• 53.
    Dürüstlerin İstismar Edilmeleri. — Tövbe ve istiğfara çağıran rahiplerin ve cehennem korkusunun müthiş baskısı alında acı çekmek zorunda kalanlar, vicdansızlar değil, vicdanlılardı; hele bunlar bir de fantezisi olan insanlardıysa. Yani yaşam en çok tam anlamıyla ferahlığa ve iç açıcı imgelere ihtiyaç duyan kimseler için karartıldı. —Sadece kendi kendilerine iyileşmeleri ve sağlıklarına kavuşmaları için değil, insanlık onlarla sevinebilsin ve onların güzelliğinden kendi içine bir ışın alabilsin diye. Ah, günahı keşfeden dinler ne kadar da çok gereksiz vahşet ve hayvanlara eziyet orta ya koydular! Ve aynı şeyleri vahşet ve eziyet sayesinde iktidarlarının en büyük zevkine sahip olmak isteyen insanlar yaptı!
  • 186 syf.
    ·1 günde·Beğendi·10/10
    "Günün birinde acıyı keşfeden küçük bir çocuğun öyküsü"
    Zezé...
    Yoksul ve kalabalık bir ailenin en haşarı çocuğu. Ve en çok dayak yiyeni. Her yaptığı suç sayılıp dövülen ama alıştığı için ses çıkarmayan ve kendi tabiriyle onları ancak yüreğinde, artık sevmeyerek öldürebilen masum bir çocuk.
    Yaşıtlarına göre oldukça zeki, meraklı, gururlu, inanılmaz bir hayal gücüne sahip. Sorduğu sorular olsun verdiği cevaplar olsun hem güldüren hem ağlatan cinsten. Bu nasıl bir zekâ deyip hayrete düşürüveriyor insanı.
     Okudukça sen daha 5 yaşındasın be çocuk deyip deyip durdum. Özellikle dayak yediği kısımlarda elleriniz kırılsın vicdansızlar diye saydırmaktan, bir yandan ağlamaktan kendimi alamadım. Bir babanın çocuğunu bayıltana kadar dövmesi nasıl bir vicdansızlıktır ? Benim aklım almıyor. O kısmı okurken ödev yapmadığı için babası tarafından öldüresiye dövülen çocuk geldi gözümün önüne. Ve o çocuk artık yaşamıyor. O küçücük beden toprağa girdi daha birkaç gün önce. İşte dedim hayatın acımasız gerçekleri.
  • Nasreddin Hoca misafir olarak bir aylığına köyün birine Cami Hocası olarak gider . Ancak köylü pek alaka göstermez . İkinci haftadaki Cuma namazında sadece Hz İsa’nın değil , Hz İdris’inde göğe çıkarıldığını anlatır . Köylüler şaşırır ve sorar : “ Hocam ! İdris Nebi tek başına orada ne yer ne içer ? “ Hocamızın beklediği fırsat gelmiştir , şöyle cevaplar :

    - Be vicdansızlar ! 15 gündür köyünüzde yapayalnız başımın çaresine bakmaya çalışırken biriniz “ Bu hoca 15 gündür aç mı susuz mu “ demediniz . Buna karşın tutup Allah’ın sahip çıktığı Nebisinin ahvalini sormaktasınız bre gafiller !
  • Kim kazandı? Sadece vicdansızlar. Vicdan olmayınca vicdan azabı vız gelir onlara!
  • Öylede geçti 2018, böylede. Neler kaybettik? Neler kazandık? Yaa gördünüz mü? Şaştık kaldık. Başıma gelmez demeyin. Öyle bir de gelir ki dersin Allah’ım bu tam bir aptallık. Ne hainler geçti senemizden. Ne vicdansızlar dokundu yüreğimize. Ne hayırsızları ağırladık aşımızda. Neleri yok ettik bile bile. Dostluğa dair, sevgiye dair, saygıya dair. Kelleler pişmiş, tuzlar kuru, size dokunmayan yılan bin yaşasın misali sürüp gitti ömrünüz. Haya denilen kavramı yok ettik hanemizde. Üstüne bir de hayasızlığı gurur saydık. Yakıştırdık da birbirimize. Giyinmeyi kendimiz için değil, başkaları için yapar olduk. Kendimizde bitirdik o masumane şıklığı. Başkalarına bez parçalarıyla ben insanım edâsı bıraktık. Ama olmadı, başaramadık. Sadeliği yok ettik bedenimizde. Birbirimizle bedenlerimizi yarıştırdık. Kâh yorulduk, kâh dinlendik. Ama ayağımız taşa takıldığında döndükte suçlayacak adam aradık. Bakmadık hiç dönüpte kendimize. Başkaları da suçluydu. Amennâ. Ama böyle ima etmemeliydik, kalleşçe. 2018 işte böyle. Hoş gel 2019 sevgiyle.
  • Üzerinde çıkan kağıtta şu Satırlar vardı: "Hele çok şükür açlıktan ölmedim . Kimseye kötü örnek olmak istemem, ama bu ölümün boşluğunu nasıl inkar edeyim ?Yıllarca süren bir açlığı böyle tüm tımtıkız ve nefis bir toklukla taçlandırıp ahreti boylamak Amerikalıları bile icat fikrime hayran edecek bir yeniliktir.
    Haram yemeklerle karın şişirerek öbür dünyaya gitmekte ki cezayı düşünen kaba sofular olabilir. Bu önemli konu, sual ,cevap melekleri ile benim aramda görülecek bir avadır. O meleklerin sorgularından önce benim onlardan soracak o kadar ince sorularım var ki cesaret edebilirlerse karşıma çıksınlar. Bu yağma,bu çapul,bu kapan kapana zamanında helal,haram ne kelime? Ben ömrümde bir kere beleşten karnımı doyurdum. Buna karşı da hayatımı diyet verdim. Bu işin tekrarlanmasına da artık imkan kalmadı. Bütün ömürlerindeki işleri haram yemekten başka bir şey olmayan bu kadar insan var. Onlara bakınız, işte hep o vicdansızlar helalleri ile kanaat edenlerin rızıklarını çalıyorlar. Doğru hesap edersek benim daha onlardan o kadar çok alacağım çıkar ki hayatımın bu son yemeğine haram demeye utanırlar. Lokanta sahibi ile mutlaka helalleşmek gerekli ise ona söyleyiniz ,beri gelsin...Şu anda gözlerimden maddiyat perdeleri kalktı,berrak billur bir şişe gibi her şeyin içini görüyorum. Patronun kalbini de önüme açılmış bir yalan dolan kitabı gibi,olduğu gibi okuyorum . Onun şimdiye kadar topladığı paranın guguklarını hep birden ortaya dökeyim mi? Oğullarına biriktirdiği sermayelerin, kızlarına verdiği çeyizlerin, Beyoğlu'ndaki apartmanların nasıl kazanıldıklarını anlatayım mı? "
    Bu satırları gittikçe artan bir çarpıntıyla dinleyen ihtiyar lokantacı,bir ikinci kalp durmasına da kendi uğrayacak gibi mosmor kesilerek :
    -Artık yetişir okumayınız . Yedikleri bu adama benden yana katbekat Helal ve hoş olsun . Böyle bir ulu kişiye haram etmeye nasıl dil vardır ki? Yalnız şunu rica ederim,bu iş gazetelerin ağzına düşmesin,belki bunu örnek tutacak başka açlar bulunur.