• Hayatı nasıl ele alacağınız hakkında sizi daha başka nasıl yüreklendirebilirim? Genç hanımlar, diyebilirim, ve dikkat edin kapanış konuşması başlıyor, benim nazarımda sizler utanç verecek derecede cahilsiniz. Önemli sayılacak hiçbir keşifte bulunmadınız. Hiçbir imparatorluğu sarsmadınız, ya da bir ordunun başında savaşa gitmediniz. Shakespeare’in oyunlarını siz yazmadınız, bir barbar kavimi asla uygarlıkla tanıştırmadınız. Mazeretiniz ne? Dünyadaki, hepsi de alışverişle, işletmelerle ve sevişmekle meşgul olan siyah, beyaz ve esmer tenli insanlar kaynayan sokakları ve meydanları ve ormanları işaret ederek başka işimiz vardı diyebilirsiniz, içiniz rahat olarak. Biz olmasaydık bu denizlerden gemiler geçmez, şu verimli topraklar çöl olurdu. Biz, istatistiklere göre şu anda yaşayan bir milyar altı yüz yirmi üç milyon insanı doğurduk, besledik, yıkadık ve eğittik, belki altı-yedi yaşına kadar, ve bu da, bir kısmının yardımla olduğunu göz ardı etmeyelim, epeyce zaman alır.
    Virginia Woolf
    Kırmızı Kedi Yayınları
  • Sustu. Konuşmak gereksizdi. Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. Biliyordu; anlamazlardı.
    Yusuf Atılgan
    Sayfa 155 - Yapı Kredi Yayınları
  • Bir kapının kapanış sesi girecek aramıza. Oysa ben odamda onu, o da yolda giderken beni hissedecek. Ben onun oturduğu koltuğa, o da gördüğü ilk ağaca gülümseyecek. Bir acı bedende sürdüğü hükmünü kaybedecek ve öyle zannediyorum ki, bu gece kâbus görmeyecek.
  • Fransız İhtilaliyle başlayan yeni dönemin getirdiği sosyo-kültürel gelişmeleri önce Avrupa ekseninde daha sonra dünya genelinde anlatan bir kitap.

    Kitap şarkıcı Çelik'in 19.yüzyıla damgasını vurmuş meşhur Hercai şarkısının oluşum aşamalarını 6 kısımda anlatıyor. Şarkının müziğinin oluşumu, dönemin toplumsal olayları, sözlerin yazımı, şarkının toplumu etkileyişi, şarkının toplumu etkilemesi sonrası eşitlik-özgürlük-adalet kavramlarının doğuşu ve kapanış.

    Beni en çok etkileyen kısmı üçüncü kısım oldu :

    Dolu dolu sevdalar gözlerimde
    Gönlümde dolanirsin, hep O halinle
    Uçusuyor saçlarin, yaralanmis kalbime
    Yine sensin tek çare, su zavalli halime

    Sözlerinin Concorde Meydanındaki okunuş sahnesi tek kelimeyle epikti.

    Kısacası Fransız İhtilali hakkında bilgi edinmek isteyen arkadaşlara tavsiye ederim.
  • 590 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Açılış cümlesi bulamadım, o yüzden herkese selam. Ahmet Ümit’in okuduğum ikinci kitabı. Baya uzun sürmüş okumam aslında ama bu kitap kötü olduğu için falan değil yani ben okumadım ondan. Kitap okuma sınavı için okumamız gerekiyordu ve ben bunu duyunca yani pek sevindiğim söylenemez sdjdjddf. Daha önce Aşk Köpekliktir’i okumuştum ve pek sevmemiştim. Bu kitabı okuyacağımızı duyunca da işte o yüzden baya bir ön yargı ile yaklaştım ve kitabı öyle okumaya başladım. Ahmet Ümit’in aslında polisiye kitap yazarı olduğunu da bu şekilde öğrendim.

    Aslında ön yargı ile başladığım için pişman değilim, çünkü bu kitabı baya sevmeme neden oldu. Mesela diğer arkadaşlarım benim kadar çok sevemediler hatta okurken baya sıkıldılar ama ben hiç sıkılmadım. Kitabın değişik melankolik ve ağır bir havası vardı. Uzun zamandır polisiye okumadım ama bu kitapta John Verdon’ın kitaplarında ki türden bir gerilim, heyecan yoktu. Sanırım bizim yazarlarımız daha duygusal ama ben o melankolik havayı baya sevdim. Evet kitabı ağırlaştırıyordu bazen cinayeti unutuyordunuz ve sizi sıkılmak değil de yoruyordu ama yine de hoştu.

    Kitabın baş karakteri Cinayet Masası Baş komiseri Nevzat. Nevzat karısını ve kızını kaybetmiş bir adam, dolayısıyla işte duygusal, nazik, yumuşak ve hafif melankolik bir adam. Evgenia diye bir kadınla olmasına rağmen sürekli karıma ve kızıma ihanet etmiş mi oluyorum diye düşünüyor ve ara sıra pişmanlık yaşıyor Evgenia’yı çok sevdiği için. Bu onu daha çok sevmeme neden oldu. Evgenia da gerçekten çok güzel bir kadın. Nevzat hakkında çok az bir şey söylüyor onu tanımlarken ama kısa ve öz öyle anlatıyor ki ben bile aşık oldum kadına. Çok anlayışlı ve Nevzat’ı seviş biçimi çok güzel.

