• Aldatmanın sadece fiziksel mi yoksa gönül ilişkisinin de buna dahil olduğunu sorgulatan,aldatıldığımızı anladığımız zaman sessiz kalıp hiçbir şey olmamış gibi aile birliğinin devamı için yola devam mı etmeliyiz yoksa hem kendimize hem karşımızdakine dürüst mü olmalıyız?
    8 aylık hamile Eve,Jonathan ile 6 yaşında bir de çocukları olan 10 yıllık evliliğinin mükemmel olduğunu düşünürken şükran gününde Jonathan'ın gizli telefon konuşmasını duymasıyla toz pembe bir rüyadan uyanıyor.
    Kitap güzeldi içinde aşk var ama kesinlikle bir aşk kitabı değil zaten yazarı da evlilik ve aile terapistiymiş.Tavsiye ederim okunmaya değer.
  • Roman incelemesine başlamadan önce Hasan ve Zeyno arasındaki ufak bir diyaloğu sizinle paylaşmak isterim.
    "H- Kral'ın üç kızını ve kız kardeşini birbiri ardınca kandırıyor ve kaçırıyor.
    Z- Aynı aile üstündeki ısrarına ne dersiniz?
    H- Bu, sadakatine ve bir tek kızı sevdiğine delalet eder.
    Z- Allah Allah!
    H- Elbette, o sade bir tanesini seviyor, fakat ötekileri ona benzediği için, onu hatırlattığı için; belki onun lakırdısını ettiklerin için yabancı ellere bırakmıyor."

    Burada aslında Hasan'ın sevgi, aşk, sevmek gibi konulara karşı görüşünü, ilerde yapacaklarına karşı ufak bir ışık tutuğunu görüyoruz.
    Aslında Hasan karakterini ilk başlarda çok sevmiştim, fakat romanın ilerleyen kısımlarındaki Hasan'ın düşünce yapısını, yaptıklarını, ve geçmişte yaptıklarına şahit oldukça Hasan'a kızmaya başladım. Çünkü bence romandaki kalp ağrılarının başlıca nedeni Hasan.
    Zeyno ise dostunun sağlığı ve mutluluğu için aşkından vazgeçen bir kadın. Aşkından vazgeçmesi onun için iyi mi oldu kötü mu oldu bilemiyorum.
    Azize'ye gelince tek derdi Hasan'ın aşkını kazanmak, Hasan ile mutlu bir evlilik sürmekti. Aslında Azizeye bakıyorum da o da kendince haklı seviyor ne yapsın.
    Aslında kitapta en üzüldüğüm iki karakter Saffet ve doğudaki Zeyno oldu. Özellikle doğudaki Zeyno'nun macerasını merak etmiştim ki yazarımızın o kadın hakkında roman yazdığını öğrendikten sonra çok mutlu oldum. En kısa zamanda okumak istiyorum.
    Bu roman hakkında konuşulacak, yazılacak o kadar çok şey var ki. Lakin sözü fazla uzatmak istemiyorum. Okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum.
  • Bu iki kadın, aralarında Mrs. Whitting'in de katılmasıyla, Atlanta'nın belkemiğini oluştururlardı. Üye oldukları üç kiliseyi, papazları, bu kiliselerin bölgesinde bulunan halkı çekip çevirirler ve bildikleri gibi yönetirlerdi. Kermesler düzenler, dikimevlerine göz kulak olur, balo ve pikniklerde gençlere eşlik ederler, kimin iyi bir evlilik yaptığını, kimin yapmadığını, kimin gizli gizli içki içtiğini, kimin, ne zaman çocuğu olacağını bilirlerdi.
  • "Karısını dövmek," diye okudum, "erkeğe tanınan bir haktı ve toplumun hem üst hem de alt kesimlerinde hayasızca uygulanırdı... Benzer biçimde," diye devam ediyordu tarihçi, "ebeveyninin seçtiği beyefendiyle evlenmeyi reddeden bir kız evlat, bir odaya kitlenip sağa sola savrularak dövülmeye maruz kalabilirdi ve bu durum toplumu kesinlikle şaşırtmazdı. Evlilik kişisel düzeyde duygusal yakınlığa değil, ailesel düzeyde açgözlülüğe dayanan bir konuydu, özellikle de 'onurlu ve saygın' üst sınıflarda... Nişanlanma çoğu kez taraflardan biri ya da ikisi de beşikteyken, evlenme ise dadıların nezaretinden henüz çıktıklarında gerçekleşirdi." 1470 dolayında, Chaucer'ın zamanından hemen sonraydı bu.
    Virginia Woolf
    Sayfa 48 - Remzi Kitabevi
  • Dikkat Spoiler içerir.
