Burak Emre

Burak Emre
@wallix
6 okur puanı
Eylül 2021 tarihinde katıldı
Bölüm 6: Haklı haksızlar
Banyonun ışığını açtınız ve duşa girmek için soldaki duş başlığının sıcak musluğunu çevirdiniz. Isınması için beklemeye başladınız o sırada bacağınıza tutuyorsunuz ama bir türlü sıcak su gelmiyor.
Reklam
Bölüm 5; çare sizsiniz
İnsanoğlu bazen o rahat yatağına geçer, küçük veya büyük fark etmez hayaller kurmaya başlar. Bu kurduğu hayaller uzak olması onu hiç etkilemez, önemli olan o an ki hissettiği andır. Bu durumdan her akıllı varlık hoşnuttur. Senin hayatın yaptığın hayallerinle değil yaptığın hedeflerinle ilgilidir. Her insan hayal kurar ama her insan kurduğu hayalleri, hedefleri yaşayamaz. Başarılı insan elinden geleni yapar ama tembel insan sadece aklındaki ile yaşar. Bu durumda yapılması gereken önemli noktalardan birisi; sen bunu istediğin bi o kadar emek verdin mi? Eğer vermediysen zaten çaresizlik dediğimiz olay geliyor. Çaresizlik, dayanılmaz bir yaramaz çocuğa benzer. Sen onu ne kadar susturmaya da çalışsan, yaramaz olduğu için seni dinlemeyecek. Çok üzeceksin belki de üzmemek için katlanmak gerek yaptıklarına. Çaresizlik, elinde olmadan verdiğin o kötü kararlar. Çaresizlik, istemediğin halde yaptığın o işler. Çaresizlikti senin olayları bu hale getiren. Ama ne olursa olsun hiçbir şey için geç değil. Belki de bir yeni kapılar açar senin için elinde olmayan bu durumlar, çare ararsan gerçekten istersen çare var. Peyami Safa çok güzel açıklar; Hayat böyledir. Çaresizlik ve tehlike anları vardır ki, o zaman çırpınmaya ve haykırmaya gelmez. Batar insan ve boğulur. Marifet o anları geçirmektir. Sonrası gittikçe kolaylaşır. Kadere teslim olmak lazımdır o anlarda. Bu acizlik değildir. Dikkat et sözüme: Bu dünyada ölümden başka hemen her şeyin çaresi vardır. (Dūzwaq sundu)
Bölüm 3: İçindeki Güç
Yeni başlayacağım haftanın ilk günüydü yoğun bir haftanın başlayacağından emindim. Ama içimdeki mentalite gittikçe azalıyordu. Bir de ders çalışmanın kötü yanı iş yapmaktan daha zor olması, kafa
Bölüm 2: Zihninin dolu derinlikleri
Küçük bir amaca ulaşmak isterken beynin ne kadar yavaş ne kadar da kolay çalışıyor değil mi? Örneğin su içme ihtiyacın oluyor, aklına getiriyorsun burada hiçbir zahmet gerekecek bir olay yok. Ama sen sevdiğin insanla nasıl konuşman gerektiğini düşünmene geldiğin zaman, işler değişir çünkü onu kırmamak yani kaybetmemek istiyorsun. Dünya döndükçe hayallerin kendini geliştirmenle belki yaklaşıyor veya uzaklaşıp başka hayallere özeniyorsun hoşuna gidiyor. Çünkü istediğin şeyin olmaması senin ona olan bağlılığından uzaklaştırır. Yine de istediğin ne olursa olsun sonuna kadar gitmeye çalışmak gerekiyor. Sen ne kadar kaçmaya çalışsan da zihninin derinliklerinde yani bilinçaltında yerleşmesi sebebiyle takıntı haline geliyor ve gerçekten istediğin şeyi bulmuş oluyorsun. Hayallerine sahip olduğun o anda başardığını hissedersin ve rahatlarsın oysa olacak şeylerin daha çok üstüne gitsen zirvelere ulaşırsın. İşte insanoğlu ne kadar çalışkan da olsa başarı bir süreden sonra batıyor. William Hazlitt der ki: Refah harika bir öğretmendir; sıkıntı daha büyüktür. Sahiplik zihni şımartır; yokluk onu eğitir ve güçlendirir.
Küçücük bir deneme
Yine sersemlikle günün ilk saatlerine gözümü açtım. Az vakit kaldığını biliyordum ama bir türlü o şeyin başına oturmak istemiyordum. Sanki yaptığım şey bana işkence olarak geliyordu bu yüzden ne yapmam gerektiğini sadece hayallerim seçiyordu çünkü hayallerim bütün işkenceleri, işlenebilecek bir günahtan fark bırakmıyordu. Her gün bunları düşünmekten belki de yapmak zorunda olduğum şeyler, istediklerimden fazlaydı. Ne olacağını kim bilebilirdi ki? Her insan değişiyor belki 10 yıl sonra belki 10dk sonra insan fikirleri değişebiliyor. Tabi ne istediğini belirlemek kolay değil. Senenin ortalarında havaların ısınmasıyla üstüme güzel bir çöküş, basık bir hava ile işkenceyi gittikçe arttıran bir yaşamda söz konusuydu. Ne olduğunu bilmediğim bu işkencenin; Mısır mitolojisinden tutunda Yunan uygarlığına kadar gelen bir oluş. Ne olursa olsun istediğin ne olursa olsun, yanlışta olsa doğru da olsa büyük bir şey veya küçücük bir istek sen onu yapmaya çabaladığın zaman isteklerin gün yüzüne çıkıyor. Bu yüzden Friedrich Schiller der ki; Zorla, istemeye istemeye yaptığım her şey dokunur bana; seve seve, iştahla yaptığım hiçbir şeyden zarar görmedim.