• Bana sözler çok güzel senmi yazıyorsun alıntı mi demeyin Çünkü benim küçüklüğümden beri yazar ve şairlere saygım var o yüzden söz bana aitse ismimi yazıyorum bana ait değilse yazan veya şairin ismini yazıyorum şimdiden anlayışınız için teşekkür ederim iyi ve bol okumalar ... 😊
  • Hz. Ömer'in başından geçen çok güzel bir hadise var. Kendisinin Mü'minlerin Emiri olduğu dönemde bir görevi de hutbe vermekti. İnsanlara yapmaları gerekenler hususunda tavsiyelerde bulunup onlara dürüstlüğü anlatıyordu. Bir gün gezinti esnasında bir pencereden içeriyi gördü. İçeride içki içen ve sarhoş gibi görünen bir genç vardı. Hz. Ömer'in celâli hepinizin malumu. Kapıyı yıkıp içeri girdi, gencin yakasından kavrayıp şöyle dedi: “Demek benim gözetimim altında iken içiyorsun!” Genç ise “Ben bir haram işledim, sen ise üç.” diye cevap verdi. Hz. Ömer bu cevap karşısında şaşırıp “Sen neyden bahsediyorsun?” deyince genç “Evvela benim penceremden içeri baktın. Bir Müslüman mahremiyetine hürmet etmen gerekirdi; içeriye bakmamalıydın. İkincisi, benim içki içtiğim zannında bulundun. Bunu bilemezdin. Su ve süt de içiyor olabilirdim. Üçüncüsü, evime benim müsaadem olmadan girdin, bunu da yapmamalıydın. Üç haram fiilde bulundun!” deyince, Hz. Ömer özür dileyerek oradan ayrıdı.

    Devlet reisiydi. “Bak bak, demek senin ağzın var! Gel bakalım benimle, sana ne yapacağımı bilirim.” diyebilirdi. Ama hayır. Sadece oradan ayrıldı. Aradan birkaç hafta geçti, Hz. Ömer mescitte hutbe verdiği sırada aynı genç içeri girdi. Hz. Ömer hutbeyi bitirince genci yanına çağırıp ona dedi ki “O vakitten beri hakkında tek bir kötü söz sarf etmedim.” Genç “Ben de o vakitten beri ağzıma bir yudum içki koymadım.” diye cevap verdi.

