• ✓Velhasıl kelam, ziyadesiyle tükeniyoruz albayım...
  • 176 syf.
    "İnsanı yara değil, muhatapsızlık öldürür."
    @olimposyayinlari @tuncilkman
    •••
    "Kadın intikam almaz, erkeğin kendi kendini cezalandırmasını sağlar."
    •••
    Merhabalar, size dünyanın en iyi kitaplarının bulunduğu listeye, adını yazdırabilecek bir kitapla geldim. Kitabın dışı kadar içininde cezbedici olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Kurgunun efsaneviliği oskarlık ödül hak ediyor bence. Yazarın süslü kalemi, neredeyse tüm satırların altını çizmeme sebep oldu.

    Bazı yerlerde kim bu Parla? Luna nereden çıktı? Güneş kimdi? diye düşünerek kafamı karıştırmış olsa da Güney'e mi kızayım tüm karakterlere mi söveyim bilemedim. Kitap sonu kafam allak bullak oldu ama kitabın tadı hala damağımda. Kitabı elime aldığımda hiç böyle bir kurgu ile karşılaşacağım aklıma bile gelmemişti. Velhasıl kelam bu kitabı hala okumamışsanız çok şey kaybetmişsiniz demektir bence.
    •••
    "Ben bir boşa gidiyorum. Yağmurun değmemiş daha tenime, kızılca kıyamet bir gökyüzünün altında; dört duvara adını veriyorum. Kaç adet hoşa gidiyorum? Kalbin sırlardan sarmaşık ama gizliden gizliye rüyalarında; seninle tek vücut oluyorum?"

    "Ne güzel olurduk biz, dudağım alnına denk. Yağmur döver pencereyi ve sen üşümeyesin diye aklımıza sevmekten başka bir şeyin gelmeyeceği sıcacık bir yatak olurdum. Ah...Ne güzel ölürdüm ben, sırf sen uyanma diye. İnan bak elimden gelse gecenin şu sessizliğinde yankılanan kalp atışlarımı bile durdururdum."

    "Sen acıdan geçmişsin, güzelliğinden belli. Her nerede görsem tanırım ve her nerede tanısam ağlarım böyle bir güzelliği. Ama yollar var bizi rast getirmeyen, dünyanın en uzak yeri gibisin."
    "Ve onun kalbi toprak değildi, gömdüğü yeniden filiz vermezdi."
  • 224 syf.
    ·Puan vermedi
    Merhabalar 1k okuyucuları. Aziz Nesin ile bu kitabi sayesinde tanıştık. Gerçekten kitabın adı gibi harika bir kitaptı. Hani bir söz vardır ya ;" Kâl ile olmaz ,hâl iledir ."işte yazar da buna değinmiş. Çocuklara sözlerimiz ile değil de onlara davranışlarımız ile rol model olacağımızı belirtiyor. Ayrıca biz büyüklerin iki yüzlüklerini ,eğitim sistemini ,haksızlıkları, yalancılığımızı mizahi bir dille eleştiriyor. Okurken çok güldüm, bazi yerlerinde çocukluk anılarımla karşılaştım. Hatta kitabın bir çok yeri de mizah olarak televizyona yansıtılmış .Velhasıl kelam çocukları anlamak ve onların gözünden bakmak için okunmalı, okutulmalı.
  • Tavrınız olsun, tarzınız olsun, hedefiniz olsun, çizginiz olsun... Velhasıl kelâm her şeyiniz size has olsun... Davranışlarınız taklit, düşünceleriniz satılık, değerleriniz emanet olmasın.
  • 475 syf.
    ·3 günde·
    Evet.. sevgili Adam Fawer 'ın yıllardır okumakta ertelediğim ama sık sık karışma çıkan Olasılıksız olan ilk kitabı dijital ortamda okuma şerefine nail oldum. Bu kadar okumakta erteleyip, bir o kadar da karşıma çıkması bunun tesadüf sınırlarını aştığını düşünerek benim için 3 gün gibi uzun bir sürede bitti. Sayfası az veya fazla da olsa da asla bir kitabı 48 saatten daha uzun süreye bırakmadım, bırakmam ama her okuyucu gibi benimde yarım bıraktığım kitaplar var. Gelelim kitaba;

    Benim için "İkici Bölüm: Hata Payını En Aza indirgemek" kısmına gelinceye kadar sıkıcı bir kitaptı. Ben daha Caine'yi tanıyamadan araya reklam gibi giren başka bir karakter çıktı. Okuduğum diğer incelemelere bakılacak olursa tek değilmişim. Bu kitap kesinlikle "aman okuyayım da ne olursa olsun" denilecek değil. En azından kendi adıma böyle söyleyebilirim. (Aslında "benim için" hiçbir kitap öyle değildir.)

