Kapalı Bir Kapıdır Cehennem , Chinaski
Sarı perdeler yırtılı
çılgın gözlü kedi sıçrar
yaşlı barmen tezgaha yaslanır
sinekkuşu uyurken

tanklar yapay savaş alanlarında eğitim yapar
lastikler otobanda vızıldar
ucuz burbonla sarhoş cüce odasında bir başına ağlar
çim ve ağaçlar seni seyreder
okyanus devasa ve hakiki yaratıklar barındırırken

yatağın altındaki bir çift terliğin hüznünü ve zaferini
kanınla dans eden yüreğinin balesini
bir gün aynalarından nefret edecek aşk kızlarını
mesaide vardiyayı
iğrenç bir salata ile geçiştirilen öğle yemeğini

bildiğimiz şekliyle ölüm
berbat bir numara sanki o kadar acıdan sonra

durup dururken gelen ani mutluluk duygusunu
olanaksızlığın ortasından yükselen bir şahin ay gibi

büyük sevinçlerin şaşı deliliği
sonunda aldatılmadığımızı biliyoruz artık

ellerimize ayaklarımıza hayatlarımıza yollarımıza bakarken
uyuyan sinekkuşu
katledilmiş ölü ordular
baktığında seni yutan güneş

sen biliyorsun ve ben biliyorum ..

Fırat Mişe, bir alıntı ekledi.
19 May 04:35 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"GECİKME"
Uyuyan şu insanların rüyaları adına
Geceyi hırka gibi giyinmiş uykusuzluğun acısı adına
Ağaçların yaprak yaprak gökyüzüne uzanmış arzusu adına
Sokak köpeklerinin ezanla başlayan ulumaları adına
Denizin büyük mavi karanlığı adına
İncinmiş gururun gözyaşı adına
Dağ başlarının mağrur ıssızlığı adına
Nar ağaçlarının kırmızı bereket çanı adına
Umudun umutsuzluktan ağır yükü adına
Kalbine inanmış bütün sevenlerin muradı adına
Yolların cezaya döndüğü uzaklıklar adına
Yolların bağışa döndüğü yakınlıklar adına
Saka kuşunun çembercik kuşuna söylediği şarkılar adına
Şarabın mumla seviştiği geceler adına
Arzusu gövdesinde kalmış ölüler adına
Yoksulluğun uzak derin gözleri adına
Yüzü yere düşen çaresizlik adına
Kavuşmanın kekeme sevinci adına
Herkesten yapılmış duvarlar adına
Kendinden başka doğrusu olmayan büyük aşklar adına
O ışık goncasının arzusu ve korkusu adına.
...Benim kırk yıl gecikmiş avunmaz zamanım adına
Aşkı bir gövdeden doğuran dünya
Sen koydun bu kalbi bu güzelliğin önüne
Ayrılığa bırakma beni...
...Ölüm bir gün nasılsa sürecek hükmünü

Bağbozumu Şarkıları, Şükrü ErbaşBağbozumu Şarkıları, Şükrü Erbaş

Aslı Bir Yasemindir İçimdeki Gecenin
Son kurbanı ben miyim bu şehla bilmecenin
Aslı bir yasemindir içimdeki gecenin
Böylesine taşır mı karanlığı bir adam
Böylesine kahrını damıtır mı bu şehir
Bir çöl kalır her deprem sonrası ellerimde
Bir yüzün kalır
Yüzün ki, bir yanında yükselir sıradağlar
Bir yanında şairler yalnızlığı anlatır

Yüzün işte bu yüzden yasemindir her gece
Yine mi kıskanıyor bahçıvan bebeklerin
Ebedi odalarda uyuyan gözlerini
Yine bir mum alevi kıyısında dönence
Gölgesi duvarlara vuruyor meleklerin

Bir yanı neden eksik deniz fenerlerinin
Sen de mi limanları temizleyen bir adam
Ve aydınlık bir rıhtım arıyorsun yeniden
Sanki biri bakıyor içimde bir gemiden
Zamana boyun büken yaralı bir sur gibi
Sen de mi bir şehzade bekliyorsun öteden
Bir tufan ortasında çaresiz, mahsur gibi
Gel, rüya toplayalım bu esrarlı geceden

Bir mihr-i müecceldir şehrin karanlıkları
Yağmur yağınca birden
Zencilerin bembeyaz düşlerinde gül açar
Turnalar çılgındır, ketum ve siyah
Gökyüzünde gizli tüneller açar

