❝Vesiledar❞

KÖLELİK VE CARİYELİK
İslamiyet, köleliği kaldırdığı halde Osmanlıların uyguladığı söylenir ve tenkit edilir. İslamiyet köleliği kaldırmış mıydı? Bilgisiz ve cahil adamın sözü ne senet olur ne de o söze kıymet verilir. O söz üzerine yapılan değerlendirmeler ise ahmaklık alametidir. Bazıları, İslamiyet köleliği kaldırmıştır, diyor; bazıları da o söz üzerinden hareketle âyet ve hadislerde kölelikle ilgili sözlere atıfta bulunarak, hayır kaldırmadı, diyerek dine ve İslam’a çatıyor. İşte bu tartışmaya tam bir cahiller münazarası veya ahmaklık komedyası denilir.
Sayfa 128·Kitabı okuyor
Reklam
İslamiyet'ten aklını beğenenlerin nasibi yoktur!
Özrsüz, sağlam iken kılmadığı nemâzlar, hasta ve özrlü iken de kazâ edilir. Sadaka ve hiçbir hayrlı iş, kazâ nemâzı yerine geçemez. İbni Teymiyyenin sapık yazılarına aldanmamalıdır.
Özr sâhibinin özrü, sonraki her nemâz vaktinde, bir kerre, biraz akınca, özrü devâm ediyor sayılır. Bir farz nemâzın vaktinde hiç gelmezse, ya’nî nemâz vakti başından sonuna kadar özrsüz geçerse, o kimse özr sâhibi olmakdan kurtulur. Abdest alırken veyâ nemâz kılarken, özrü kesilip, sonraki ikinci vaktin sonuna kadar hiç gelmezse, özrlü iken aldığı abdesti ve nemâzı i’âde eder. Nemâz bitdikden veyâ teşehhüd mikdârı oturdukdan sonra kesilirse, nemâzını i’âde etmez. Teyemmüm ederek nemâz kıldıkdan sonra, suyu gören kimse de, nemâzını i’âde etmez. Bir ilâcla veyâ bağlamakla veyâ nemâzı oturarak îmâ ile kılmakla, özrü durdurmak vâcibdir. Bir dirhem mikdârı kan ve sâire, yıkanınca, nemâz kılıncaya kadar, tekrâr bulaşmıyacağı zan olunursa, yıkamak vâcibdir. [Özr, yalnız abdesti bozan şeylerdir. Abdest veyâ gusl abdesti alamıyan hasta, özrlü olmaz. Yerine göre, mesh ederek veyâ teyemmüm ederek, nemâzlarını sağlam kimse gibi kılar.] Cemâ’at ile nemâz anlatılırken, özrlü kimsenin sağlam kimselere imâm olamıyacağı bildirilmekdedir. Orada, devâmlı abdestsiz olmakdan başka, üzerinde dirhemden çok necâset bulunanın, çıplak olanın, Kur’ân-ı kerîmi doğru okuyamayanın da, böyle olmıyanlara imâm olamıyacakları bildirilmekdedir. Kaplama ve dolgu dişi bulunan kimsenin, kaplama ve dolgusu olmıyan hanefîlere imâm olabilmesi için, şâfi’îyi veyâ mâlikîyi taklîd etmesi lâzımdır. Yetmişinci maddeyi okuyunuz!
Özr sâhibi olmak için, abdesti bozan bir şeyin, devâm üzere mevcûd olması lâzımdır. Edâsı farz olan herhangi bir nemâz vakti içinde, nemâz vaktinin başından sonuna kadar, abdest alıp, yalnız farzı kılacak kadar bir zemân, abdestli kalamıyan kimse, özrü gördüğü andan itibâren, özr sâhibi olur. Meselâ, istihâda kanı, idrâr ve başka akıntılar, iç sürmesi, yel kaçması, yaradan kan, irin ve memeden, göbekden, burundan, gözden, kulakdan kan veyâ ağrı ile herhangi bir sıvı, irin akması gibi, abdesti bozan şeylerden biri, hep mevcûd olur, ya’nî bir nemâz vaktinin başından sonuna kadar, bir abdest alıp, farzı kılacak kadar, durdurulamazsa, o kimse, özr sâhibi olur. Bir nemâz vakti girdikden, farzı kılacak kadar zemân sonra özr başlasa, vaktin sonu yaklaşıncaya kadar bekler, hiç durmadı ise, vaktin sonunda abdest alıp, o vaktin nemâzını kılar. Nemâz vakti çıkdıkdan sonra, sonraki nemâz vakti içinde durursa, önceki nemâzını i’âde eder. İkinci nemâz vaktinin başından sonuna kadar hiç kesilmezse, özr sâhibi olduğu anlaşılır ve kılmış olduğu önceki vaktin nemâzını i’âde etmez.
Reklam