• İnsan kabullenişin mabedi değil midir?
    Biz ki her yıl kendimizi bir başka kedere devrediyoruz Nedendir bu, yaşamın üzerimize olmayan bir giysi gibi durduğunu hissettiğimiz?
    Yosun kokularından çok erken vazgeçtik.
    Nedir bu teslimiyetsizliğimiz.
  • Biz Ne Kadar Adaletliyiz?
    Hz.ömer zamanı emirel müminin adaletyle meşhurdur. 2 delikanlı bi adamin koluna girmiş onu hz omer e doğru getiriyorlar.
    Ya emirel muminin bu adam bizim babamizi öldürdü kissas istiyoruz dyorlar.
    Mahkeme kuruluyor bu adama son isteği soruluyor.
    Adam:
    -Eşim le cocuklarimi 3 günlük yolda biraktim bnden haber bekliyorlar.bna musaade et atımla 3 günlük yolculuğa gdip onlra bidaha donmiycgmi soylyim
    Hz Ömer :
    -Iyi ama idam kararın verilmiş sen ise bnden atınla 3 günlük yolda gtmk için izin istyorsun ben sana nasil güveneyim.
    Adam:
    -Ya Ömer Bismillahirrahmanirrahim dyip isra süresi 34.ayeti okuyor. 
    Söz verenler verdikleri söz den mükellef tir. Yarin huzuru mahşer de hesaba çekilecektir 
    Peki tm dyor hz. Ömer fakat yerine bir kefil almamız lazim.yani sen glmezssen onu idam edecez. Tamam dyor adam
    Ordaki kalabalığa soruyor kefil olacak olan var mi ? Diye ses yok adam gelmzesse idam edilecek kim kefil olurki. 
    En arkadan biri elini kaldırıyor ben olurum ya Ömer diyor.
    Bi bakiyolar ki ebuzer el gıffarı.
    Ya ebuzer neye kefil olduğunu biliyosun degilmi adam glmzese seni idam edecez.
    Birakin gitsin adami dyor ben kefilim 
    Adam biniyor atına uzaklaşıyor ordan.
    3 gun boyunca bütün herkes bu adamı konuşuyor gelecek mi gelmiyecek mi mescitte bile gundem oo.
    Akşam namazina yakin uzaktan bi atli geliyor.
    Hz.ömer in ilk sorusu :
    -Be adam seni ailenin yanina atınla beraber 3 günlük yolculuğa gönderdim neden geldin? 
    Adam:
    -İslam zarar görmesin demesinlerki müslümanlarin arasında söz veripte sözlerini tutmuyorlar demesinler dye geldim ya Ömer! 
    Maktülün yakinlari söz istyorlar. Ölen adamin çocuklar i
    Ya Ömer dyorlar biz kissas hakkimzdan vazgeçtik 
    Hz Ömer :
    Peki neden affedyorsunz babanizi öldürdü bu adam?
    Ya Ömer demesinler ki müslümanlarin arasında merhamet yok oldu!
    Ebuzer el gıffarı ye dönüp 
    Ya ebazer sen bu adamin neyine nasil inandinda kefil oldun?
    Ya Ömer demesinler müslümanlarin arasında güven itimad kaybolmuş. Onun için kefil oldum diyor.

    Biz ne kadar adaletliyiz peki?
  • Çok büyük vazgeçtik ondandır yüzümüzdeki iplemez gülüşler...
  • Bizi ilgilendiren olaylara ilişkin atalarımızın söyledikleriyle yetinerek kendi kendimize düşünmekten vazgeçtik. Hiçbir şey zihinsel etkinliğin zayıflamasından daha hızlı güç kaybetmez; biz de kendimiz çaba gösterip araştırmak yerine hazıra konmayı tercih ederiz. Bu sebeple neredeyse her zaman yaratıcı fikirler üretebilmek, yaşadığımız yerin zenginliğiyle ters orantılıdır.
  • Başkalarını tamamlamak için kendimizden vazgeçtik...🖤
  • Kendi mutlaklarımızın ötesini asla göremiyoruz ve daha ciddisi, buluşmaktan, karşılaşmaktan vazgeçtik. Bu daimi aynalarda kendimizi tanımadan yalnızca kendimizle karşılaşıyoruz. Eğer kendimizi fark edersek, başkasında yalnız kendimize baktığımızın, çölde tek basımıza olduğumuzun bilincine varırsak, deliririz.
  • - "... Hz. Ömer efendimiz ve bir grup sahabi sohbet ederlerken yanlarına 3 genç delikanlı yaklaşır.
    Baştaki genç Hz. Ömer'e bakarak "Yâ Emirulmü'minin! Bu aramızda duran kişi bizim babamızı öldürdü, kendisinden davacıyız, gere­keni yap!" der.
    Hz. Ömer ortadaki delikanlıya döne­rek "Evlâdım! Hakkında söylenenler doğru mu?" diye sorar. Genç "Evet yâ Ömer! Doğru!" diye tasdik eder.