Yıllar gam bozkırında tükendi bencileyin
İnadına köpürdü dudaklarımda zehir
Ne hazinedir ki, hala anlamadı gönlümün
Devasa bir sığınak olduğunu bu şehir

Duymaz mı benden gayri, gökteki çığlıkları
Bir kağnıyı sadece fotoğrafta görenler
Hayal kırıklığına uğramaz mı yeniden
Yokluğumu seninle aynı safta görenler
Küf yeşili bir dünya bıraktı kollarıma
Boynuma yıldızları asıp, yafta görenler
Belki de onaracak kalbini çeşmelerin
Birgün seni de bana itirafta görenler

Kuştüyü bir yatakta ölen bir mihracenin
Beyaz elbisesini giyse de bu şehrayin
Aslı bir yasemindir içimdeki gecenin
Yeter ki, koy ufkuma gözlerini aniden
Varlığıma gizemle yaklaşan gözlerini
Bir saray bahçesinde yeşeren lale gibi
Sonsuzluk ırmağına karışan gözlerini

Hangi demir dayanır bakışlarına, söyle
Hangi dev mahkûm eder savaşan gözlerini
Karayel doyasıya öpüyor yanağından
Umudu sefillerle paylaşan gözlerini

Bir hayal, serabıyla aldatıyor ülkemi
Bir alev, çığlığımla tutuşturup yaktığım
Yine aynı sarhoşluk Kehkeşanlar uğruna
Yine aynı katafalk, ruhumu bıraktığım

Gün doğar mı, bilemem, zeval ufkunda bir gün
Yosunlara karışıp sayrılıklar içinde
Bir kara büyü gibi yayılarak her ize
Cellâdını beklemek ayrılıklar içinde
Nedendir esir olmak kuruyan bir denize

Söyle, neden bu kadar belirsiz bakışların
Sel suları mı indi paslı kirpiklerine
Ölüm bir kurşun gibi girdiyse yüreğine
Bekle, sonu gelmeyen azabını kuşların

Yalnız seni arıyor hudutlarımda zaman
Atlasında hep senin hayalini saklarım
Dağılmaz mı bu efkar, bu sessizlik, bu duman
Neden böyle kıpkızıl akıyor ırmaklarım

Sana göre ben garip bir canda unutulmuş
Efsunlu bir davada sanık olan biriyim
Oysa bir tayın göğsü kadar narin ve ürkek
Ne gurbet kaçamağı, ne zavallı bir sarhoş
Sadece ihtilale tanık olan biriyim

Al götür ta öteye ağlayan mektupları
Götür ağzı köpüren atları bu şehirden
Sana dimdik yürümek yakışıyor ey kadın
Bana bir padişahı ağırlamak yeniden
Eteğinden kan sızan gelinliği al götür
Götür bu yağmalanmış haritayı evimden
Çocukları öldüren hainliği al götür

Mahşeri bir hicretin rahmidir niranımız
Bak işte, kıyam üzre, yüzyıllık viranımız
Tanyeri kalbi midir intizarın, bilemem
Bıktım hafifliğinden dorukta her cücenin
Bu son infilakı mı bir mezarın, bilemem
İntiharı ben miyim bu meşhur bilmecenin
Aslı bir yasemindir içimdeki gecenin
Belki de, isyanımdır ah ü zarın, bilemem

— Nurullah GENÇ

Efşan, bir alıntı ekledi.
16 May 23:20 · Kitabı okuyor

Ey uyuyan adam! Şimdi uyanmalısın! Seni uykudan ölüm uyandıracak olursa, bu uyanışın ne faydası olur?

Bostan ve Gülistan, Şeyh Sadi Şirazi (Nesil Yayınları)Bostan ve Gülistan, Şeyh Sadi Şirazi (Nesil Yayınları)
Sena, bir alıntı ekledi.
 13 May 00:08

Kendini görmeyi hep sürdüreceksin. Hiçbir şey yapamazsın, kendinden kaçamazsın, kendi bakışından kaçamazsın, hiçbir zaman bunu yapamayacaksın... bu göz hep olacak, senin gözün, hiç kapanmayacak, hiç uyumayacak olan gözün. Kendini görüyorsun, kendini gören kendini görüyorsun, sana bakan sana bakıyorsun... Uyumuyorsun, ama uyku artık gelmeyecek. Uyanık değilsin ve hiç uyanmayacaksın. Ölü değilsin ve ölüm bile seni kurtaramayacak.

