Hayatlarımızın elle tutulur sınırları, çerçevesi yoktu. Sınırlar bir şekilde silinmiş gibiydi ve her şey öylece akıp gidiyordu; kayıtsızlığa doğru. Bugün hala bazen, yaşadıklarımın başı nerede sonu nerede bilmediğimi hissediyorum.
İnsanın hayatta neye hakkı olduğunu öğrenmesi uzun zaman alır. Hangi dereceye kadar kendi hayatının sahibi olduğunu ya da kendini, kaderini duygular ve anılar uğruna hangi noktaya kadar sattığını.
İnsan ancak okuma sürecine kendi de bir şey katarsa kitaplardan bir şeyler edinebilir. Yani bu sürece, ikili mücadelede yara almaya ve yaralanmaya, mücadele vermeye, ikna etmeye ve edilmeye, sonra da öğrendikleriyle zenginleşerek bunu hayatta ya da işte kullanmaya hazır bir ruhla girerse.