Herkesin ayılıp bayıldığı ve öve öve bitiremediği kitap ; Kan ve Külden. Öncelikle çevirisi rezalet olan bir kitap. Evet kitapta çok fazla değişik kavram ve gizemli olay vardı diye olayları anlamamıştım ama bir 100 sayfayı devirdikten sonra dedim ki yok arkadaş bu sadece ondan değil. Hele ki bir yer var hala gülmekten kırılıyorum "Why don't you lying?" *Neden uzanmıyorsun?* diye çevirecekleri yerde *Neden yalan söylemiyorsun?* diye çevirmişler... Onu geçecek olursak.
Spoiler!!
Kitap çok akıcı. Kabul. 680 sayfayı cidden benim hiç okumayacağım bir hızda okudum. Ama açıkçası ben konu bakımından böyle yere göğe sığdırılamayacak bir şey bulamadım. Başta böyle Yükseliş vesaire diyince heyecanlanıp yeni bir konu türetildiğini falan sanmıştım. Yükseliyo millet de nereye, ana karakterimiz "Bakire" hanım niye bu kadar önemli, sadece 1 kızı kafesleyip hayatını kısıtlamak nasıl olur da tüm ülkenin geleceğini kurtarabilir diye çıldırmaya başlamıştım ki meğerse hikaye basite indirgersek vampirler ve kurtlarla alakalı bir şeymiş. Yazar aslında herkesin bildiği konuları değişik kavram ve olay örgüleriyle süslemiş gibi bir şey.
Çiftimiz Hawke ve Penellaphe'ye gelirsek...Öncelikle Allah Hawke'ı bildiği gibi yapsın diye başlıyormuşum...
Penellaphe, Pen, Poppy, Bakire lakaplarıyla bilinen güzel, vahşi ve zeki bir kızımız. Pen karakterini sevdim, kendini savunmayı bilmesi ve sivri dili hoş özelliklerdi fakat bazı noktalarda gözümden düştü. Hele ki Hawke'ın ihanetinden sonraki davranışlarını sık sık sorguladım.
Hawke'a gelirsek. Gerçi Casteel mi desem Cas mi desem ekselansları mı desem bilemiyorum. Başta kıza korumacı, nazik bir tavırla yaklaşıp istediğini elde ettikten sonra kıza "Ölü olursan hiç bir işime yaramazsın" gibi *ben kalpsizin tekiyim umrumun kenarında bile değilsin*