Tuğba Bal, Vicdan Sızlar'ı inceledi.
10 May 23:03 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Kitabı okumaya başladığım ilk sayfalarında, sanırım bu kitabı beğenmeyeceğim demiştim. Ama okudukça öyle yüreğime dokundu ki, hayatın içinde buldum kendimi.
Toplum tarafından dışladıklarımız, görmezden geldiklerimiz, insanlara karşı ön yargılarımız, tek bir hareketiyle puanını o an verdiğimiz kimselerin; ve o kimselerin de bizlere karşı davranışlarını, zaman zaman bizlerin de o durumlarla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz ve bunu kitabın sayfalarını çevirdikçe daha da iyi anlıyorsunuz.
Aslında yaşamın içinden kopup gelen vicdanın sızısını duyumsuyoruz. Acılar içinde yaralar bağlamış bir yüreğin iyileşip iyileşemeyeceğini, şifa bulup bulamayacağını.. Belki de büyülü sandığımız kelimelerde gizlidir her şey. Görmezden geldiğimiz onca şeye, insanlık namına bir cümle ile ve tatlı bir gülümseyişle yaklaşınca yıllara bürünmüş yaralarımız dahi şifa bulacak ve o insanın yüreğinin aslında ne kadar güzel olduğuna şahitlik edeceğiz.

Kısa bir cümleyle özetleyecek olursak, arka kapakta da yazdığı gibi;
Bu kitapta vicdansızlar ve vicdanı sızlayanlar var.

Gökçe, Vicdan Sızlar'ı inceledi.
03 May 00:44 · Kitabı okudu · 2 günde

"Ama bazen insan anlatmak istemez. Şevki yoktur. Neden yoktur? Neden şevkini kaybetmiştir insan? Bunlar önemli sorular..."
Belki de anlatmak ister ama kimse duymasın ister ya da duysunlar ama duymamış gibi yapsın ister. Ya da sessiz susarken içindeki bütün çığlıklar duyulsun ister insan. İnsan çünkü, ister de durur, durur da ister veya.

Kesinlik aramayın bende, size böyle bir şey vaat ediyor olduğum için yazmıyorum bütün bunları. Belki yazmak için yazıyorum belki de içimde kalsa sadece içimde değil aklımda da kalacağı için yazıyorum. Mesela Güray Süngü bunu niye yazmıştır ki? Bir gün koltukta otururken haberlere bakıp "vay vicdansızlar.." diyip mi yazmaya başlamıştır yoksa "abi vicdan yani sızlar sonuçta." diyip mi yazmıştır. Belki de "ben vicdanlarının sızlayabildiğini hatırlatayım da belki vicdansızın birine vicdanını sızlatabilirim.." diyerek almıştır eline kalemi, kağıdı veya laptopu; son ihtimal yüksek, farkındayım. Böyle böyle yeşermiştir bir öykü kitabının dalları, çiçekleri. Her muhayyel bir gerçeğe, her gerçek de muhayyele dönüşmüştür mutlak. Sonra kesin şey demiştir ama -az da olsa bir muhabbetimiz, tanışıklığımız var tabi biliyoruz- ben en iyisi "Evvel Ahir, Batın Zahir" diye bir hikaye yazayım içine de vicdanlarını hatırlamazlarsa beklediklerini hatırlasınlar. "Cana Kıymık" adlı hikayeyi de yazmasak olmaz şimdi sonuçta benim gibi kentsoylular okudu mu biraz kendilerini bulabilsinler.. Neydi arayanlar bulurdu değildi değil mi, belki de kaybedenler bulurdu, bulanlar da kaybetmiştir çünkü e o zaman kaybedenler ararlar, arayanlar da bulurlar ama neyi bulurlar belasını belki de kesin bir şey yok çünkü, bunlar gibi şeyler işte.

Kafası karışıklara, âşıklara, bekleyenlere, delirmek üzere olanlara, delirmeden de kalanlara veya delirdiğini zannedip de aslında rüyada olanlara, herkese ve hepimize.. Bu kitap yani. Okuyunuz tabi.

Resul, bir alıntı ekledi.
24 Nis 15:48 · Kitabı okudu · 10/10 puan

. Üstadımız Said Nursî için “Bir şah ve bir padişah gibi yaşamakta ve gelen yardımlarla geçinmektedir” diye o vicdansızlar apaçık bir iftirada bulunmuşlardır.

Said Nursî, amcasının çorbasını dahi içmemiş olup, hayatında kimsenin minneti altında kalmayıp, beş bin lira hediyeye beş para değer vermeden red ve iade eden, hayatındaki istiğna düsturunu en zâlimane muameleler ve mahrumiyetler içinde kaldığı zamanlarda dahi bozmayan ve böylece izzet-i İslâmiye ve şeref-i diniyeyi muhafaza etmiş olan bir zâttır.

   Evet Üstadımızın; halkların hediyesini kabul etmemek düsturu, seksen senelik hayatı ile sabit olduğu ve otuz senelik müteaddid mahkemelerde dahi vesikalarla tahakkuk etmiş, dost ve düşmanın gözleri önünde zahir olmuştur.

