"yüzmeyi seviyorum."
"biliyorum" dedim.
"yüzmeyi seviyorum," dedi tekrar. bir süre suskunlaştı. sonra devam etti: "yüzmeyi seviyorum... seni de."
hiçbir şey söylemedim.
"yüzmek ve sen, Ari. en çok bu iki şeyi seviyorum."
"Ari!"
durup arkama döndüm. ve işte Dante Quintana verandasına oturmuş, yüzme öğrenmek isteyip istemedigimi sorarken de yüzünde olan o içten ve dürüst gülümsemesi dudaklarında, bana el sallıyordu.