Önemli
Öne çıkan, vatan, toprak, bayrak, millet sevgisi gibi ve aslında insanların pek de sevgi olarak algılamalarına olanak olmayan kavramlar olur. Sevgi olarak adlandırılanlar aslında bir korkunun değişik kelimelerle ifadesinden başka bir şey değildir. İslâm bunun için iyi bir örnek sunar. İnsanlar Tanrı aşkından söz ederken, kime neye âşık oldukları, neden âşık olduklarını belki de hiç izah edemezler. Ama cehennemde yanma korkusunu, yaşanmışçasına tüm bir detayıyla en somut biçimleri içinde karşınıza dikebilirler, yüreklerinde duyarlar. Cehennem korkusu isim değiştirip tanrı aşkı olur. Milliyetçiliğin arkasına yerleştirilen korku da “düşmanların saldırısıdır". Tarih gerçekten sürekli bir "düşmanlar arası mücadelenin" sahnesi olmuştur. Yaşanan somut ilişkiler, insanlara bundan başkasını göstermez. Düşmanlıkların tekrarının sıklığı, nedenlerinin irdelenmesine fırsat bırakmaz. Düşmanlık vardır, süreklidir ve bundan korunmak gerekmektedir! Devlet kendisini böyle rasyonalize etmiştir; İmparatorluklar fetihlerini böyle rasyonalize etmişlerdir; ve nihayet milliyetçilik de aynı temeli kullanmıştır.
Sayfa 580·Kitabı okuyor
Düşünce
Vatan Yahut Silistre /İnceleme/
Puan vermedi·72 syf.·
2026 127. kitabı
Namık Kemal, kalemi bir edebiyat enstrümanı olmaktan çıkarıp doğrudan doğruya vatan savunmasının en ön safına yerleştirilen sarsıcı bir barut fıçısına dönüştürüyor Vatan yahut Silistre adlı efsanevi
Edebiyat
Vatan Yahut SilistreNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,5bin okunma
Reklam
Ateşten Gömlek /İnceleme/
Puan vermedi·224 syf.·
2026 125. kitabı
Bir milletin namusunu ve toprağını kurtarmak adına o kızgın korların içine kendini nasıl gözü kapalı fırlattığını, bizzat cephe hatlarında, o barut kokusunun tam ortasında kaleme almıştır Halide Edip
Edebiyat
Ateşten GömlekHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202530,2bin okunma
İşgal edilen topraklarda yükselen feryatlar, koca bir imparatorluğun enkazından Anadolu’ya taşınan o kutsal istiklal meşalesi ve hem vatanı hem de imkansız bir aşkı savunurken giyilen o en ağır "Ateşten Gömlek"... Edebiyatımızın dev kalemi Halide Edib Adıvar’ın bizzat savaş meydanlarında, siperlerde kaleme aldığı ölümsüz eseri "Ateşten Gömlek"i okumak; sadece bir cephe romanını okumak değil, bu toprakların ne denli büyük fedakarlıklar ve sarsıcı trajedilerle vatan kılındığını iliklerine kadar hissetmek demek. Milli ruhu ve edebi dehasıyla sarsacak bu zamansız Türk klasiğini kesinlikle tavsiye ederim.
Puan vermedi·224 syf.··
2026 198. kitabı
Türk edebiyatının ve Milli Mücadele döneminin sarsılmaz, cesur ve öncü kadın kalemi Halide Edib Adıvar’ın 1922 yılında, yani henüz savaşın dumanları tüterken kaleme aldığı "Ateşten Gömlek", sadece askeri bir roman ya da tarihi bir vesika değil; bir milletin küllerinden yeniden doğuşunu, cephe arkasındaki insan trajedilerini ve vatan aşkı ile şahsi sevdaların çelişkisini anlatan sarsıcı bir epik başyapıttır. Roman; İzmir’in işgali sırasında kocası ve oğlu Yunan askerleri tarafından şehit edilen, kalbi intikam ve vatan sevdasıyla tutuşan Ayşe’nin, İstanbul’a kaçışı ve ardından hariciye memuru Peyami ile Binbaşı İhsan’la birlikte Anadolu’daki Milli Mücadele’ye katılışını odağına alır. Adıvar; bizzat cephede bulunmuş, onbaşı ve çavuş rütbeleriyle savaşa tanıklık etmiş bir yazar olarak, Sakarya Savaşı’nın, Ankara’nın o çileli günlerinin ve cephedeki askerin ruh halini cerrah titizliğiyle işler. Romanın merkezindeki "Ayşe" karakteri, sadece acılı bir kadın değil, Anadolu’nun iffetini ve direnişini simgeleyen allegorik bir figürdür; İhsan ve Peyami’nin ona duyduğu aşk ise memleket sevdasıyla birleşerek adeta bir "ateşten gömleğe" dönüşür. Yazarın o coşkulu, destansı, realist ve her satırında vatanseverlik ateşini hissettiren akıcı dili; bu eseri Kurtuluş Savaşı’nı doğrudan cepheden anlatan ilk ve en önemli edebi anıt haline getirmiştir.
Ateşten GömlekHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202530,2bin okunma
Reklam
Reklam