Uyuyan Adam, Georges Perec (Sayfa 72)Uyuyan Adam, Georges Perec (Sayfa 72)

Agatha Christie Etkinliği
AGATHA CHRSİTİE OKUMA ETKİNLİĞİ (5 Mayıs-1 Temmuz.)

Ben, dedektif. Sherlock holmes.
Dostum Hayalperestcik ile beraber düşündük taşındık, bir Agatha Christie etkinliği yapalım dedik. Sitede bir etkinlik akımı var ama kimse polisiyenin kraliçesi olan Agatha Christie etkinliği düzenlememiş ve birçoğumuz Agatha Christie okumadık. Ama okuyunca, Agatha teyzemin zekasına hayran kalacağınızdan eminiz. Ve bu kutsal görevi biz üstleniyoruz! Etkinlik tarihi boyunca, hepinize Agatha teyzemi okutturacak, onun zekasına sizi hayran bırakacağım, ben Sherlock, güvenin bana.
Kendimle övünmek için söylemiyorum ama, ben yani Sherlock bile Agatha teyzemin kitaplarının sonunu tahmin edemiyorum. Ağzım açık bakakalıyorum kitaba. Peki neden Agatha teyzem çok zeki?
Teyzem, yüzlerce kitap yazdı ama hiçbirinde kendini tekrarlamadı, çoğu kitaplarında mükemmel bir kurgu ve vurucu son, teyzemin kitaplarının vazgeçilmezi, soğukkanlılığıyla bilinen, Sherlock kadar zeki olamasa da Hercule Poirot ve onun dişi versiyonu Miss Marple’ın cinayeti araştırmasını zevkle okumak, teyzemin kullandığı edebi dil ve metaforları. Bu yüzden teyzem çok zeki. Peki, biz sizlerden neden Agatha Christie okumanızı istiyoruz? Tek bir nedeni var: polisiyeye olan bakış açınızı ve hayata olan genel bakış açınızı değiştirmek. Asla sığ görüşlü olmayın. Bardağın dolu tarafını görmeyin, boş tarafını da, ikisini birden görün. Bu yüzden bu etkinliğe katılmanızı tavsiye ediyorum.Sherlock olarak sizlere taviyem; bu etkinliği kaçırmayın. Bu etkinlikte gelecek var!

Etkinliğe katılmak için tek yapmanız gereken, 3310’a ‘etkinlige katılmak ıstıyorum’ diye mesaj atmak. Şaka. Sadece yorumlarda katıldığınızı belirtmek. Bu kadar. Etkinlik ile ilgili sorular, görüşler için başka bir ileti yazacağım ve oradan teyzeme yazılan incelemeleri vb. paylaşacağız. Rastgele!

Etkinlik tarihi; 5 Mayıs-1Temmuz olarak belirledik. Bu süre zarfında, eminim ki birkaç tane Agatha kitabını bitirebilirsiniz.



1-On Küçük Zenci
2-Doğu Ekspresinde Cinayet
3-16.50 Treni
4-Acı Kahve
5-Nil'de Ölüm
6-Cinayet Alfabesi
7-Beklenmeyen Misafir
8-Briç Masasında Cinayet
9-Roger Ackroyd Cinayeti
10-Dersimiz Cinayet
11-Cinayetler Oteli
12-Köşkteki Esrar
13-Üç Yanlış Üç Ceset
14-Elmayı Yılan Isırdı
15-Beş Küçük Domuz
16-Cesetler Merdiveni
17-Noel'de Cinayet
18-Mavi Trenin Esrarı
19-Zehiri Kim Verdi
20-Fare Kapanı
21-Filler De Hatırlar
22-Ölüm Diken Üstünde
23-Porsuk Ağacı Cinayeti
24-İskemlede Beş Ceset
25-Ve Perde İndi
26-Ölüm Sessiz Geldi
27-Büyük Dörtler
28-Şampanyadaki Zehir
29-Ölüm Çığlığı
30-Çarpık Evdeki Cesetler
31-Üç Perdelik Cinayet
32-Ölüm Meleği
33-Ölüm Saatleri
34-Sıfıra Doğru
35-Üçüncü Kız
36-Cinayetler Kulübü
37-Sonuncu Kurban
38-Işıklar Sönünce
39-Ölümle Randevu
40-Ölüm Oyunu
41-Ölüm Adası
42-Sessiz Tanık
43-Kahverengi Elbiseli Adam
44-Cinayet İlanı
45-Şark Ekspresi'nde Cinayet - Gizli Düşman
46-Ve Ayna Kırıldı
47-Lord Edgware'i Kim Öldürdü
48-Esrarengiz Sanık
49-Hercule'ün On İki Görevi
50-N veya M?
51-Bağdat'a Geldiler
52-Nil'de Ölüm - Malikanedeki Esrar
53-Miss Marple'ın Son Maceraları
54-Bayan McGinty'nin Ölümü
55-Arka Sokaktaki Cinayet
56-Cenazeden Sonra
57-Briç Masasında Cinayet - Ölüm Çığlığı
58-Noel Kekinin Gizemi
59-Uyuyan Ölüm
60-Şeytan Dönemeci
61-Mezopotamya'da Cinayet
62-Hollow Malikanesi Cinayeti
63-Ölüm Büyüsü
64-Ölümün Tam Zamanı
65-Kanatların Çağrısı
66-Bilinmeyen Hedef




