İsveçli bir gazeteci ona “Babanı görmek
ister misin?” diye sorduğunda Mehtap
“Evet onu ziyaret etmek isterdim ama
canımı acıtmaması için hapiste olması
şartıyla,” demişti. Aslında bu sözlerinde
kin de yoktu, öfke de. Gerçekleşmesi
imkânsız olsa da, babasıyla olmak,
babası tarafından korunmak isteyen
küçücük bir kızdı o.