OKUmak ama nasıl?
"Kitaplarla konuşmaya ihtiyacımız var. O yüzden sadece sesli de değil, mümkün olduğunda yüksek sesli okuma yapın. Kitabı yaşayın. Onu özümseyin. Sokrat gibi diyalektiği kullanarak kitaba sorular sorun. Akıl yürütün. Sesli okuyun, sesli düşünün ki bu dünyada kendi sesinizi bulasınız."

Barış Özcan
(Tamamı İçin: Yazı/Video: http://barisozcan.com/...-duydugu-bir-yetenek . Video: https://www.youtube.com/watch?v=LEh2PA_I7cQ)
Barış Özcan

Bursa Tanıtım Videosu
Orhan Veli ne güzel diyordu değil mi?
Gemliğe doğru denizi göreceksin... Şaşırma
Bursa'nın hayranlık uyandıran tanıtım videosunu izlemek ister misiniz?
http://www.eba.gov.tr/...bcb409740ec26cd3c001

Ebru, bir alıntı ekledi.
 21 May 02:26 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Erkek çocukların bu oyunlarda (video oyunları) karşılaştığı, gizliden gizliye cinsiyetçi özellikler taşıyan iletileri de görmezden gelemeyiz. Video salonlarında oynanan yüz oyundan oluşan bir örnek üzerinde çalışan toplumbilimci Terri Toles oyunların yüzde 92'sinde kadınların olmadığını, geriye kalan sekiz oyundan altısında bulunan kadınların "sıkıntıya düşen küçük hanım" rolü oynadıklarını belirtiyor. Yüz oyundan yalnızca ikisinde kadınlar etken bir rol üstlenmiş. Bu durumda bile etken rol üstlenen kadın kahramanlar insan değil; bunlardan birisi yavrusunu kurtarmaya çalışan bir anne kanguru, diğeriyse dişi bir yaratık, Bayan Pac-Man.

Öküzün A'sı, Barry Sanders (Sayfa 158 - Ayrıntı Yayınları)Öküzün A'sı, Barry Sanders (Sayfa 158 - Ayrıntı Yayınları)
Ebru, bir alıntı ekledi.
21 May 00:07 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Düşünemeyen, sevemeyen birçok genç ellerine silahlarını alıp, en son çıkan uyuşturucuyu yutup alışveriş merkezlerine yollanıyor, video oyun salonlarında toplanıyorlar. Kafalarında tek bir hedef var, o da heyecan. İmgelemlerinde dönüp duran o görüntüleri serbest bırakmak onlara keyif veriyor. Bu çocuklar kitapları küçük görürler. Okuryazarlığı bir düşman gibi, iktidardakilerin kendilerini kontrol etmek için kullandıkları bir araç gibi algılarlar. Geçmişte cahiller farklı bir düzey; kendilerinden daha yüksek bir yetkinlik düzeyi olduğunu bilir, o düzeye ulaşmayı başaramadıkları için kendilerini hakir görürlerdi. Oysa bugün birçok genç, karmaşık bir düşünceyi izlemeyi bir kenara bırakın, harflerle uğraşmaktan, bir cümle ya da paragrafı sökmeye çalışmaktan vazgeçmiş bulunuyor. Kitabı terk etmiş durumdalar. Okuma yazmanın gücüne ve kudretine -yararına- inanmayı bırakmışlar. Bu gençlerin içinde en umutsuz olanlar birer sosyopat gibi davranıyor ve pişmanlık ya da suçluluk hissetmeden topluma karşı en çirkin suçları işlemeye devam ediyorlar. Çetelere "takılıyor" arkadaşlarıyla esrar içiyor, arabalarına atlayıp sağa sola ateş açıyor, bir dükkânı ya da sürücüyü soyuyor, insanları taciz ediyor, onlara çete halinde tecavüz ediyor ve sonunda idam ediliyor ya da öldürülüyorlar. Bu çocuklardan korkmalıyız. Fakat yaralarını saklayan diğer kurbanlar da bizi en az onlar kadar düşündürmeli. Bir çocuğun her gün öğretmeninin önünde sıkıntıdan patlaması, sonra eve gidip her akşam televizyonun önünde sıkılması, akşam eğlencesinin kendisini ertesi gün yapacağı işlere hazırlamaktan öteye geçmemesi de bizi korkutmalı. Belki bu çocuk sokaklarda bulmuyor kendini ama daha fazla kabul gören, göze daha az çarpan bir tutunamayan olma yolunda ilerliyor. Bu çocuklar bulundukları yer dışında herhangi bir yerde olmayı tercih ederler. Korku, istek ya da alışkanlık onları arkadan iter ve yolun dışına çıkmalarını engeller. Oysa sonuçta bu tarz sessiz, içten içe yanan bir tatminsizlik bir çeteye katılmanın ortaya koyduğu direniş kadar yıkıcıdır. Cehalet mahvedici etkilerini toplumun her katmanında gösterir.

