❝Vesiledar❞

Bütün mesele “iyi bir insan olmanın şartlarını” yerine getirmeğe bağlı. Nasıl iyi bir insan olunur? Her şeyden evvel iyi güzel ahlâklı olmak lâzım. Bu ise, güler yüzlü ve tatlı dilli olmakla mümkündür. Her türlü sertlikten uzak ve yumuşak huylu olmalı. Herkese karşı anlayışla, şefkat ve merhametle, dostça hareket etmeli. İnsanların kalbini kırmadan, onlara huzur ve neşe vermeli. Son derece affedici, kolaylaştırıcı ve müjdeci olmalı. Hadiselerin ve insanların iyi taraflarını görebilmelidir. Kibir, kabalık ve inat gibi kötü huylardan şiddetle sakınmalı, son derece mütevazı, nazik ve hoşsohbet olmalıdır. Bütün bu üstünlüklere kavuşmak için muhakkak ki geniş bir kültüre, rehber insanlara ve ilme ihtiyaç vardır. Cahil insan, toleransları, kolaylıkları ve ruhsatları bilemez, zorlaştırıcı ve nefret ettirici olur. Görülüyor ki ilim ve rehber insan, her zaman lâzım olmakta, karanlıkları aydınlatmaktadır. Enver Ören Rahmetullahi aleyh
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Çok sayıda kimsenin arasında uyanık olmak her zaman uykuda kalmaktan iyidir.Fakat uyanık kimseleri de ileride itibar olunmak uykusu yakalar.
İyilik yapana teşekkür edileceğini, herkes bilir. Bu, insanlık îcâbıdır. İyilik edenlere hurmet edilir. Ni’met sâhibleri, büyük bilinir. O hâlde, her ni’metin hakîkî sâhibi olan Allahü teâlâya şükr etmek, insanlık îcâbıdır. Aklın lüzûm gösterdiği bir vazîfe, bir borcdur. Fekat, Allahü teâlâ, her ayb ve kusûrdan uzak, insanlar ise, ayb kirlerine ve noksanlık lekelerine bulaşmış olduğundan, Onunla hiç münâsebetleri, alâkaları yokdur. Onu nasıl büyük bileceklerini, nasıl şükr edeceklerini anlıyamazlar. Ona karşı söylenmesini güzel sandıkları şeyler, Ona çirkin gelebilir. Onu büyültmek, hurmet etmek sandıkları, hakâret ve küçültmek olabilir. Ona hurmet ve şükr şeklleri, yine Ondan bildirilmedikce, Ona lâyık olacağına güvenilemez ve Onun kabûl edeceği bir ibâdet olamaz. Çünki, insanların hamd etmeleri, Ona belki hakâret olur. İşte, Onun tarafından bildirilen, ta’zîm, hurmet ve şükr şekli, Peygamberlerin “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” bildirdikleri dinlerdir. Ona kalb ile yapılacak hurmetler, dinde bildirilmiş, dil ile yapılacak şükrler, orada gösterilmişdir. Her uzvun yapacağı işleri, açık ve geniş olarak, beyân buyurmuşlardır. O hâlde, Allahü teâlâya inanmak ile ve kalbin ve bedenin yapması ile şükr etmek, ancak dîne uymakla olur. Allahü teâlâya, dînin dışında yapılacak hurmete ve ibâdete güvenilemez. Çok def’a tersine olup, sevâb sanılan, günâh olur. Bu söylenilenlerden anlaşılıyor ki, dîne uymak, insanlık îcâbıdır ve aklın istediği ve beğendiği birşeydir. Allahü teâlâya, Onun dîninin dışında şükr edilemez. Allahü teâlânın bildirdiği her din, iki kısmdır: İ’tikâd ve amel. Ya’nî îmân ve ahkâm. Bunlardan i’tikâd, her dinde aynıdır. İ’tikâd, dînin aslı ve temelidir. Din ağacının gövdesidir. Amel ise, ağacın dalları, yaprakları gibidir. [Eski dinlerde bildirilmiş olan
Sayfa 102·Kitabı okuyor
Sosyal medya çoğu zaman görünenden ibaret değil; ciddi bir algı yönetimi mekanizmasıyla çalışıyor. İlgi alanlarınızı, yaşam durumunuzu ve hatta duygusal zayıflıklarınızı analiz ederek karşınıza bilinçli içerikler çıkarıyor. Bekarsanız evliliği zor ve problemli gösteren paylaşımlar önünüze düşüyor; evliyseniz bu kez eş, kaynana ya da aile ilişkilerini kötüleyen içerikler çoğalıyor. Amaç, düşünce yapınızı etkilemek ve sizi fark etmeden yönlendirmek. Bu yüzden özellikle kadınların bu içeriklere karşı daha bilinçli olması gerekiyor. Unutmayın, insanın hayatındaki asıl yük çoğu zaman yaşadığı olaylar değil, o olaylara dışarıdan yapılan yorumlar ve yüklenen anlamlardır. Sosyal medyanın oluşturduğu bu yapay gündemlere kapılmadan, kendi gerçekliğinizi korumak en sağlıklısıdır.
Sen, Allah'ın verdiklerine razı olmadıkça, rahat etmek ve kurtulmak ümidi ile nereye kaçarsan kaç, orada da karşına bir afet çıkar; gelecek olan belâ gelir ve yine sana isabet eder. Sen fâni tuzaklardan emin olmaya değil, Hakk'a sığınmaya bak. O dilerse senin için zehri şifa yapar, dilerse suyu zehir haline getirir. Hasılı kalbin sefası, kadere rızada gizlenmiştir. Mevlâna Celaleddin-i Rumi hazretleri rahmetullahi aleyh