Bu kadar kederli görünen biri olamazdı. Güneş ışığını içerideki derinliklere taşıyan huzmenin yarı yolunda belki de acı ve kara bir gözyaşı oluşmuştu; bir gözyaşı akmıştı; dalgalanan sular o gözyaşını kendine katmış ve durulmuştu. Bu kadar kederli görünen biri olamazdı.
Öyleyse bu iş nasıl olacaktı? İnsan birini nasıl yargılayacak, hakkında nasıl düşünecekti? Bir sürü şey bir araya gelip biriktiğinde duyduğu şeyin hoşlanma mı, itilme mi olduğuna nasıl karar verecekti? Zaten bu sözcüklerin anlamı neydi ki?