Öyle...
Rutubet sinmiş, serin bir rüzgar...
Sağım yol, solum, benim...
Kanayan yanım, ben orda varım...
Durdum...
Düşündüm...
Anladım...
Sandım...
Yanıldım...
Başa sardım...
Tuttum, başımdan attım...

Zihin olmuş dalgakıran, düşünceler acıya perhiz...
Gece, karanlık, sessiz, soğuk beniz...
Ne çok düş, sanırsın cümbüş...
Hangisi kirli?... Hangisi temiz?...
Sustukça büyüdün, bu nasıl dehliz?...
Hangi hekim, hangi ilaç olacak şimdi, deva...
Ne gerek her yola, sen katmaya!...
Evvelden razıydım ben, benden olmaya...

ÇİMEN DEMİR, bir alıntı ekledi.
13 saat önce

İnsan yalnız başkalarına karşı değil, kendine karşı da akıl ermez olabilmeli. Kendimi inceliyorum; bundan yorulunca, zaman öldürmek için bir sigara yakıyorum ve düşünüyorum; Tanrı bilir, yaradanım benimle ne demek istedi, veyahut benden ne ortaya çıkaracak, diye düşünüyorum.

Ömründe bir kere de olsa sormamış bir insan var mıdır acaba kendine; ”neden varım, Tanrı bu dünyaya beni neden yolladı, amacım ne?”

İnsanın varoluşunu sorgulaması hayattaki gerçek acılardan biridir ve bunun cevabını bulmaya adayan kişiler acı çekmekten, kaygı duymaktan ve yalnızlıktan kurtulamazlar. SØren Kierkeegaard da bu insanlardan sadece biridir.
Hayat nasıl da boş ve anlamsız. Birini defnediyorsunuz; toprağa yolcu ediyorsunuz, üzerine üç kürek toprak atıyorsunuz; faytonla gidip, faytonla eve dönüyorsunuz; önünüzde uzun bir hayat var diye kendi kendinizi avutuyorsunuz. 7×10 yıl ne kadar uzun ki? Neden her şeyi bir kerede halletmiyorsunuz, niçin orada kalıp, birlikte mezara girmiyor, felaketin kime çarpacağına dair kura çekmiyorsunuz, bir evvel ölenin üzerine üç kürek toprak atacak son yaşayan kişi olmak için?
Ve elbette hepimizi bekleyen amansız son, ölüm! Belki de yeni bir başlangıçtır bizim beklediğimiz. Nasıl da mağrur yürüyoruz toprağın üzerinde öyle değil mi? Bir ölümlüyü gömen diğer ölümlüler olarak sizce de fazla boş ve fütursuz yaşamıyor muyuz yerküre üzerinde? Bu sorgulamayı yapan Kierkegaard için de boş ve anlamsız kalıyor hayat ve ömrümüzün ne kadar kısa olduğunu bir kez daha hatırlatıyor bizlere.

Aforizmalar, Soren KierkegaardAforizmalar, Soren Kierkegaard

Hatalarımla varım,
hatta hatasızlıkla gurur duyacak kadar alçalmadım

Ceza

Leyl_im, bir alıntı ekledi.
16 saat önce

Ben varım ve 'ben’den ibaretim. Benim salt benden ibaret olduğumu gördükleri zaman, işte o zaman beni mutlaka anlayacaklar...

Nun Masalları, Nazan BekiroğluNun Masalları, Nazan Bekiroğlu
fatmanur petek, bir alıntı ekledi.
 17 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

senin bakışlarından arta kalan bir şey var
ben varım, çıraklar var, yarım simit, cenaze
ve beyaz şeritlerin biteviye müziği:
kepazeyim, kepazesin, kepazeyiz, kepaze.

Hüdayinabit, Süleyman Çobanoğlu (Sayfa 73 - Profil Yayınları)Hüdayinabit, Süleyman Çobanoğlu (Sayfa 73 - Profil Yayınları)
Sümeyye Coşkun, bir alıntı ekledi.
19 saat önce

"Kim var! " diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan, fert fert "ben varım! " cevabını verici, her ferdi "benim olmadığım yerde kimse yoktur! " duygusuna sahip bir dava ahlâkını pırıldatıcı bir gençlik...

İmân ve Aksiyon, Necip Fazıl Kısakürekİmân ve Aksiyon, Necip Fazıl Kısakürek
Şeyma Şakalar, bir alıntı ekledi.
22 saat önce · Kitabı okuyor

Bildiğim bir şey varsa, kaderimin en keskin virajına girdiğim sırada "Saat 3'ü 20 geçiyor"du.

Korkma Ben Varım, Murat Menteş (Sayfa 150)Korkma Ben Varım, Murat Menteş (Sayfa 150)

Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenceden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
Ege denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayım diyorsun
İçine doğdu belki de
İşte çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni
Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen de ordasın
Bi de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varım
CAN YÜCEL