Bence sevgi öyle basit birşey değil, olmamalıda..
Sevgi; emektir, bazen bir mutluluk bazense beraber göz yaşı dökebilmektir.
Her zaman gülerek gezemezsiniz ama birbirinize ben senin yanındayım diyebiliyorsanız bu sevgidir.
Bak, aşk meşk demiyorum.
Aşkın en temeli de sevgiden gelir.
Üzgünüm ama bence yan yanayken bile birbirine mesaj atmak saçma geliyor bana.
Bir anlığına şiir yazmak veya mektuplaşmak..
Bak bu güzel işte.
Biliyorum bunlar belki eskide kaldı.
Daha kimse bir şiir yazıyim, mektup yazıyim demez.
O zamanı görmesekte zamanın hissini şimdide hissedenler bence asıl aşkı yaşıyor.
Bilmiyorum, öyle sosyal medyadan tanışmakta iyi gelmiyor.
Çünkü; kimin ne olduğu belli değil artık?
Hayatın bir anında hiç ummadığın bir anda ansızın bir bakışta yakalamaktı belkide aşk?
Daha sahici gelmiyor mu?
Medyalarda birbirine yürüyen insanlar yerine sevmeye bile çekinen bir düşünce yapısı? Veya eli eline değmeden gerçekten kalbini sevip mahremiyetini koruyup birbirlerine kavuştuklarında bile sevmeye kıyamamak?
Bunlar bence gerçek sevgi?
Ne yazıkki şuanki nesil Bunu bilmiyor.
Belki bu nesildeyim ama düşünce yapım uymuyor ve her zaman haramı ve helali bilerek yol alacağım inşallah.
En önemlisi de bu zaten.
Harama bulaşmadan birbirini bulmak...
O kadar sıkıldım ki... Üzgünüm Anne Bronte ve sevgili Agnes...
Evet kitap bir klasik evet kitap bir dönem kitabı, döneme ait sınıf farklılıklarını, dönemin içindeki yaşam tarzlarını ve mürebbiyelik kavramını oldukça etkili biçimde gözler önüne seriyor. Fakat o kadar durağan ki, nerden nereye vardı deseniz bir cevabı olmayan bir hikaye. Adeta bir günlük okuyorsunuz ve takdir edersiniz ki sıradan bir mürebbiyenin hoyrat öğrencilerine rağmen sakin ve mütevazı hayatı bir noktadan sonra çok da ilginizi canlı tutamıyor.
Yazarın tercihi mi çevirmenin tercihi mi bilmiyorum ama cümleler o kadar uzun ki sonuna gelene kadar anlatılanı unutuyorsun. Ayrıca basımdan kaynaklı yazım hataları da sık sık karşınıza çıkıyor. İşin özü okuduğuma sevindiğim bir kitap olmadı diyebilirim.
Yazarın ve kardeşlerinin hayatı, Uğultulu Tepeler'i okuduktan sonra ilgimi çekmişti. Bu yüzden diğer Brontë kardeşleri de okumak amacıyla aldım kitabı. Ve bu hedefimi gerçekleştirmekten başka ne yazık ki bir katkısı olmadı bana...
Agnes GreyAnne Brontë · Can Yayınları · 2024128 okunma
“Oğlum, sen ailemize leke sürecek bir şey yapmadın. Yüz kızartıcı bir suç işlemedin. Fikir suçu diye bir şey varsa, ki bence olmamalı, seni ondan aldılar. Maalesef bizim memleketimiz böyledir. Kaç nesildir bu topraklarda düşünen, yazan, çizen insanlar hapishanelerde çürür. Çok üzgünüm ama bunu da söylemek istedim. Üzülme. Bu karanlık günler geçer.
Sen kendini güçlü tut.”