    Everest yayınları
  • Aslı Erdoğan bu kitabında Rio'yu anlatmış. Betimlemeleri özgün ve ilgi çekici bir kent romanı olmuş. Aslı Erdoğan'ın bu romanından sonra kentin insanları, insanların yaşam tarzı, kentin sokakları, mekanları kısaca Rio hakkında birçok bilgi sahibi olabiliyorsunuz.
    Rio, çete kavgalarının sıkça yaşandığı, uyuşturucu ticaretinin, silah kaçakçılığının, fuhuşun, insan öldürmenin sıkça görüldüğü belanın ve tehlikenin bol olduğu bir kenttir. Rio, uyuşturucu vb. işlerle geçindiği için kimse bunlara ses çıkarmaz.
    Rio insanının "kadın" algısı, insana bakış açısı başarılı bir şekilde anlatılmış. İnsanların ölümle burun buruna olduğu bu kentte insanlar, bir ölünün yanından sanki önemsiz bir şey görmüş gibi öylece geçip gidebilirler. Çünkü bu Rio için alışıldık bir durumdur. İnsanlar sokaklarda ölü bedenlerle karşılaşmaya o kadar alışıktır ki bu durum artık onlar için sıradanlaşmıştır. Burada insanlar acımasızdır. İnsan yaşamının önemsiz olduğu bir kenttir Rio.
    Kitapta işlenen konulardan biri olan "açlık" çok etkileyici. Kendi kusmuğunu yiyen bir insan ve dışkı içinde sindirilmemiş yiyecek arayan bir insan anlatılmış. Bunlar insanı gerçekten derinden etkiliyor. Bir de yazarın bu kitapta kullandığı şiirsel üslup da eklenince romanın etkileyiciliği bence artmış. Bu tarz konulara şiirsel üslubun çok yakıştığını düşünüyorum.
    "İnsanın yalnızlığı" konusu da başlıca konularından biri. Başta yalnızlık konusunu fazla mı abartmış, fazla mı dramatikleştirmiş diye düşündüm fakat romanda ilerledikçe neden bu kadar ağır bir yalnızlık yaşadığı anlaşılıyor. Zaten kitabın karakteri Özgür de aslında hassas bir kişilik olduğu için bunun üzerinde durulması karakterle örtüşüyor.
    Rio, asi bir kent olması bakımından ilgi çekici. İnsan bir yandan nefret ediyor fakat diğer yandan resmen bu kente aşık oluyor. Rio'yu merak edenler, Rio hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler, farklı bir kültür tanımak isteyenler mutlaka okumalı!