• -Bu beyefendi Rus'muş, sizi soruyordu, - dedi başgarson.
    Vronskiy, önce biraz geri çekilip tekrar durmuş olan adama tanıdıklardan bir yere kaçamamanın verdiği sıkıntı ve yaşamının tekdüzeliğinden biraz olsun kurtulup eğlenme isteğinin birbirine karıştığı bir duyguyla bir kez daha baktı;...
  • Kendini şimdiye dek gururla ve kolayca yürüdüğü yoldan çıkarılmış hissediyordu. Yaşamının o kadar katı görünen tüm alışkanlıklarının ve kurallarının bir anda yanlış ve uygulanamaz şeyler olduğu ortaya çıkmıştı.
  • Yapması ve yapmaması gereken her şeyi kesin çizgilerle belirleyen kuralları olduğu için Vronskiy'in hayatı özellikle mutluydu.
  • Vronskiy, Anna'ya, kopardığı ve soldurduğu bir çiçeğe bakan, ama onu koparmasına ve öldürmesine neden olan güzelliği pek zor tanıyan biri gibi bakıyordu.
  • Onları birbirine bağlayan aşkın yanı sıra Anna'nın ne Vronskiy'in yüreğinden ne de kendi yüreğinden söküp atamadığı bir kavgacı ruhun aralarına girip yerleştiğini hissediyordu.
  • Okutup okutup sonunda okura ulti atarak adeta onu öldüren, bütün güzel hayallerini gömçüren kötü sonlu ama etkileyici kitaplarda bugün...

    Gerçi gidişattan belliydi sona doğru pek umut vadetmiyordu ama yine de insan güzel şeyler beklemiyor değil.
    Neyse biz konuya gelelim:

    *Anna Karenina, isim olarak da anlaşılabileceği üzere bizim başkahramanımız. Kendisi kitabın başlarında bize oldukça imrenilir bir görüntü çiziyor. Rusya'da o yıllarda bir kadın için gayet şanslı sayılabilecek bir hayata sahip. Mutlu denebilecek bir evliliği, sevdiği bir eşi (Aleksey Alexandroviç), bir de çocuğu(Seryoja) var ve kendisi çok güzel, cana yakın, alımlı bir kadın. Karşımıza ilk olarak abisi Stepan Arkadyiç ve abisinin eşi Dolli'nin arasındaki bir tartışmayı çözüme kavuşturmak için onların evine geldiğinde çıkıyor. Buraya kadar şanslı gelen Anna'mız, bütün hayat hikayesinin bir anda değişmesine sebep olan Vronskiy ile tam olarak bu ziyaretinde bulunduğu bir baloda karşılaşıyor.

    *Katerina Alexandrovna, namıdiğer Kiti ise başta Vronskiy'in aşkıyla yanıp tutuşan, Vronskiy ve Anna tanışmadan hemen önce kendisine yapılan kurları birer evlilik teklifi habercisi olarak gören ve bu uğurda kendisini çok seven Levin'i reddeden, Vronskiy ve Anna'nın aşkından sonra da hastalanan ve ölümden dönen masum ve ne yapacağını bilemeyen genç, güzel bir kadın. Hatalar yapmış olabilir ama ben asla kötü niyetli biri olduğuna inanmadım. Her şeye rağmen sabrını ve aşkını koruyabilen, oldukça samimi ve destekçi duruşunu bozmayan ve bütün bu olaylar gerçekleştikten sonra bile Levin'le kurmuş olduğu bağa zarar vermek istemeyen, utanç duygusu belirgin biriydi. "Reddetmemiş miydi, ne bağı?" diyor olabilirsiniz bu noktada ancak ikinci bir şans daima varmış. Ben de hiç beklemezdim ama olanlar bize bunun doğruluğunu kanıtlıyor. Fazla detaya girmeden diğerlerine bakalım.

    *Levin, Levin, Levin. Kitap boyunca yaptığı çoğu şeyi takdir ettiğim, köy yaşamı süren, kendi halinde kocaman bir iç dünyaya sahip, aşkına sadık, emeğe önem veren ve bir "bey" iken bile işçisiyle beraber toprak süren koca yürekli adam. Ara sıra iniş çıkışları, çok sinirlenip bazı şeyleri büyüttüğü olsa da yaptığı her hatayı, üzdüğü herkesi düşünüp pişman olduğunu ve hiçbirini isteyerek yapmadığını da unutmamak gerek. Ayrıca felsefi kişiliği ve yaşadığı her şeyi yeniden yeniden sorgulaması da öne çıkan bir özellik. Sonunda bize inancıyla ilgili küçük bir sürpriz bile yapıyor. Gerçi bu "Sevgi Neredeyse Tanrı Oradadır" kitabından sonra Tolstoy'dan gayet beklediğim bir hareketti Levin adına. Tamam ağzımızdan bir şeyler kaçırmadan diğer karakterlere göz atalım.

