Bu sürede Mustafa Kemal Paşa 6 kez Padişah Vahdettin’le görüşür. Beklediği vatansever yaklaşım yerine kayıtsızlık görünce, İstanbul’daki siyasi ortamda mevcut mekanizmalarla işgallerin önlenemeyeceğini anlar. Anadolu’ya geçmekten başka çaresi yoktur. Bu amaçla mevcut kabine üyeleriyle temasa geçer. Sıkı ilişkiler kurarak güvenlerini kazanmayı, kendisini Anadolu’da önemli bir göreve tayin ettirmeyi başarır.
Şimdi mesele, halife olarak kimi tutmak lazım geldiği hakkında da fikir birliği yapmakta idi. Mustafa Kemal Paşa Vahdettin'in kalmasını istiyordu. Sebep olarak da güçlü olduğundan, sözümüzden dışarı çıkamayacağını, eğer Mecid Efendi halife olursa, bize zorluklar çıkarabileceğini ileri sürüyordu. Buna karşı benim mütalaam şu idi: Millete bagi diyen ve bizi de asi diye fetva çıkararak idama mahkum eden ve düşmanlarımızla birleşerek milli hükümeti mize karşı halife ordusu gönderen bir adamı tutmak; millete karşı olduğu kadar, tarihimize karşı da bizi küçük düşürür.
Çivi çiviyi söker, tahta delik deşik olunca çivi tutmaz olur.
İkinci Mahmut Bektaşi Türk kültürü tekkelerine el koyar ve yerine sünni bir mezhebin tarikat şeyhlerini kayyum olarak atar.
Mondros Mütarekesi imzalanmadan önce: Lord Kitchener:Türkleri yok edinceye kadar savaşmalıyız:Zira İngiltere'nin egemenliği altında üç yüz milyona yakın Müslüman var.Türkleri yenmekle onların da cesaretini kırmış oluruz.Bu nedenle ordumuz,müttefikleriyle birlikte derhal müdahale etmelidir.
Damat Ferit Paşa'nın başkanlığındaki hükümet zavallı, beceriksiz, onursuz ve korkak; yalnızca padişahın buyruğuna bağlı ve onunla beraber kendilerini koruyabilecek herhangi bir duruma razı...
Sayfa 1 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor