Kayıtsızlığın nedeni bu insanların hiç yakınmaması, yaşamı bir ırmakta sürüklenen bir yaprak gibi Yazgıya bırakmasıydı: Irkımızın uysallığını dışavuran o ‘inceldiği yerden kopsun’ yaklaşımı. Onlardan biri olarak, ben de benzeri kuşkulara kapılmıyor değildim. Her şey Yazgının denetiminde olduğuna göre, düşünmenin ne yararı olacaktı?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Wang’ın sessizliğinin boşluğu, asılsız umutlarla doldurulabilirdi, ama bu sessizlik dünyada olup bitenler konusunda en küçük bir ipucu vermiyordu. Öte yandan, Spengler’in de dediği gibi, "Cahillik bir özür olamaz."
En iyisi zihnini her şeye kapatmaktı. Düşünecek neyimiz vardı ki? Dışardaki dünya, Marksizmin körü körüne uygulanan yasalarının sınırlarını çoktan aşmıştı; kitaplar bir yana atılmıştı.
Hiçbir şeyden birşeyler çıkarmasını öğrenmiştik. Temel olarak dünyada bir tek boş nokta yoktur, hiçbir yer zaman ya da uzam dışı değildir. Boş görünen yerler, umudun en güçlüsüyle doludur: tutukluların umuduyla.