    *Vronskiy'e geldi sıra... Açıkçası benim güvenmekte zorlandığım ve Anna'ya duygusal açıdan çok zarar verebileceğini önceden tahmin ettiğim, kendisinden korktuğum bir karakterdi. İsteyerek veya istemeyerek birçok hata yaptı. Anna ile birbirlerini çok seviyorlar, ancak içinde bulundukları buhran ve duygusal dalgalanmalar yüzünden bir türlü kendilerine gelemiyorlar, bu yüzden de sürekli kavga ediyorlardı. Sabretmenin zor olduğu bir zamana denk gelmeseydi güzel şeyler olacağından emindim. Yine de suçlayamıyorum tabii ki, Anna'ya değer verdiğini net bir şekilde görebiliyoruz ve Vronskiy pişman hissedebiliyordu. Farkındalığı ve çaresizliği hatalarını çok daha affedilebilir kılıyordu.

    *Aleksey Alexandroviç konusunda söylenebilecek çok şey var. Anna'nın kocası olarak karşımıza çıkan Alexandroviç şaşırtıcı derece merhametli, affedici, sevgi dolu ve sabırlı bir adam. Düzenli ve mesafeli bir yapısı olduğunu söylemekte de fayda var. Herhalde başka biri olsaydı girdiği aşağılık kompleksi yüzünden herkese kan kustururdu ama onda hiç böyle bir şey göremiyoruz. Tam aksine girdiği sakin ve bağışlayıcı tavır, onu bazen sinir bozucu bir duruma bile düşürebiliyordu. Kendini bu kadar ezdirmesi ve çok sessiz duruşu beni çok üzdü. İhanetin en büyüğüne uğramışken bile muhafaza ettiği soğukkanlılık ve yardıma muhtaç olan kişi ne kadar onu kırmış olursa olsun bunu umursamadan diğer her şeye kör bir şekilde ona yardıma koşuşu ise üzerinde durulası bir detaydı.



    Çok fazla insan ismi okumanıza rağmen hepsini tanımak zorunda değilsiniz; sonunda üzülebileceğiniz şeylerle karşılaşsanız da, konuları evlilik, yasak aşk, aile yaşamı ve hiyerarşi gibi çok tanıdık konular olsa da sürükleyecek ögeler çok fazla ve akıcılık iyi. Sayfa sayısı lütfen sizi korkutmasın, okumak uzun sürer belki ama kesinlikle pişman olacağınızı veya yarıda bırakmak isteyeceğinizi zannetmiyorum.

    Tam filmi ve dizisi yapılacak kitap diye düşünüyordum ki belki vardır diye bakınırken bunları buldum:

    Bu dizisinin birinci bölümüymüş ama biraz eski bir dizi sanırım 1977 falan diyor: https://www.youtube.com/watch?v=mIbyeLiwRw0

    Bu da filmiymiş:http://www.altyazilifilmizle.org/anna-karenina-izle.html

    Biliyorum medya çoğu kitabı bozarak anlatıyor ama meraklısı için izlemeye değer diye düşündüm. İzlerseniz şimdiden hayal kırıklığına uğramamanız dileğiyle...

    Bu şarkı da Anna için olsun:
    https://www.youtube.com/watch?v=_-1PgwI1oWo

    İyi okumalar 1K...
  • "...Bu kurallar dolandırıcıya para ödemek gerektiğini, terziye ise gerekmediğini,erkeklere yalan söylememek gerektiğini,ama kadınlara söylenebileceğini, hiç kimsenin aldatılamayacağını,ama kocaların aldatılabileceğini,hakaretlerin bağışlanamayacağını,ama hakaret edebileceğini vs.kesin olarak belirliyordu. Bütün bu kurallar akla aykırı, kötü olabilirdi ,ama kesindi ve Vronskiy bunları yerine getirerek kendisini huzurlu hissediyor,başını dik tutabiliyordu."
    Lev Nikolayeviç Tolstoy
    Sayfa 400 - İş bankası kültür yayınları. Vronskiy...