(Not: Teyzemin +100 kitabı var, hepsini eklemem mümkün değil, ama birçoğunu ekleyceğiz, eğer okumak istediğiniz kitap listede yoksa, yorumlarda bize belirtmeniz yeterli!)



Okurlar:

1-Hayalperestcik
2-Pınar Yiğitcan
3-Sherlock Holmes
4-ismail salcan
5-Reina
6-Eda
7-İbrahim Demiroz
8-Haticezz
9-https://1000kitap.com/likeapanda
10-https://1000kitap.com/sunofhope
11-CEYLAN
12-Sarius
13-™ Parende
14-Umay
15-Mehmet Aldemir
16-Fox Mulder
17-Naziko
18-inci k.
19-yyaso
20-Murat Ç
21-Büşra A.
22-Eda
23-S.
24-Pavel Fyodoroviç Smerdyakov
25-ozge

Özge Ülger, bir alıntı ekledi.
30 Nis 15:45 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Uyumuyorsun, ama uyku artık gelmeyecek. Uyanık değilsin ve hiç uyanmayacaksın. Ölü değilsin ve ölüm bile seni kurtarmayacak.

Uyuyan Adam, Georges PerecUyuyan Adam, Georges Perec
Mustafa Oner, On İki Gezici Öykü'ü inceledi.
26 Nis 15:20 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İyi Yolculuklar, Sayın Başkan
Devrik bir Latin Amerika başkanı, Martinik'e sürgün edilir. 73 yaşındaki adamın kaburgalarında, alt karında ve kasıklarında belirli bir ağrı vardır. Bir teşhis için Cenevre'ye gider. Kapsamlı tıbbi testlerden sonra, sorunun omurgasında olduğuna dair bilgilendirilir. Ağrıyı hafifletmek için riskli bir ameliyat önerilir. Başkan, hastanede bir ambulans şoförü olarak çalışan yurttaşı Homero Rey ile tanışır. Homero, hasta adama bir sigorta planı ve cenaze paketi sunar ama Başkan artık zengin ve refah içinde yaşamıyordur. Merhum karısının mücevherlerini ve diğer eşyalarını tıbbi masraflar ve ameliyat ücretlerini ödemek için satar. Homero ve karısı Lazara, başkan ile ilgilenir. Hastaneden taburcu olduktan sonra ona maddi yardım ve bakım sağlarlar. Başkan, Martinik'e döner. Acısı tam geçmemiştir ama daha kötü de değildir. Birçok kötü alışkanlığını hala sürdürür ve yalnızca bu kez bir reform grubunun başı olarak bir zamanlar hüküm sürdüğü ülkeye dönmeyi düşünüyordur.

