Tadı tuzu bulunmayan bu hayatın içinde bir telaş yaşarken bir gün illaki gelecek olan,kaçamayacağımız, yaşamı yitireceğimiz o anı düşünüp duruyorum. Ölüm dediğimiz bu anın, zaman zaman yaşamaktan daha huzurlu olduğuna inanmadan edemiyorum. Öyle anlar geliyor ki, ölümü insanların ulaşabileceği en yüksek mertebe olduğuna inandırıyorum kendimi. “Ölüm, yaşamdan daha saygındır.”
“Üzülerek söylemeliyim ki, sahip olduğum bütün bu duygular,zaman denen acımasızlık tarafından yutulup bir hiç edilecekler. Hatıralar kaybolacak ve ruh bedenden ayrılacak. Boş bir kabuktan başka bir şey bulamayacağım elimde. Bir hayal edin. Ne denli bir acıdır bu! Bu düşünceler aklımda dolanırken yaşamak öylesine ağır bir yük ki…”
“Yaşamak, insanın en doğal hakkıdır. Bu şekilde düşünürsem, yaşamasında bir sakınca olmadığı kanısına varabilirim. Öbür yandan ise insanı her şeyin en güzeline,en asiline layık olduğunu düşünürsek, sonunu daha farklı bitirebilirim.”