Ahmet Ömer Sapmaz, bir alıntı ekledi.
8 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Mutluluk hiçbir zaman gerçekleşmesini istediğiniz tek bir olaya bağlı olmaz. Örneğin; sevdiğine kavuşma hayali kuran birini, evlilik yolunda atılan her adım mutlu eder. Kimisi için ocağında kaynayan bir çayının olduğunu, kimisi için akşam eve döndüğünde sıcacık bir gülümsenin karşılayacağını bilmek mutluluk kaynağıdır. İnsan aslında mutlu olmayı kafasında çok büyütür. Mutluluk etrafınızda olup biten, akıp giden hayatın ta kendisidir.

Toprak Ana, Cengiz AytmatovToprak Ana, Cengiz Aytmatov
Tuba, Binbir Gece Masalları'ı inceledi.
 12 saat önce · Kitabı okudu · 12 günde · 7/10 puan

Eveeett .. Sonunda bitti dediğim kitap.
Zoraki okudum. Neden mi? Çünkü dönüp dolaşıp benzer hikayeler anlatılıyordu bu durum da beni biraz sıktı açıkçası.

Kitap temelde bir hükümdarın hikayesiyle başlıyor. Bu hükümdar eşinin kendisini kölesiyle aldattığını anlıyor. Aynı olay erkek kardeşinin de başına geliyor. Aldatılmış iki erkek tüm kadınlara düşman oluyorlar. Ne kadar evlilik çağı gelmiş kız var ise evlenip o gece kızları öldürüyorlar.

Gel zaman git zaman ülkede evlenecek kız kalmıyor vezirin iki kızı dışında. Vezir çaresiz. Kızlarından birini verecek ve o gece kızı ölecek. Büyük kızı babasına üzülmemesini, kendisinin bu evliliğe gönüllü olduğunu söylüyor.

Kız, hükümdar ile evlenip odada başbaşa kalıyorlar. Hükümdar son isteğini sorunca o da kız kardeşine hikaye anlatması gerektiğini söylüyor. Son istek de kabul görüyor. Şehrazat, kız kardeşi Dinarzat'a hikayesini anlatmaya koyuluyor fakat hikayeyi sadece geceleri anlatıyor, gün doğumuyla birlikte hikayeye ara veriliyor. Şehrazat'ın hikayeleri bitmek bilmiyor, binbir gece boyunca bu hikayeleri sürüyor. (Bu arada hükümdar da hikayeleri dinliyor ve her birini ayrı ayrı çok beğeniyor.)

* Anlatılan bir hikayede geçen kahraman "asıl siz benim hikayemi dinleyin, benim hikayem bunun çok daha iyisi" diye diye hikaye içinden hikaye çıkıyor.

Binbir gece sonunda hükümdar Şehrazat'a aşık olduğunu hissediyor, tüm kadınlara haksızlık yaptığını anlıyor.

Buruk86, bir alıntı ekledi.
 12 saat önce · Kitabı okuyor

Çocuk ve evlilik üzerine...
Ah, bu iki kişilik ruh yoksulluğu! Ah,bu iki kişilik ruh kirliliği! Ah ,bu iki kişilik sefil huzur!
Evlilik diyorlar tüm bunlara ;ve cennette kıyıldığını söylüyorlar nikahlarının.
Eksik olsun lüzumsuzların bu cenneti! Eksik olsun bu cennet bağıyla birbirine bağlanmış hayvanlar!

Böyle Buyurdu Zerdüşt, Friedrich Nietzsche (Sayfa 64 - Kültür yayınları)Böyle Buyurdu Zerdüşt, Friedrich Nietzsche (Sayfa 64 - Kültür yayınları)
Sedef Kılıç, Evlenmeden Önce'yi inceledi.
13 saat önce · Kitabı okuyor · Puan vermedi

Kitabın içinde okurlardan gelen çok sayıda mektup var. Mektuplarda insanlar evlilik hayatlarının ne kadar mutlu, mesut huzur dolu olduğunu falan anlatıyorlar. Ama tek taraflı.... Bir de aynı evliliği karsi taraftan dinlemek lazım... O zaman bir inceleme söz konusu olur diye düşünüyorum. Eseri sorarsanız; faydalı bilgiler veriyor. Tavsiye ederim.

Lesbos’un en güzel kızlarından biri olarak görülen ve genç yaşlarından itibaren evlilik teklifleri alan ancak hepsini geri çeviren Sappho, edebiyata ve özellikle de şiire olan düşkünlüğü ile tanınmaya başlamış, şiirlerinde aşkı ve kadın erotizmini büyük bir tutkuyla işlemiş, etrafına topladığı genç Lesbos’lu kızlarla edebiyat ve şiir sohbetleri yapmaya başlamıştır. Şiirleri, önce ada halkının önemli bir bölümü sonrasında ada yönetimi tarafından tepki toplamaya başlamıştır.Erkekleri bencil ve zorba olarak gören Sappho, bu düşüncesini ataerkil yani erkek egemen sisteme dayandırıyor, bu argüman üzerinden sistem eleştirisinde bulunuyordu. Erkeklerin iktidara, yönetime ve güce sahip olma isteğini sistematik biçimde eleştiriyor, o döneme kadar erkek ve kadın ilişkilerini ele alan şiirlerin aksine kadınları temel alan, kadın erotizmi ve iç dünyasını odak haline getiren şiirleriyle tanınıyordu. Dönemin aristokrat geleneklerinden biri de dinleyicileri etrafına toplayarak onlarla görüşlerini paylaşmak, çeşitli konularda sohbet etmek ve bir Antik Yunan telli çalgısı olan lir ile şarkı söylemektir. Sappho’da bu geleneğe uygun olarak Lesbos’lu genç kızlarla düşüncelerini ve şiirlerini paylaşmaktadır. Bu bağlamda çağlar öncesine ait bir yüzyılda, erkek egemen sistemi oluşturan iktidar, yönetim ve bürokrasi karşısında eşcinsel kimliğin de özgür ve cesur bir ifadesi, bir çığlığı niteliğindedir. Kadın erotizmini, dünyasını ve aşklarını dile getirdiği şiirleriyle birlikte lezbiyen terimi ile özdeşleştirilmiş olan Sappho’nun bu terimi literatüre kazandırma hikâyesi görüldüğü gibi yüzyıllardır dile gelen bir düşünce savaşının, bir birey özgürlüğünün ve bir kazanımın hikâyesidir.