    Hz. Ömer devam eder: "Peki, nasıl oldu? Anlat bakalım!" Genç anlatmaya başlar: "Ben çok köklü ve zengin bir ailenin çocuğuyum. Atlarım, koyunlarım, develerim var. Bu hayvanlarımın içinde bir atım var ki, görenleri kendine hayran bırakır. Bakan dönüp bir daha bakar. Benim için de çok kıymetlidir. Lâkin bir gün yolum bu arkadaşların bulundu­ğu köye düştü. Atım da bu arkadaşların meyve bahçesine girdi. Ne kadar çaba gösterdiysem, ne kadar engellemeye çalıştıysam da atın meyveleri yemesine mâni olamadım. Bunu gören babala­rı çok kızdı ve bir hışımla gelip atıma taş attı. Atım oracıkta öldü. Ben de öfkeme hâkim olamadım ve bir taş alıp babalarına attım. Babaları da orada öldü. Aslında böyle olmasını istemezdim ama oldu bir kere! Kaçmak istedim, fakat bu arkadaşlar beni yakala­yıp buraya getirdiler!"
    Hz. Ömer gencin anlattıklarını dinledikten sonra ona "Suçunu kabul ettiğine göre sana verilecek cezanın uy­gulanmasında bir engel yok. Sen de karşılığında kısasen idam edilecek­sin!" der.
    Genç Hz. Ömer'e döner ve "Yâ Ömer! idam edilmek­ten kaçmıyorum, lâkin babam öldükten sonra kardeşimle bana yüklü miktarda altın bıraktı. Kardeşimin yaşı küçük olduğu için bu altınları kimsenin bilmediği bir yere gömdüm. Kardeşimin hakkı olan altınları gömdüğüm yerden çıkarıp ona teslim etmem lâzım. Aksi halde onun hakkını vermemiş olurum. Bana 3 gün müsade edin, altınları kardeşime teslim edip geleyim!" teklifinde bulunur. Hz. Ömer gence "Bak evlâdım! Bunun mümkün olması için yeri­ne bir kefil bulman lâzım!" der. Genç Hz. Ömer'in yanındaki top­luluğa dönerek aradan bir kişiyi işaret eder: "Benim yerime bu ki­şi kefil olacaktır!"
    Gencin toplulukta gösterdiği kişi Peygamber Efendimiz Aleyhisselamın ashabından olan Hz. Amr b. As'tır. Hz. Ömer, Amr b. As'a dö­nüp "Ey Amr! Delikanlıyı duydun, kefil olmayı kabul ediyor mu­sun?" diye sorar. Amr cevaplar: "Evet, kabul ediyorum!" Genç oradan ayrılır. Aradan 3 gün geçer ve gençten bir haber yoktur, idam saati yaklaşmıştır.
    Hz. Ömer'in arkadaşlarından bir grup iki kardeşle konuşup davalarından vazgeçmelerini, aksi halde Hz. Amr b. As gibi mübarek bir zatın idam edileceğini, maktulün can diyetini fazlasıyla ödemeye hazır olduklarını söylerler. Fakat kar­deşler babalarının kanının yerde kalmasını istemediklerini, ceza­nın yerine getirilmesini beklediklerini söylerler.
    Bütün eşraf buz kesilmiştir ve durumu Hz. Ömer'e bildirirler. Hz. Ömer "Bu kefil babam olsa fark etmez! Cezayı infaz ederim!" der.
    Suçlu olan genç hâlâ ortalıkta yoktur, kefil Amr b. As idam alanına getirilir.
    Tam bu sırada bir ses kalabalığı yararak gelir: "Durun, durun; geldim, yetiştim!" Bu ses suçlu olan gence ait­tir. Genç soluk soluğa idam infaz edilmeden yetişmiştir. Hz. Ömer gence "Delikanlı! Sen buralarda yabancısın, yerine kefil bulduğu­na göre rahatlıkla kaçabilirdin. Niçin geri döndün?" diye sorar. Genç başı dik ve vakur şekilde "Kaçtı, sözünde durmadı, vefazıslık etti demesinler diye geri döndüm!" der.
    Hz. Ömer Amr b. As'a dönerek "Ya sen ey Amr! Sen bu delikanlıyı daha önce biç görmediğin halde niçin kefaleti kabul ettin?" diye sorar. Amr b. As hazretleri de "Muhammed ümmeti içinde mürüvvet ölmüş demesinler diye kefil oldum!" açıklamasını yapar.
    Bunun üzerine davacı olan iki genç kardeş Hz. Ömer'e "Yâ Ömer! Biz davamızdan vazgeç­tik, bu arkadaşımızı affettik!" derler.
    Hz. Ömer şaşırmıştır ve gençlere "Daha biraz önce 'Davamızdan vazgeçmeyiz, babamı­zın kanı yerde kalmamalı!' diyordunuz, ne oldu da birden fikriniz değişti?" diye sorunca gençler yine akıllara kazınacak bir cevap verirler: "Merhametli insan kalmadı demesinler diye!"