    Lady Chatterley'in Sevgilisi ve Oğullar ve Sevgililerden sonra bu okuduğum ücüncü D.H.Lawrence kitabi.Sunu anladim ki Lawrence bir gerilim yazari.Anne-oğul, baba-kız,kadin-erkek,iki kardeş arasindaki gerimleri cok iyi aktarabiliyor.Hani bazen karsinizdaki insanla aranizda uzun susmalar olur,konuşmak isteyip de konuşamazsiniz,söylemek istedıginiz ya da soylemek istemedıginiz sözler vardir iste yazar bunlar doğru kelimlerle ustaca anlatibiliyor.Öyle ki kahramanlarin yerine siz de huzursuz oluyorsunuz.Bu kitap uzunca, kurgusu da akici değil.Baş kahraman 250'nci sayfada doguyor.O yüzden geniş bir zamanda okunsa daha iyi olur.1915te basılmis.O yillarin kirsal kesim İngilteresinde egitim durumunu insanlarin kafa yapisini görüyoruz.Zaman zaman da sömürgelere ve savaşlara değiniliyor.Kitapta üç nesil var ancak ilk iki nesil Ursula isimli baş kahramanin genetik ve psikolojik mirasini yansitabilmek icin verilmiş gibi.Bütün kahramanlar beni çok şaşirtti.Hepsi çocukluğundan bambaska bir seyir izledi.Ursulanin üvey dedesi Tom kendinden buyuk dul ve cocuklu Polonyali parasiz bir kadinla evlendi.O dönem şartlarinda bu dogru bir evlilik degildi.İlk görüste evlenmeye karar vermisti.Bu bir aşk miydi sadece cinsel bir cekicilik mi belli olmadi hic. Kadin sessizlikten güc alan hani derler ya çelik gibi sertti ve ona kendini asla tam olarak vermedi. Kapali bir tarafi oldu hep.Aralarindaki cinsel gerilim onlari onları düşman yapti.Aksamlari uzun saatlerde birbirini öldürmek bile istiyorlardi.Ama asla vazgecemiyorlardi.Tom kadinin kızı Annaya da tuhaf bir sevgi gelistirdi ve kendi öz cocuklarindan bile daha cok babalik yapti.İyi bir egitim almasini sagladi.Anna annesi gibi sakin degildi.Sorgulayan ve isyan eden bir tarafi vardi.Canli bir kızdi.Üyev babasinin yegeni olan Will'e aşik oldu.Will yakisikli ve sessisdi.Anna'nin ışığına uygun degildi.Evlendiler.Anna da kendini kocasina kapatti.Bu annesinden aldigi genetik bir miras miydi yoksa cocuklgundaki gözlemlerinin bir sonucu mu belirsiz.Baslangicta gayet kibar olan Will de değisti.Annayı görmezden geliyor kendince ondan boyle intikam aliyordu.Bedensel doyum yasarlar hemen arkadindan dusman oluyorlardi.Gundüz düsman gece aşık oluyorlardi.Yazar belki de evliliklerin benzerligini sorguluyordu.Sonunda Anna teslim oldu evlilige dokuz tane cocugu oldu.Ursula en buyuk cocuk olarak gereginden cabuk buyudu.Babasinin gözdesiydi.Annesiyle arasi hic iyi olmadi.Annesini zayif ve anlamsiz buluyordu.Bu onu guclu biri olmaya itiyordu.Ursula parasal ve bedensel olarak özgurlugunu kazanmaya calisan bir kadin ve o donem icin örnek bir kadin olarak karsimiza cikiyor.Ama asla ne istedigini bilmedi.Ögretmenlik yapti sevmedi.Toplumsal faydayi onemsemiyordu.Cınsel tutkularini dinleyen bir kadin oldu.Eşcinsel iliskiyi bile denedi.Her seyden pisman oldu.Ilk sevgilisiyle uzun yillar suren bir iliskisi oldu.Evlilik oncesi terk etti.Sonra pisman oldu.Bir cok kadin gibi yaslandikca annesine benzedi.Onun teslim olusunu hakli buldu.Ama sevgili geri donmedi.Cinsel icerigi yuzunden bu kitap bir donem yasaklanmis.Cinsellik burada asil konu degil.Insanin bir dogasi olarak onu yonlendiren guclu ve karmaşik bir duygu olarak karsimiza cikiyor.Kitabin ismi de bence insan dogasinin cok yönlü ve karmasik olmasindan geliyor.
  • "Türk Medeni Kanunu"
    Ailede Kadın-Erkeğe eşitlik sağlandı
    Evlilikte Resmi nikah zorunluğu getirildi(nankör)
    Tek eşle evlilik esası getirildi.
    Kadınların istediği mesleğe girebilme hakkı tanındı.
    Mahkemelerde Tanıklık yapma ve miras bosanma konularda kadına erkek eşit hale getirildi.
    Patrikhanelerin, Din işleri dışındaki yetkileri kaldırıldı....
    Kadın sen ne kul oldun ne köle bugün bu haklara sahip hür bireysen Gazi Mustafa Kemal Atatürk sayesindedir unutma nankör.!!!!!!
  • "Evlilik sevme yeteneklerinin geliştirebileceği, cinsel enerjinin harcanabileceği bir kurumdur.
    Ama genelde eşlerden biri (veya ikisi de) sevme kabiliyetinden yoksundur. Bu durumda evlilik bozulmaya mahkumdur."