Azize
Öykü, Margarito Duarte adlı bir karakter üzerinde yoğunlaşır ve Roma'da gerçekleşir. Margarito aslen Kolombiya Tolima’nın küçük Andean köyündendir ve ölen kızının bir azize olarak tanınması sürecini başlatmak için Roma'ya gider. Margarito, kızının doğumundan sadece kısa bir süre sonra karısını kaybetmiş ve sonrasında yedi yaşında şiddetli bir ateşten de kızı ölmüştür. Ölümünden on bir yıl sonra, köylüler, yeni bir bent gerektiğinden, sevdiklerini mezarlıktan başka bir yere nakletmek zorunda kalırlar. Kız, topraktan çıkarıldığında, hala sağlam ve tamamen ağırlıksız olduğu anlaşılır. Köylüler, kızın bir azize olduğuna ve Margarito'yu kızının cesediyle birlikte Roma'ya göndermek üzere para toplamaya karar verirler. Orada, birlikte kaldıkları pansiyonda yazar ile tanışır. Hiçbir şey, kızının azize ilan edilmesine yönelik girişimleri önlemeyecek gibi görünüyordur ve nihayetinde, yazar ve öykünün diğer karakterleriyle bağlantısını kaybeder. Ancak, yirmi iki yıl sonra ve dört papanın ölümünden sonra, Margarito ve yazar, tekrar tesadüfen görüşürler ve yazar, Margarito'nun hala kızının bir azize olarak tanınmasını beklerken bulur. Akabinde, yazar, öykünün gerçek azizinin aslında Margarito olduğundan artık hiç kuşku duymaz ve şöyle der: “Kızının çürümeyen vücudunu ortaya koyarak, hiç farkına varmadan, kendi azizliğinin tanınması gibi haklı bir dava uğruna yirmi iki yıldır savaşım veriyordu".

Uyuyan Güzelin Uçağı
Öykü, ilk bakışta Paris havaalanında bir kadına aşık olan yazarın kişisel izlenimlerini aktarıyor. Tesadüfen, daha sonra uçakta yan koltukta yolculuk eder. Öykü, yazarın uzaktan bakarak yaşadığı bir aşkı anlatıyor.

“Kendimi Rüya Görmek İçin Kiralıyorum"
Yazar, bir gün sabah saatlerinde Havana Riviera Otel'de kahvaltı yaparken, adeta dinamit patlaması şeklinde dev bir dalga kıyıya vuruyor ve birkaç arabaya çarpıyor. Parçalanmış arabalardan birinin altında, yılan şekilli zümrüt taşlı altın bir yüzük takan bir kadın kalır. Yazar, Viyana'da otuz dört yıl önce tanıştığı sağ işaret parmağında benzer bir yüzük takan bir kadını hatırlar. Quindio'nun rüzgarlı uçurumlarından çok uzak ve farklı bir dünyaya nasıl geldiği sorulduğunda, "Rüyaları satıyorum" diye cevaplayan unutulması imkansız bir kadındır. Tek işi rüya satmaktır. Eski Caldas'ta müreffeh bir dükkan sahibinin on bir çocuğundan üçüncüsüdür. Çocukluğunda rüyaları, kehanet vasıfları sergilemeye başlamıştır. Gençliğinde ise, rüyalarını bir kazanç kaynağına dönüştürmüştür. Bir gece yazardan Viyana'dan ayrılmasını ister. Gerçekten ikna olarak, yazar, aynı gece Roma'ya giden son trene biner ve kendini bir felaketten kurtulmuş bir kişi olarak görür. Daha sonra, yazar Pablo Neruda ile görüştüğünde, kadının rüyalar satarak zengin olmayı başardığını bulurlar. Birkaç gün birlikte vakit geçirirler ve kaderin acı cilvesine tanık olurlar.

“Ben Yalnızca Telefon Etmeye Gelmiştim"
Bir kadının arabası ıssız bir yerde bozulur. Bir akıl hastanesine giden yolda bir otobüse biner. Neler olduğunu anlamadan hasta olarak yatırılır. Kocası, deneyimlerine istinaden zor zamanları düşünerek başka bir erkekle kaçtığına inanır. Sonunda kadın kocasını aramak için bir fırsat bulduğunda, kocası ona küfür eder. Kadın, mesajını kocasına iletmek için bir sorumlu personelle yatmak zorunda kalır. Kocası geldiğinde, doktorun ifadelerini dikkate alır ve kadını hastanede bırakır ve sonunda tıbbi personel tarafından kendisine atfedilen deliliği gerçekten yaşamaya başar.

Ağustos Korkuları
Toskana'da tatil yapan bir aile geceyi bir arkadaşının kalesinde geçirmeye karar verir. Rönesans soylularından kalenin ilk sahibi Ludovico, köpeğini kendi üzerine saldırmadan önce yatağında gelinini öldürür. Bunu bir hayalet hikayesi olarak görmeyen aile, çarşaflarda taze kan ve havada taze çilek kokusuyla sadece Ludovico'nun yatak odasında uyanık şekilde, tüyler ürpertici bir misafir odasında uyumaya gider.

