Müsaadenizle ben de ablalara yönelik olanını yazayım.
Çok rica edeceğim canım hanımlar, biraz hayatın gerçeklerinin farkına varın. Pembe panjurlu ev, önünüzde diz çökmüş elinde yüzüğüyle prens, varlıklı bir aileye gelin olma hayali filan kurmaktan vazgeçin. Filmlerle dizilerle beklentilere girip kendi kendinizin hayatını mahvetmeyin. Gerçek hayat o kadar da toz pembe değil. Instagram reels, YouTube shorts izleyerek günü nasıl doldursam diye düşünmek yerine üretin. Şu depresif kafadan çıkın çıkmak zorundasınız zorundayiz. Okumak, gelişmek ve geliştirmek zorundayız. Hayat kısa kuşlar uçuyor. Uçan kuşun da kuşu yaratanın da farkına varın. Bu rüyadan uyanınca ah be bes dakika daha uyusaydim da güzel bir sonuç kurgulasaydim deme şansımız olmayacak. Yolda yürürken, bulaşık yıkarken veya ütü yaparken bile ders dinleyin, Kuran dinleyin ezber yapın. Derslere gidin, güzel sohbet halkalarinda bulunun. Aynı mahallenin çocuklarıyla komşu olun. Anne olun. Evlat yetiştirin. Çünkü anne bir çocuktan bir Kudüs yapar. Çocuklarınız da aynı mahallenin çocuklarıyla büyüsün. Çocuklariniza sağlam bir çevre sunun ki sizden kaçtığında sığındığı yer güvenli bir alan olsun. Evlatlariniza kahrolsun İsrail sloganı atmayı da boykotu da ta 2 yaşından itibaren öğretin. Anlıyorlar merak etmeyin. Hem de bayağı kaniksiyorlar bizden bile iyi. Boş iş değil bilincaltina tam o zamanlarda butun sloganların da davranış modellerini de verin. Hatta yapamadığınız zorlandığıniz ne varsa çocuklarınıza öğretin, sizi utandirmak pahasına doğru yola cekilirsiniz. Teknolojiyi kullanmayı iyi öğrenin, çocuklarınızı teknolojinin kucağına korunmasız bir şekilde birakmayin. Tarih de öğrenin, finansal okuryazarlik da. Evlenirken de para, kariyer, güzel bir düğün beklentisi ile yola çıkmayın, şayet bosanirsaniz hatırası dahi