Bu bedihî hakikatın herkesçe bilindiği bir zamanda, böyle ittihamda bulunanların ne kadar dehşetli garazkâr olduklarını ehl-i vicdanın takdirlerine bırakıyoruz...

Emirdağ Lahikası, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 191 - Sözler Neşriyat. San. Tic. A.Ş)Emirdağ Lahikası, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 191 - Sözler Neşriyat. San. Tic. A.Ş)
Tuncay YILDIRIM, bir alıntı ekledi.
 07 Nis 16:15 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Burası İstanbul be, Kahpe İstanbul! Burada açıkgöz, üçkağıtçı olmayanı anasından doğduğuna pişman ederler! Sokaklarda döve döve öldürürler de tek bir Allah'ın kulu kılını kıpırdatmaz! Zayıf ve fakirin kabusu bu kahpe İstanbul! Ha, ama cebin doluysa, o başka! İstanbul'un dini imanı para be para! İnsanlık mı kalmış burada! Yok, bitmiş insanlık bu İstanbul'da bitmiş! Çocuk yaştaki kızları pazarlayan pezevenkler, ağzı süt kokan çocuklara uyuşturucu satan şerefsizler, memleketin yarısı açken üç asgari ücrete bir şişe şampanya patlatan vicdansızlar, örf ve adetlerimizi çiğneyerek gece yarıları tek başlarına yarı çıplak barlara giden orospular, hainlerin elinde zulüm çeken yüzlerce tinerci bebe, mendilci çocuk ve çeteler, çeteler. çeteler... İstanbul'un barsakları bu be!

İstanbullular, Buket Uzuner (Sayfa 187)İstanbullular, Buket Uzuner (Sayfa 187)

Ey duvarlar! Ben en çok size konuştum. Benim kimsenin görmediği hallerimi gördünüz. Ses etmediniz. Hiç cevap vermediniz ama ne dediğinizi hissettim hep. Neyim var biliyor musunuz şimdi? Güvendiğim her hissin acısı ve güvenini almak için uğraştığım her şeyin yorgunluğu. Vicdanımın en zafiyetli insancıl duygum olduğunu öğrendim. Bunu size anlatmamıştım. Çünkü bende yeni öğrendim. Her insanın vicdanı vardır elbet. Size vicdansızlar diye nara atmayacağım ama şunu bilin ki insan sadece kendini düşündüğünde, karşındakinin vicdanını ele geçirmeye çalışır. Sen vicdanına yenik düşerken aldandığının farkında olmazsın. Hem kötü bir insan olamazsın hem de iyi insan bildiklerinin senin vicdanını ele geçirecek kadar kötü olduklarını bilemezsin.

— Emre Koçak

Ahmet Şefik VEFA, Vicdan Sızlar'ı inceledi.
25 Mar 12:59 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Güray Süngü kimi zaman yazmış olduğu romanlarıyla kimi zaman öyküleriyle edebiyatımıza çok önemli bir yeri var. Açık bir ifadeyle ve isabetli bir söylem diyecek olursam, Türkiye'nin Yaşayan Oğuz Atay'ı olması.
Vicdansızlar Eserinde konu aldığı öykü başlıkları ve içerikleri olarak bizim aklımıza ya da görüşümüz dışında bir renk yakalaması bizleri şaşırtıp tesir altında bırakması.
'Evvel Ahir' öyküsü ve diğer öyküleri. Biz bir ağacı yeşil olarak görüp severken o renksiz görmeyi başarıp renklerin imgeleminden yola çıkıp ağacı ağaç olduğu için sevmemizin güzel ve hoş bir yanını yakalamış.
Diyeceğim şu ki mutlaka okunmalı.

Mutluluğun dibini sıyırıp yok ettiler
Aşkları işgal edip huzuru tükettiler
Ben mutsuzum sen mutsuz
İkimiz de umutsuz
Yüzümüze gülenler
Birer birer gittiler

Ayrılık hançerini sırtımıza saplayıp
Adam nasıl satılır çok iyi hesaplayıp
Kuyumuzu kazdılar
Ve düzeni bozdular
Sevdamıza kıydılar
Ayrılık hançerini sırtımıza saplayıp
Adamlık güllerini birer birer toplayıp
İnsan nasıl satılır çok iyi hesaplayıp
Hem sana idam verip
Hem de bana kıydılar
Gözümüzün yaşına bile hiç bakmadılar
Sevda şerbeti gibi yüreğe akmadılar
Yârim ikimizi de
Bir kenara koydular
Biz bunlara dost dedik
Bunlar kime uydular

Mutluluğun dibini sıyırıp yok ettiler
Aşkları işgal edip huzuru tükettiler
Usanmadılar bizi
Yerden yere vurmaya
Usanmadılar bizi
Her fırsatta kırmaya

Kim mi ey yârim bunlar
Bunlar en vicdansızlar
Yani bunlar vefasız
Acımasız insanlar
Muhterem Taş 2