Maria dos Prazeres
Maria dos Prazeres, yetmiş altı yaşında bir ölüm öngörüsüne sahip ve ölümünden önce tüm hazırlıkları yapmak isteyen bir kadındır. Montjuich tepedeki mezarlıkta bir mezar yeri seçer. Köpeği Noi ile mezarlığa gidip, onun her Pazar ziyaret ederek gözyaşı dökeceği şekilde büyük tepedeki mezarını seçmek üzere titizlikle eğitir. Ayrıca, Franco Rejimi!nin diğer anarşistlerininki gibi mezar taşının isimsiz olmasını ister. Aynı zamanda, Francisco Franco altında çalışan Cardona Kontu ile uzun süreli bir ilişkisi olmuştur ama artık ilişkisi kesilmiştir. Kasım ayının yağmurlu bir gününde, mezarlıktan eve döner ve öngörüsünü yorumlarken bir hata yaptığını anlar.

Zehirlenmiş On Yedi İngiliz
Yaşlı bir Güney Amerikalı Hanım, Papa'yı görmek için Avrupa'ya doğru uzun bir tekne seyahatine çıkar ve kendini ölümle çevrili bir hayal kırıklığı içerisinde bulur.

Poyraz
Yazar ve ailesi, tatildeyken "Poyraz" olarak bilinen doğaüstü Katalan rüzgarından korunmak için bir sığınak bulmak zorunda kalır.

Senora Forbes’in Mutlu Yazı
Ebeveynleri uzaktayken, iki erkek çocuğun huzurlu bir yaz tatili katı bir Alman dadısının müdahalesiyle mahvolmaktadır. Senora Forbes adlı bu dadı, lezzetli yiyeceklerin keyfini sürerken, çocukları evde kilitleyerek onların iğrenç yiyecekler yemelerini sağlar. Çocuklar şaraba zehir katarak onu öldürmeye kalkışırlar. Öldüklerine inandıktan sonra oyuna devam ederler. Geri geldiklerinde evlerini polisler ve dedektifler tarafından sarılmış halde bulurlar, çünkü Senora Forbes zehirle değil, vücudunda çok sayıda bıçak yarası ile ölmüş olarak bulunur.

Işık Su Gibidir
İki erkek çocuğu, iyi ders notları karşılığında bir tekne istemektedir. Ebeveynleri en sonunda onlara tekne satın aldıklarında, evdeki ampulleri kırarlar ve ışık su gibi akar. Her Çarşamba günü evlerinde dolaşmak için ışığı kullanırlar ve arkadaşlarını da yanlarında gezmeye davet ederler. Çocukların arkadaşları ışıkta boğulurlar.

Karda Kan İzlerin
İki zengin Kolombiyalı ailenin çocukları Billy Sanchez ve Nena Daconte, balayını kutlamak için Avrupa'ya uçarlar. Sadece üç gün evli olmalarına rağmen, Nena zaten iki aylık hamiledir. Yüzük parmağı bir gül dikeniyle yaraladıktan sonra, neredeyse hissedilmeyen kesim çok miktarda kanamaya başlar. Nena, Paris‘te bir hastanenin yoğun bakım ünitesine kabul edilir. Haftada sadece bir gün ziyaret izni vardır, bu yüzden Billy karısını tekrar görmek için altı gün beklemek zorundadır. Bu arda, zamanının çoğunu yakındaki bir otelde geçirir.
Billy, aslında Nena'yı daha erken ziyaret etmeye çalışır ancak güvenlik görevlisi tarafından hastaneden atılır. Billy’nin elçilikten yardım alma girişimi de aynı şekilde başarısız sonuçlanır. Salı günü ziyaret saatleri geldiğinde, Billy karısını bulamaz. Nena'yı ilk muayene eden doktoru arar. Doktor esefle Nena'nın hastaneye yattıktan altmış saat sonra öldüğünü söyler. Kimse durumu anlatabilmek için Billy'yi bulamamıştır. Bu nedenle, Nena’nın ebeveynleri tören düzenlerler ve cenazeyi götürürler. Billy, bu felaketten dolayı şiddet ve intikam düşünceleriyle hastaneden çıkar gider.