Öküzün A'sı, Barry Sanders (Sayfa 150 - Ayrıntı Yayınları)Öküzün A'sı, Barry Sanders (Sayfa 150 - Ayrıntı Yayınları)

Bu kısacık video 10 milyon izlenme alırsa,engelli kardeşlerimiz i çin engelsiz bir köy kurulacak lütfen izleyin izlettirin 😊https://youtu.be/3dnzLM_N-2Q

Önemli!!!
Arkadaşlar İZEV'in engelli arkadaşlarımız için hazırladığı yaşam köyü projesinin hayata geçmesi için bu videonun 10 milyon izlenmeye ulaşması gerekiyormuş. Yaklaşık 6 dakikalık bir video lütfen destek olalım. https://youtu.be/3dnzLM_N-2Q

Alperen Çapraz, Kibarlık Budalası'ı inceledi.
19 May 18:39 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bulunduğu toplumsal sınıftan memnun olmayan ve hep gözü yükseklerde olan Mösyö Jourdain'in durumunu anlatıyor Moliere.Asilzadeler gibi olmak ve kendini o sınıftan göstermek için kendini komik durumlara düşüren Mösyö'yü okurken çok eğlendiğim gibi izlerken daha da eğlendim.Tiyatro eserlerini okuduktan sonra izleyerek tamamlamak isteyenler için video adresi bırakayım meraklılarına.Tiyatro çok vefa isteyen bir sanat dalı.Hem yazan için hem oynayanlar için.Tiyatro ile kalın.
Kibarlık Budalası;
https://youtu.be/3KnuTPVwDwY

{Ç News} 19 Mayıs Özel;
Merhabalar Efendim....!!!!

Bugün 19 Mayıs Özel Yayını ile sizlerleyiz...!!
Hazırlanın...!!! {Ç News} Yayında....!!!

Bugün Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün doğum günüm dediği gündür..!! 19 Mayıs nedir, ne değildir haydi bir bakalım. Geçmişe dönelim...!!!

1919 da Samsun'a çıkarken ona;
"Ordu" yok dediler "Kurulur" dedi
"Para" yok dediler "Bulunur" dedi
"Düşman" çok dediler "Yenilir" dedi
Ve gün geldi, bütün bu dedikleri oldu.(!)

Sarı Paşamızın bugün Doğum Günü, Sevdiği şarkı ve Türküleri yoruma bırakarak O'na hediye edelim.. Katılımınızı bekliyoruz...

"Cumhuriyetten Önce,
Mustafa Kemal Atatürk'ten Sonra! Hatırla, Unutma!" Başlıklı bir video hazırlamış ve YouTube a yüklemiştim vakti zamanında, buyrunuz;
--->>>>> https://youtu.be/r7nBtlbICTc

"Parola Nuh idi… Nuh, Mustafa Kemal’in gizli adıydı. Üzerine mühür basılı bir kuruş büyüklüğünde bir kağıt verdiler. Bu gizli görev belgesiydi. Yakalanırsam ilk işim onu ağzıma atıp yutmak olacaktı…”

"Kurtuluş Savaşı’nda İstanbul’dan Anadolu’ya silah kaçıran “gizli örgüt mensupları”, Mustafa Kemal Atatürk’ten söz edecekleri zaman “NUH” parolasını kullanmışlardır."

Mustafa Kemal Atatürk, Samsun'a nasıl, ne için ve kim tarafından gönderildi. Kısaca yazalım...!

Daha uzun kısmı akşam 19:19'da Turgut Özakman 'ın 19 Mayıs 1999 Atatürk Yeniden Samsun'da kitabının incelemesi'nde olacaktır... Kaçırmayın...!!

İmza edilen, Mondros Ateşkes antlaşması gereği, Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye yani Osmanlı Devleti harbi kaybetmiş ve itilaf devletlerinin dayattığı antlaşmayı boyun eğerek imzalamıştır. Daha sonra İstanbul İşgal olunmuş ve saltanat sadece isimden bir varlık olmuştur. Fiili olarak bir varlığı artık yoktur. İngilizlerin himayesi altında küçük bir sömürge hükümetine dönüşmüştür. Ne derlerse yapılıyor, mütareke şartları bahane edilerek, yurda giren düşman birliklere müdahale edilmemesi söyleniyordu… Tam bu esnada İngilizler, Mustafa Kemal’in imdadına yetiştiler.. Anadolu’da Türklerin, Ermeni köylerini bastığı yalanları üzerine, o bölgeye bir ordu gönderilmesi ve bu durumun kontrol altına alınması istenmişlerdir. Mustafa Kemal’i İstanbul’dan uzaklaştırmak isteyen bir grup, onun adını önermiş ve bu kabul edilmiştir. O esnada Mustafa Kemal’in gizliden bir şeyler planlandığı duyulmuş ve bu durumu bahane ederek İstanbul’dan gönderilme planı yapılmıştır. Aslında talih, bu şekilde Mustafa Kemal’in yanında olmuştur. Bu hususta Fevzi ÇAKMAK paşa çok yardımcı olmuş, arkadaşları ise onun yanında olmuştur.

