causa sui, bir alıntı ekledi.
11 saat önce

Olası Ölüm - Deneyim Sözcüğü
‘’Valery bir mektupta ‘Gerçek ressam, tüm yaşamı boyunca, resmi arar; gerçek ozansa şiiri, vb. Çünkü bunlar hiç de belirli etkinlikler değillerdir. Bunlarda, gereksinimi, amacı, araçları ve engellere değin yaratmak gerekir’ diye yazdığında, deneyimin bir başka biçimine anıştırma yapar. Şiir ozana yaklaşabileceği bir gerçeklik ve bir kesinlik olarak verilmemiştir; ozan olup olmadığını bilmez, ama şiirin ne olduğunu da bilmez, hatta var olup olmadığını bile; şiir ona, araştırmasına bağlıdır, yine de bu bağımlılık onu aradığı şeyin efendisi yapmaz, ama onu kendinden kuşkulu ve neredeyse yok kılar. Her yapıt, yapıtın her anı her şeyi yeniden söz konusu eder ve yalnızca ona bağlanmak zorunda olan kişi demek ki hiçbir şeye bağlanmaz. Ne yaparsa yapsın, yapıt onu yaptığından ve yapabileceğinden çekip alır.’’

Yazınsal Uzam, Maurice BlanchotYazınsal Uzam, Maurice Blanchot
tabula rasa, bir alıntı ekledi.
 19 May 01:07 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Paul Valery, unutulmaz Eupalinos'unda, Sokrates'e, ölümünden çok sonra, tinler evreninde, eski dostu Phaistos'un bir sorusu üzeri­ne, "Dünyaya gelen çocuk sayılmaz bir kalabalıktır, yaşam er­kenden tek bir bireye, ortaya çıkan ve ölen kişiye indirger onu. Benimle bir sürü Sokrates doğdu, sonra, yavaş yavaş, yargıçla­ra ve baldıran zehirine borçlu olduğumuz Sokrates bunlardan ayrıldı", dedirtir. Phaidros "Peki, tüm ötekiler ne oldu?" diye sorunca da Valery'nin Sokrates'i hiç duralamadan verir yanıtı­nı: "Bir düşün olarak kaldılar. Varolmak istediler, ama geri çevrildiler. İçimde saklıyordum onları, kuşkularım ve çelişkilerim olarak."

Salaklık Üstüne Deneme, Tahsin YücelSalaklık Üstüne Deneme, Tahsin Yücel

Kuru laf kalabalığını bilgi seli ve kendi kendimizi peygamber gibi görmek şeklindeki kötü alışkanlıklar, doğuştan yakamıza yapışmış belalardır.

Paul Valery

Paul Valery
Kitapların düşmanları insanlarinki ile aynıdır: ateş, nem, zaman ve içindekiler.

Başarı, insanın isteğini elde etmesi, mutluluk ise, elde ettiğini istemesidir. Paul Valery

Serkan Mutlu, bir alıntı ekledi.
01 May 15:12 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Rüya Alanı
Rüya Alanı

Wong'un filmlerindeki ’’gerçek" bir hayat yaşayamayan karakterler, gerçek ilişkiler kurmadan ve gerçek aktivitelerini sadece herkesi tatlı dilleriyle kandırmalarıyla sınırlayarak, metalaşmış bir rüyalar âleminde yaşamaya karar verirler. Wong'un filmleri isabetsiz karşı­laşmalardan müteşekkil trajediler olarak tanımlanmaktadır. İyi ama
trajedi nerededir? Gerçekten de, burada trajedi mümkün değildir; zira Wong olay örgülerinin bir gerilim yarattığı dramlar yazmaz. Bunun nedenlerinden biri, öykünün olaylar dizisinin yapıbozumu ve karakterlerin iki rol canlandırması gibi uygulamaların, öykünün sanal bir şey veya bir rüya izlenimi yaratıyor gibi görünmesini sağ­layabilecek her türlü perspektifi yok etmesidir. Düşkün Melekler'in Chungking Ekspres'in üçüncü hikâyesi olduğuna ve dolayısıyla Gözyaşları Aktıkça'nın devamı niteliğinde olduğuna dikkat etmek gerekir. Vahşi Günler'de filmin sonunda öykü ile hiçbir bağlantısı olmayan
yepyeni bir karakter (Tony Leung) ortaya çıkar. Benzer şekilde, 2046'da Su Lizhen ile ilgili epizot öykünün geri kalanından kopuktur.Üstelik yadırgatıcı dejavu etkileri vardır; örneğin ajanın katilin evini temizlemesi, Chungking Ekspres'ten bir rüyayı hatırlatır.
Chungking Ekspres'te 633 nolu polisin evini temizlerken Faye' ye şunları söyleterek, Wong bu olayı rüyayı andıran bir perspektiften sunar:

O akşam bir rüya gördüm
Bulunduğum yer, onun eviydi sanki
Evden ayrılınca uyanacağım sandım
Ama bilmediğim bir şey vardı:
İnsan bazı rüyalardan hiç uyanmaz

Faye ayrıca "uyurgezerliğin başkalarına aktarılıp aktarılamayacağını" da merak eder. Zaman zaman, "Califomia Dreaming" Faye'nin konuşmasını bastırır; böylece konuşma duyulmaz olur - bir rüyada yaşadığını gösteren basit bir araçtır bu.
Ama 663 nolu polis de olgun bir kişi gibi davranmaz. Faye'nin evini değiştirdiğinin bile farkında değildir, nesnelere boş boş bakar, adeta kendi hayat rüyasını yaşar. Film de kişilerin kimlik değiştirdi­ği bir rüya gibi son bulur: 633 nolu polis restoran sahibi, Faye de hostes olmuştur.
Wong'un ayrıntılara yoğunlaşması, hikâyelerin serbest montajı, görüntülerle deney ve karakterlerin belli bir dramatik yapıya yerleştirilmemesi, birbirinden kopuk olması, bu filmin rüyaya benzemesini sağlar. Paul Valéry ’’Rüyalar sadece başlangıçlardan müteşekkildir,’’ demiştir. Wong öyküler anlatmaz, sadece farklı hayat biçimlerinden
bölük pörçük parçalar gösterir.
Wong, hiçbir zaman ’’gerçek” olma şansını yakalayamamış insan ilişkileri ağma, "gerçek hayata" ait unsurların sızmasına bazen izin verir: örneğin vahşi gangster hayatı. Ama bu bile gerçek gibi görünmez. Dövüş sahneleri ağır çekim olduğu için değil, bir mekânda geç­mediği, belli bir yere ait olmadığı için rüya sekanslarını andırır.
Filmin tesis ettiği özdüşünümsellik, bize bunun sadece bir sahne olduğunu düşündürür. Wong'un melodramı soyuttur: Bizatihi melodram olmayı veya metafizik bir statüye sahip bir melodram olmayıhedefler.

Filmler ve Rüyalar, Thorsten Botz-Bornstein (Sayfa 126)Filmler ve Rüyalar, Thorsten Botz-Bornstein (Sayfa 126)

“Düşüncenin üstesinden gelemeyen, düşünenin üstesinden gelmeye çalışır.

Paul Valery