    İşte “tevasi” (yalnızca öğüt verebilmek değil, öğüt de alabilmek) böyle olur.
  • Benim öyle çok güzel kelimelerim yok ama seni özleyen bir kalbim, seni bekleyen bir umudum, seni düşünen bir aklım ve ne olursa olsun asla bitmeyecek olan bir sevgim var. İçimi yakan bir pişmanlığım, yere göğe sığdıramadığım sonsuz bir hasretim var. Bütün bunlar yetmez mi geri dönmene?
  • “Ne var ki, gençlerle iletişim kurabilmek için, iç dünyanızın genç kalması gerekmektedir. Benim iç dünyam genç olmasına genç de bugünün gençliğinin iç dünyasıyla ne derece uyum içinde bilemem. Çünkü günümüzün çoğu gençleri siyasal ve toplumsal sorunlara tamamiyle ilgisiz. Bol para kazanmak tek amaçları.”
  • 184 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10
    İlyada ve Odysseia’dan sonra hem Antik Yunan Uygarlığı hakkındaki bilgilerimi artırmak hem de keyif aldığım bu kültürden kopmamak adına yeni bir kan arayışına gittim ve bu kitabı keşfettim.
    Kitap, henüz çocukken Pythia olduğu düşünülüp ailesinden alınan ve Delphi’deki Apollon tapınağına götürülen bir kız çocuğunun gözünden Yunan şehir devletlerinin siyasi, ekonomik, kültürel özelliklerinin değişimini ve halkın dine bakış açısının, inancının ne yönde değiştiğini anlatıyor.
    Öncelikle biraz Pythia’nın ne olduğundan bahsedeyim.
    Pythia Delphi kentinde Apollon’un mesajcılığını yapan kahin kadınlara denir.
    Bu kadınlar henüz küçükken evlerinden tapınağa getirilip belli bir eğitimden geçirilir. Tanrıların mesajlarını heksametre vezni ile yani yunan şiirinde altı ayaklık vezin ile iletmesi istendiğinden, Pythia zamanını Homeros, Sophokles, Europides gibi yazarların eserlerini okuyarak geçirir. Hazır olduğu düşünülen Pythia, tapınakta toplanan halkın önünde Tanrının sorulara cevap vermesini bekler. Pythia’nın söylediklerini Delphi rahibi halka duyurur.
    Kitabın ana karakteri Arieka, ailesinin sevgisinden ve ilgisinden mahrum bir kız çocuğudur. Bir an önce kızlarının evden ayrılmasını isteyen aile, Delphi rahibi İonides’in Arieka’yı tapınak hizmetçisi olarak alma teklifine hiç düşünmeden kabul eder. Ailesi tarafından kabul görmeyip, sevilmemesinin nedenini anlamaya çalışırken birden kendisini Delphi tapınağında kutsal bir görevin sorumluluğu ve ağırlığıyla bulan Arieka’nın alışma sürecini ve aldığı eğitimle beraber gün geçtikçe yaşadığı olayları yorumlama yeteneğini geliştirdiğini görürüz.
    Arieka Delphi’yi gezerken, halkın sorunlarını dinlerken ve aşık olduğu rahip İonides ile sohbet ederken biz de Delphi kentinin o dönemi hakkında bilgi sahibi oluruz. Zamanla Romalıların Delphi, Korinthos, Thebai, Atina gibi güçlü şehir devletlerinin aralarındaki savaşa son vermek ve halkı korumak bahanesiyle şehirlerin savunmasını ve idaresini ele geçirme sürecini görürüz. Tapınak rahibinin meşhur Romalı diktatör Lucius Cornelius Sulla ile tanışması, Jül Sezar’ın tapınağa gelip kendisinin ve Roma’nın geleceği hakkındaki sorularına cevap arayışı gibi tarihi karakterlerin içinde olduğu olayların hikayenin içinde kısa da olsa yer bulması okurken beni heyecanlandıran özelliklerinden biriydi.
    Kitap anlatmak istediğini yeterince anlatmasına rağmen ana karakter Arieka’nın sonu hakkında herhangi bir bilgiye sahip değiliz. Bunun sebebi yazar William Golding’in kitabı tamamlayamadan hayata gözlerini yummuş olması. Çatal Dil yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve sadece bu kitabıyla bile favori yazarlarım arasına girdi. Siz de benim gibi Antik Yunan kültürüne, tarihine ve mitolojisine meraklıysanız okurken keyif alacağınıza şüphem yok.
  • Bir kalbim var ki benim, sevdiğinden burkulur
  • 287 syf.
    ·38 günde·Beğendi·8/10
    Harari' nin okumuş olduğum ilk kitabı. Kendisi her ne kadar geniş ve objektif bir bakış açısıyla dünyayı ele almaya çalışmış olsa da en az bizler kadar sahip olduğu milli, kültürel, manevi... Duygu ve düşüncelerinin şekillendirmiş olduğu bir kafa yapısına sahip. Bu kafa yapısı ve dünya görüşü ile yazdığı kitabı "21. yüzyıl için 21 ders"i dünya gündeminden haberdar olmak için ilgiyle okudum. Fakat yetişmiş olduğu coğrafyanın şekillendirmiş olduğu bir bakış açısına sahip olduğunu, ve her insanda bulunan kendi düşüncesini empoze etme dürtüsünü göz ardı etmeden okudum. Günümüz dünyası için çok yerinde tespitleri var. Okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Fakat yaşça, dini ve ahlâkî bakımdan olgunlaşmayan insanlar için tehlike arz edebilir. Kitabı okurken temkinli olmakta fayda var gerçekten. Çünkü kendinizi, hayatı, var olmayı, inancı vb. İnsana dair her türlü şeyi tekrar tekrar sorgulatan bir kitap. Benim için tefekkür niteliğindeydi. Türkiye'ye dair de ciddi tespitlerde bulunmuş. Ama dediğim gibi hem dini hem siyasi ve daha birçok bakımdan geniş fakat bir o kadar da dar bir görüşe sahip.

    İslam dinini yapma bir inanç sistemi olarak tanımlıyor. İslam'ın ve Hristiyanlığın Yahudilikten yola çıkılarak oluşturulmuş yapma bir din olduğu, kutsal kitapların da insan ürünü olduğu görüşünü taşıyor. Kendi görüş ve düşüncelerinizi koruyarak, Harari'nin gözünden dünyaya baktığınız unutmadan bu kitabı okumalısınz.