Verilen görev yetkilerini, kendi istediği tarzda uzun istişareler sonunda genişletmiş, Fevzi Çakmak ile beraber güzelce bir oyun oynayarak bu geniş yetkileri kabul ettirmiş ve 9 . Ordu Müfettişliği Unvanı ile Anadolu’ya İSYAN’ı BASTIRMAK üzere görevlendirilmiştir. Hangi isyanı peki? İngilizlere karşı direnen halkın isyanını.. Sözde Türklerin, Ermenilere uyguladığı zulmün isyanını… Ama Mustafa Kemal bastırmak bir kenara körüklemek ve tüm vatanda milli seferberliği yaymak için gün saymaktadır. Belgeler imza edildikten sonrasını şu şekilde anlatmaktadır Paşa;

“Talih bana öyle müsait şartlar hazırlamış ki, kendimi onların kucağında hissettiğim zaman ne kadar bahtiyarlık duydum, tarif edemem. Bakanlıktan çıkarken, heyecanımdan dudaklarımı ısırdığımı hatırlıyorum. Kafes açılmış, önünde geniş bir âlem, kanatlarını çırparak uçmaya hazırlanan bir kuş gibi idim.”

Kısaca tekrar edelim, Mustafa Kemal Anadolu'da DİRENİŞ başlatmak için değil, TÜRKLERİN ayaklanmasını bastırması için gönderilmiştir...! Emperyalist uşakları, İngilizlerle birlikte hareket etmektedir..!

Mustafa Kemal Samsun'a ayak bastığında genel görünümü şu şekilde tarif etmektedir:

1919 yılı Mayıs'ın 19. günü Samsun'a çıktım. Genel durum ve görünüm:

(...)Saltanat ve hilafet makamında bulunan Vahdettin soysuzlaşmış, kendini ve yalnızca tahtını güvenceye alabileceği alçakça önlemler araştırmakta. Damat Ferit Paşa'nın başkanlığındaki hükümet zavallı, beceriksiz, onursuz ve korkak; yalnızca padişahın buyruğuna bağlı ve onunla beraber kendilerini koruyabilecek herhangi bir duruma razı (...)

Peki Mustafa Kemal yurdu düşman işgalinden kurtarmak için Samsun'a çıktığında, sultan ve ekibi ne yapıyordu?

Vahdettin ve Damat Ferit Başkanlığında İngiliz Muhipleri Cemiyeti kuruldu. Milli Mücadele aleyhinde propaganda başlatıldı. Yurdun her yerinde isyanlar çıkartıldı. İngiliz Uçaklarından bildiriler yayınlandı. Mustafa Kemal ve onunla birlikte olanlar Vatan Haini ilan edildi.  1920’de Sevr Antlaşması imzalandı. Artık Emperyalist güçler bahane arıyordu. Ülkenin her bir yanı düşman işgali altındaydı. Vahdettin ve kabinesi, İngilizler ile birlik olmuş, Kuvay-ı Milliye’ye savaş açmıştı.

Mustafa Kemal, Hem yurt içi isyanlarla boğuşuyor hem de emperyalist güçlerle savaşıyordu. Bu tabloya insanın yüreği dayanmıyor? Dışarıda ki düşman tamam da, içeride ki düşman tüm gücüyle saldırıyordu. Gazetelerde boy boy ilanlar veriliyor, Damat Ferit her yerde İsyanları teşvik ediyor, Din’i bu işe alet ederek, masum halkı kandırıyorlardı. Ancak istediklerine kavuşamadan, tüm gücü ve milleti ile Mustafa Kemal bu soysuzlarla baş etti. Henüz düzensiz olan ordu bütün isyanlarla basm ederek hem Ingilizlere hem de Istanbul Hükumetine gereken cevabı verdi..!!

Şuan geldiğimiz nokta ise;

Milli Bayramlar yasaklanıyor, ülke dışa bağımlı hale getiriliyor, milli olan ne varsa özelleştiriliyor, Cumhuriyet'in zor şartlarda kazandığı ve yaptığı ne varsa, hem manevi olarak hem de maddi olarak saldırıya uğruyor..!!

Son cümle olarak şunu demek isterim;

Bu ülkede MUSTAFA KEMALLER bitmez...!! Bizler var olduğumuz sürece ne yurt içi düşmanlarına ne de yurt dışı düşmanlarına teslim olmayız...! Sizin köhne zihniyetlerinizi yerin bin kat dibine sokarız..!

Ey Şanlı Komutan! Ulu Önder! Milli Şef! Mareşal! Başbuğ! Başkomutan! Reis-i Cumhur! Gazi! Mustafa! Kemal! Atatürk.....!

Gösterdiğin YOLDA,

Durmadan ve 'KARARLILIKLA' YÜRÜYECEĞİMİZE,

AND İÇERİZ!!!!!

Yolun; YOLUMUZDUR...!

NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE.....!

Ruhun Şad Olsun Büyük Komutan...!

19 MAYIS ATATÜRK'Ü ANMA,
GENÇLİK VE SPOR BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN....!!!

Seninle birlikte bu yola baş koymuş herkesi, gazi ve şehitlerimizi minnet ve saygı ile anıyoruz.!
Var olsunlar!