Dördüncü Bölüm, İstanbul'a Seyahat ve Buradaki İlk İkametim
Birkaç gün boyunca, yılın bu zamanlarında Asya'da nadir görülen sert rüzgarlar vardı ve Varna'dan hareketimizin ancak beşinci gününde Boğaz'ın mukaddes ağzına girdik. Açık gökyüzü ve parlayan güneş iki kıyıdaki tepelerin tatlı şekillerine, köşk ve konakların oldukça canlı boyalarına, Çarpışan Kayalar'a, deniz fenerlerine, Asya kıyısındaki siyah bazaltik kayalara, Avrupa kıyısında seller ile oyulmuş yalıyarlara, Harpi'nin yerine, Mavromlos Manastırı'nın ve duvar kalıntılarının sahile kadar indiği Bizans limanının kalıntılarına, Avrupa yakasında Ceneviz Sarayı'na ve Yuşa Tepesi'nin harabelerine, Asya'daki su yollarının yeni saraylarının beyaz duvarlarına ışık ve parıltı saçıyordu. Minarelerin ve sarayların, köşk ve bahçelerin, birçok pencere ve düz çatılarıyla konakların, gür tepelerin ve alımlı körfezlerin kalabalıklığı arasında bir mavi şerit gibi iki kıtayı birbirine bağlamış Boğaziçi'nin su yolları gözlerimi kamaştırdı, beni hayrete düşürdü, büyüledi. Geminin her adımıyla ileride genişleyen seyir kanalında, geriye doğru daralan deniz menfezinde yeni manzaralar açılıyordu, sonunda Tarabya gözlerimin önündeydi, tüm cenahlardan, tepeler tarafından mucizevi büyük deniz çepeçevre sarılmıştı. Gemi Büyükdere önünde 5 Temmuz'da öğleyin demir attı, bu tarih benim ilk işe alınmamın ikinci yıl dönümü, 5 Temmuz 1797'den beri maaşımın ödenmeye başladığı gündü...
Sayfa 88 - Kronik Kitap, 1.Baskı, Eylül 2023·Kitabı okuyor
Varna
Murad, İslam âlemindeki bütün hükümdarlara mektuplar göndererek zafer kazandığını bildirdi. Memlûk Sultanı Çakmak'a, 'demirden adamları yendiğini' göstermek için savaşta ele geçirilmiş 25 süvari zırhı gönderdi. ​Yalnızca Osmanlı tarihinin değil, tüm Batı tarihinin de en önemli olaylarından biri olan Varna Muharebesi böylece sona erdi. Hristiyanların Osmanlıları Avrupa'dan kovma umuduna ağır bir darbe indirilmişti.
Tarih
Boğaz'ı geçip odamı dolduran anıların yüzünden kimisinin gözü yeşil, kimisinin bilekleri kelepçeli, kimisinin bir mendil var elinde lavanta çiçeği kokuyor mendil. Şu Varna'da uyumanın yolu yok gülüm, şu Varna'da Bor Oteli'nde. 2 Haziran 1957, Varna
Sayfa 83 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Türklerin moralini asıl yükselten şey Hamidiye kruvazörünün kahramanlıklarıydı. Savaşın başında varna'yı bombardıman ettiği sırada bordosundan yara alan hayalet kruvazör, rauf'un idaresi ile zar zor haliç'e gelmişti ama bir daha denize açılabileceğini kimse umuyordu. Derken Çanakkale boğazı'na geçip Yunan donanmasını atlatarak Ege denizi'ne çıktığı duyuldu. Emekli kruvazör şimdi eski zamanlardaki korsan gemileri gibi Ege ve adriyatik denizlerinde kol geziyor kıyı şehirleri ile Adaları topa tutup Yunan nakliye gemilerine batırıyordu. Yine eski zaman şövalyeleri gibi yolcularla tayfaların hayatını kurtarıyor ve onları ıssız kıyılara çıkarıp bırakıyordu. Alçak gönüllü efendi bir adam olan Rauf, Bu kahramanlıklardan bir pay çıkarmıyor her şeyi emrindeki denizcilere borçlu olduğunu ısrarla ileri sürüyordu.
Haçlı seferleri XV. yüzyıla kadar devam etti. Ancak bu yıllardan sonra haçlıların asıl amacı kutsal toprakları ele geçirmek olmadı. Bu yüzyılda yapılan seferlerde esas amaçlarını Osmanlılarla yapılan Niğde (1398) ve Varna (1444) savaşlarında olduğu gibi, Türklerin Avrupa'daki ilerleyişini durdurmak teşkil etti.
Sayfa 22