kendim hakkında bildiğim ve açık açık söyleyebileceğim tek şey bu artık. düşünüyorum da bir şeyler hissetmek acınası geliyor. hissizliğimi bununla örtüyorum. gelse biri karşıma çıkıp küfretse benliğeme ve bana dair her şeye, umursamam bile. dokunmaz bana. hissizlik öyle bir yerleşti ki iliklerime, ne onu yok edebiliyorum ne de ondan kurtulabiliyorum. hiç bir şey hissetmemiş bir kalbi kazanmanın zorluğunu yaşıyorum. ömrün çeyreğini görmemiş bir ruhun acısal varoluşunu çekiyorum. bunu anlayamıyorum. artık anlamaya da çalışmıyorum. nasılsın diye sorulduğunda düşünüyorum, nasılım acaba, iyi miyim iyi olmak neydi iyi olduğumu bilmediğim için kötü mü olmuş oluyorum ya da kötü olduğumu bilmediğim için mi iyi olmuş oluyorum? iyiliği unuttum belki de hiç bilmedim. gülümsüyorum, gülümsemeyi iyilik zannediyorum. gülümseyerek kendime iyilik ediyorum. sanırsın sevap işliyorum. içimdeki nefretin bende bıraktığı hissizlikle boğuşuyorum. bir zamanlar beni diri diri yakan nefret içimde harlanmayı bekleyen gözlerden ibaret. o ateşin bile harlanacak dermanı yok. o ateş bile yarattığı hissizlikle başa çıkamıyor.