"23 Ocak 1913 – Saat 15.00. Bâb-ı Âli önündeki kalabalık
Edirne hakkındaki şayialarla çalkalanıyordu ki İttihat ve Terakki
yanlıları ellerinde bayraklarla peyda oldular. O esnada Kürkçü
Han’da dolaşan Varşo ve arkadaşları gittikçe yükselen sesler üzerine
hükümet binasına doğru yöneldiler. Etrafta bir gayritabiilik,
fevkalade günlere mahsus heyecanlı bir atmosfer vardı. İlk
akla gelen bu yaşanan olayın yeni bir 31 Mart olup olmadığıydı."
“Halk istibdattan bıktı. Devir, hürriyet ve müsavat devri. Savaşın
en yakıcı şu günlerinde dahi sokaklar cıvıl cıvıl. Neden?
Çünkü insanlar istikbalden umutlu.”
"Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye’nin can damarı Edirne’nin kaybedilmesi
toplumu derin bir endişe ve üzüntüye sevk etmişti.
Yığınlar hâlindeki göçmen kafileleri şehrin dört bir yanına yayılıyordu.
İstasyonlar, mezarlıklar, boş araziler, cami avluları
perperişan insanlarla doluydu."
"Rüzgârın kıyıdan iç kesimlere, uyanan şehre kentin kokularını
taşıdığı soğuk bir sonbahar sabahıydı. Sisli, karanlık, uzun
bir gece geride kalmıştı; bütün hafta neredeyse hiç yağmur yağmamıştı.
Görünen o ki sert bir kış bekliyordu Devlet-i Aliyye-i
Osmâniyye’nin başşehrini."