İki insandaki eğilimlerin uzun bir zaman diliminde örtüşmesini beklemek mantıksızdır. İki kişiyi birlikte eylemeye ve yaşamaya zorlamak, kaçınılmaz olarak onları engellemeye, çekişmeye ve mutsuzluğa maruz bırakmak demektir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Yürekten itaat edebileceğim tek bir güç vardır: kendi aklımın iradesi, vicdanımın sesidir. Bunun dışındaki herhangi bir gücün hükmüne —hele ki kararlı ve bağımsız bir akla sahipsem— yalnızca istemeyerek ve nefretle boyun eğebilirim.”
Tekrar etmek gerekirse: Yapacağım şeyin uygunluğuna benim adıma karar veren —devlet olarak adlandırılan— bir güce, neden her davranışım hakkında önceden vaatte bulunayım? Bunun içinde herhangi bir ahlâk, adalet ya da sağduyu var mıdır?”
“Yasalara itaat etmeyi vaat ettiğimiz yönündeki ifadeler kadar saçma bir şey neredeyse yoktur. Şayet yasaların uygulanması vaatlere bağlıysa, neden bu yasalar yaptırımlarla birlikte gelir? Neden yaptırımlar, uygulanması en kolay yasaların bile vazgeçilmez unsuru ve yasamanın temel formülü olarak kabul edilir?