Küçük bir kasaba hastanesinde geçer. Başhekim , yaşamdan kopmuş, duygusuz bir doktordur. Bir gün akıl hastalarının bulunduğu Altıncı Koğuş’ta yatan ivan adlı entelektüel bir hasta ile tanışır. ivanın düşüncelerinden etkilenen doktor, dünyayı sorgulamaya başlar. Ancak bu değişim çevresi tarafından garipsenir ve sonunda doktor da akıl hastası ilan edilerek aynı koğuşa kapatılır, ve orada felç geçirip ölür. Eser, delilik ile akıl arasında ince bir çizgi olduğunu ve toplumun duyarsızlığını eleştirir.