"Olsun, onu öldüreceğim."
"Ne diyorsun evladım sen, babanı mı öldüreceksin?"
"Evet, öldüreceğim. Çoktan başladım bile.Öldürmek derken öyle Buck Jones'un tabancasını alıp dan diye öldürmeyi kastetmiyorum. Öyle değil. Kastettiğim onu kalbimde öldürmek. İyiliğini istemekten vazgeçmek. Derken bir gün ölüp gidecek."
Canım ne sinemaya gitmek istiyordu ne de ayakkabı boyamak. Doğrusunu söylemek gerekirse, içimdeki acıyı bir türlü dindiremiyordum. Sebepsiz yere zalimce sopa yemiş savunmasız bir hayvan gibiydim...
Ama yakında her şey yoluna girecekti. Çocukların yaraları çabuk geçerdi, gelecekte sürekli tekrarlayacakları, "Evlenince geçer," ifadesindekinden bile çabuk...
"Portuga!"
"Hı..."
"Ben senin yanından bir daha hiç ayrılmak istemiyorum, biliyor musun?"
"Niye?"
"Çünkü dünyanın en iyi insanı sensin. Senin yanındayken kimse bana zarar vermiyor ve kalbimde mutluluk güneş gibi parlıyor."