    Neyse, sonra ansızın bir gece bir cinayet ihbarı geliyor. Necdet Denizel adında bir adam, boğazı kesilerek öldürülmüş ve Sarayburnu'nda ki Atatürk Büstü’nün önüne avuçlarına Byzantion sikkesi konulmuş ve hafiften elleri bağlanmış bir şekilde bırakılmış.

    Nevzat, Ali ve Zeynep, yani Nevzat’ın ekibi bu olayı araştırmaya başlamak için kolları sıvamışken, ertesi gece de benzer bir cesedi farklı bir tarihi mekanda bulmalarıyla ve daha sonra cinayetlerin devamı gelmeye başladıkça bunun bir seri katilin işi olduğunu anlıyor ve cinayetlerin ardındaki gizemi çözmeye çalışmak için İstanbul’un geçmişine bir yolculuk yapıyorlar. Çünkü cinayetler her zaman İstanbul’un tarihinde yer etmiş önemli bir hükümdarı ve mekanı vurguluyor.

    Kitabı okurken çok heyecanlanmamamın nedeni, sevgili arkadaşım Berfe sayesinde katili öğrenmiş olmam. Daha 150. Sayfadayken söyledi bana, hadi ben neyse de diğer arkadaşım öğrendiğinde öğrenmesine çok az kalmıştı onun için daha çok üzüldüm. Yani katili öğrendikten sonra ben daha çok cinayeti neden işlediklerini merak etmiştim ama onda da tahminim tuttu gibi bir şey. Zaten neyle ilgili olduğunu az çok çakmamak imkansız gibi bir şey. Ama buna rağmen yine de kitabı okurken sıkılmadım. Hem karakterleri sevmiştim, hem de İstanbul’un tarihini okumayı. Bu kitabın bana kattığı bir diğer şey de bu oldu.

    İstanbul’u hiçbir zaman sevemedim hem çok büyük hem çok kalabalık diye. Beni hep boğuyordu ama bu kitabı okurken yaşadığım şehir hakkında ne kadar bilgisiz olduğumu fark ettim. Tüm o şeyleri okumak, bu şehri almak için kaç hükümdarın uğraştığını, savaştığını, tüm o tarihi mekanların tasvirleri ve tarihleri, yapılış nedenleri gerçekten çok güzeldi. Bu kitabı okuyana kadar Yerebatan Sarnıcı falan sadece burada yaşadığım için gezmem gereken bir yermiş gibi hissediyordum ama bu kitaptan sonra deli gibi merak ettiğim için gidip gezmek istiyorum.

    Çoğu kişi yine bu kadar tarih okumaktan sıkılmış ama ben okurken oldukça keyif aldım. Ayrıca her şeye rağmen son atmış sayfa gerçekten kitabı elimden bırakamadım. Çünkü yine şu olay kötüye gidiyor durumu gibi bir şey yaşandı ve o durumlarda ne kadar gerildiğimi biliyorsunuz dhdjfhs

    Ve kitabın kapanış kısmı, gerçekten gerçekten çok güzeldi. Daha hassas bir anda olsaydım ağlayabilirdim bile. Gerçekten çok güzeldi ve duygulandım. Daha duygusal ve iyi bir kapanış olamazdı.

    Ahmet Ümit’e benim gibi ön yargılıysanız bu kitap sizin için iyi bir başlangıç olabilir. Bir kişi yorumunda kitaplarında kendini tekrar ettiğini söylemiş ama ben yine de ilerideki zamanlarda diğer kitaplarını da okumak isterim.

    dipnot: Her şey sona erdiğine göre, artık Sahte Krallık okuyabileceğim.. ehe..hehe.. inej, kaz, nina, jesper, wylan ve biricik matthias helvar’ım sizleri kucaklamak için sabırsızlanıyorum.

    dipnot2: ön yargı ayrı yazılıyormuş. artık unutmam.
  • 82 syf.
    ·1 günde·Beğendi·8/10
    Mavide Beyaz Halka bir şiir kitabı. Öncelikle şiir kitaplarının yorumları diğer eserlerin yorumuna göre daha kişisel olduğunu düşünüyorum. Çünkü bir şiiri siz okuduğunuzda hissettiğiniz duyguları aynı şiiri okuyan başka birisiyle aynı hissedemezsiniz.

    Eser hakkında kısaca bilgi verirsem; iki bölümden oluşuyor, ilk bölümde şiir ağırlıklı ikinci bölüm şiirden ziyade tek cümlelik duygu aktarımı, birisine söylenememiş olan sözlerden oluşuyor(naçizane fikrim,ben öyle hissettim).Son sayfasında oldukça hoş bir şiirle kapanışı yapılmış bir eser.

    Benim en çok sevdiğim bölüm, ilk bölümdü. Hatta "hoşçakal" şiiri yaşanmışlığın ve yaşanmamışlığın ikilemini yaşayan biri olarak etkilendim,bu açık ara farkla en sevdiğim şiir oldu diyebilirim
    Ayrıca son şiir oldukça güzel bir kapanış olmuş,sevilenler de ikinci sırada.
    Kalemi ve şiirler güzel,ama ikinci bölüm pek benlik değildi.O yüzden şiirleri daha çok sevdiğimi söyleyebilirim.

    Son sözlerimi yazarımızın sözleriyle yorumu bitiyorum. Keyifle okuyun.

    "..Alışırım kendimle kalmalara

    Kendimi öksüzlüklerle paylaşsam da"

    Alışın kendinize,her şeyinizle, tek başınıza kimseye muhtaç olmadan alışın.