    Benim bu kurgudaki en sevdiğim karakter Nava Vaner (diğer adıyla Tanja Kristina Aleksandrova) oldu. Kurgunun olayın geçtiği zamanda CIA için çalışan ama aslında hem casus, hem kiralık bir katil hemde kendi ülkesinin rütbelilerine göre vatan hainidir. Onda beni en çok rahatsız edense Caine 'ye ilk andan hayatıyla ilgili her şeyi anlatmasıydı. Kurgunun başında bencil bir karakterken Laplace Şeytanımız sayesinde aslında içinde yatan asıl kişiliğini bulur. Ben hangi kitabı okursam okuyayım mutlaka güçlü, cesur, kendisine ve çevresinde olan bitene hakim bir kadın görmek beni gururlarıdır.

    Gelelim Jasper Caine 'ye.. kitaba göre yılları karakterin kendi deyimiyle "deli hastanesinde " geçmiş David Caine 'nın tek yumurta ikizi. Şizofren tanısı koyulmuş olan bu karakterimiz; anatomi, nöroloji, kuantum ve teorileri, bilim adamları ve onların ortaya attığı teoriler hakkında oldukça bilgili. Bu kadar bilgili olduğunu da Üçüncü Bölüm:Laplace Şeytanı 'da görüyoruz.
    Ve bu beni biraz hayal kırıklığına uğrattı çünkü bu kadar bilgiye sahip olduğu halde akıl hastası deli olarak görünüyor. Aslında ikizin fütüristik yeteneğini en başından bilirken ve aynı şeyleri parça parça da olsa yaşarken yazarın bu karakteri geri planda tutması bana saçma geldi.

    Gelelim Laplace Şeytanımıza yani David Caine 'ye. Bu karakteri hiç benimseyemedim. Hâl böyle olunca kitabı bitirmem bu kadar uzun sürdü. Hem kendisini bir yanılsamada zannedip "amaaan nolucak canım " dercesine bir hâli vardı. Ayrıca kendisinin de şizofren olması ihtimalini başlarda hiç umursamamış, ayrıca ikizi "deli hastanesinde " yattığı süre boyunca bir kez bile ziyaretine gelmemesinden yakınırken bile aklı hâlâ kumarhanede poker oynadığı masaydı. Bu incelemeyi yazarken bile garip bir şekilde bu karakteri hâlâ benimseyememiş olmama kendimde şaşırmıyor değilim.

    Ne yalan söyleyeyim içinde algılamakta zorlandığım pek çok kelime oldu. "Kendimce" beğendiğim bazı yerlerini zaten alıntı olarak paylaştım. İncelemenin başında kitabı defalarca kez okumakta ertelemeye rağmen, sıkça karşıma çıkmasından bahsettim. İyi ki de okumakta hep ertelemeşim.(Bunu her düşündüğümde kitapta ki dejavu muhabbeti aklıma geliyor:))

    Kitabın sonu gelirsek de.. bence çok saçma bitti(Caine ile ilgili olan kısmı) ben "şizofren olan bir adamın kafasında yarattığı bir dünyayı göreceğimi zannetim" keşke de öyle görseydim. Ruhani veyahut fütüristik diyelim.. bir varlık gibi görünen ama Caine'nin düşüncesinde sesi kadına ait olan biriyle konuşması vardı. Ve yalan yok ben bu diyalogdan hiçbir şey anlamadım.

    Dr. Tversky (Doc) ın ölümü ise galiba bu kitapta ki en iyi kısmıydı.

    Velhasıl kelam... benim için ne çok sıkıcı ne de çok iyi diyebileceğim ve de başkalarına önerebileceğim bir kitap değil. Umarım ilk kez okuyacak olan kitap kurtları olan arkadaşlarım daha zevk alarak okur. Sonuçta herkesin düşünde zevki farklıdır.
  • 132 syf.
    ·4 günde·Puan vermedi
    Kitabı okurken benzetme yaparak hayata uyarladım diyebiliriz şöyle özetleyeyim;
    Yaşlı adam biz insanlar oluyoruz yakalamaya çalıştığımız peşinden okyanusun bilinmez köşelerine sürüklenip bizi yerimizden yurdumuzdan eden balık ise ulaşmak istediğimiz hayallerimiz bir nevi ütopyamız.
    Eldetmiş gibi olsak çok yaklaşsak da kokularını alıp köpek balıkları geliyor kopartıp parçalıyor talan ediyorlar. Ta ki geriye ise yarar hiçbirşey kalmayana dek. Bu da hayallerimize ulaşma çabasındayken sürekli ayağımızı kaydırmakta gözü olan insanlardır.
    Velhasıl kelam biz öyle ya da böyle ulaşırız hayallerimiz mühim olan bunu köpek balıklarına hissettirmeden hayata geçirmek..