zeyneb, Bir Tereddüdün Romanı'ı inceledi.
 17 saat önce · Kitabı okudu · 7/10 puan

Bayanlar ve baylar, Tereddüt Kulübü’ne hoş geldiniz. Tereddüt Kulübü’nün ilk kuralı, Tereddüt Kulübü hakkında konuşmamaktır. Tereddüt Kulübü’nün ikinci kuralı, Tereddüt Kulübü hakkında KONUŞMAMAKTIR! Tereddüt kulübünün üçüncü kuralı biri “pes” diye bağırır, vazgeçtim der ya da buhran geçirirse tereddüt sona erer. Dördüncü kural, bir tereddütte yalnızca iki kişi tereddüt eder. Beşinci kural her seferde tek bir tereddüt gerçekleşir. Altıncı kural, kalbi ve duyguları kullanmak yok. Yedinci kural, tereddüt ne kadar sürmesi gerekiyorsa o kadar sürer. Sekizinci ve son kural, eğer bu Tereddüt Kulübü’nde ilk gecenizse, tereddüt etmek zorundasınız.

(İşbu inceleme romanın bende uyandırdığı çağrışımlar üzerinedir. İçerik ve yazar hakkında daha detaylı bilgi almak isteyen arkadaşlar körpüden önce son çıkış olarak şu incelemelere başvurabilirler. #28788822 #29739904 Yok ya hu, ne çıkışı ben merak ettim diyenlere ise keyifli okumalar.:))

Peyami Safa’yla Dövüş Kulübü tadında bir romana merhaba, bugün size "Tereddüt Suyuyla Terbiye Edilmiş Gelgit Marineli Roman" tarifi vereceğim:

Malzemeler:
1 adet Serseri Boy bir yazar
1 adet Tereddüdella Mualla (Bir gece önceden tereddüt suyuna yatırılmış olacak)
1 adet Vildan Singer (Az Marla’laşmış olacak)
1 adet İtalyan hançeri (İtalyan hançeri olacak çünkü diğer hançerlerde aynı lezzeti yakalayamayabilirsiniz.)

Terbiye için:
Tereddüt suyu, gelgit çeşnisi, yalan tohumu, bir tutam yedibahar hissiyat, bol kafa bulucu şeyler

Üzeri için:
Bohem diyaloglar dizisi

İşte başlıyoruz.

Efendim öncelikle Serseri Boy yazarımızı serkeş hayatın gölgesinden sıyırarak içini evlilik düşüncesiyle yıkıyoruz. Serseri boy yazarımızla bir gece önceden tereddüt suyunda bekletilmiş Tereddüdella Mualla’mızı genişçe bir kapta birleştirip üzerleri pembeleşinceye kadar tereddüt ettiriyoruz. Tereddüt ettirdikten sonra, bunları ayrı tabaklara koyarak soğumalarını bekliyoruz. Ardından, Az Marla edilmiş Vildan Singer’ımızı alıp içine yalan tohumlarını yerleştiriyoruz. Üzerine bolca gelgit çeşnimizden sürerek her bir hücresine eşit miktarda yayılmasını sağlıyoruz. Tereddütle sote ettiğimiz Serseri Boy yazarımızı iyice soğuduğundan emin olduktan sonra, Vildan Singer’ımızla aynı kaba alıp üzerlerine 2 yazar kaşığı yedibahar hissiyat, bolca kafa bulucu ‘şey’ler ekleyip bunları iyice karıştırıyoruz. Ardından genişçe bir tepsiye yayarak fırına veriyor, yaklaşık 100 sayfa kadar pişiriyoruz. İyice kendinden geçtiklerinden emin olmak için hançerimizi kalplerine saplayıp bir kontrol ediyoruz. Hançerimiz temiz çıkıyorsa pişmiş demektir. Efendim birbirleriyle marine edilmiş Serseri boy yazarımız ve Az Marlalanmış Vildan Singer’ımızı fırından çıkardıktan sonra dumanı üzerindeyken dilimleyerek servis tabağımıza alıyoruz. (Burada dumanlıyken dilimlemeniz çok mühim çünkü soğuğunca kafaları dağılıyor. Duman önemli.) Yine yanına daha önceden pembeleşinceye kadar tereddüt ettirdiğimiz Mualla’mızı alıyoruz. Üzerlerine bolca bohem diyaloglar dizisi serpiştirerek servise hazır hale getiriyoruz.

Bir an önce tadına bakmanız dileğiyle. Afiyet olsun efendim.

Nursel, bir alıntı ekledi.
Dün 11:33 · Kitabı okudu

Bir vejetaryen ya da bir feminist için politik, kişisel, varoluşsal ve ahlaki açıdan önemli olan şeyler diğerleri için bir akşam yemeği eğlencesi haline gelir.
Değersizleştirmeden sonra sıra, konunun meşruiyetine gelir. Bir feminist, mutlaka adamın “Eşim eziliyormuş gibi mi görünüyor?” ya da kadının “Ben eziliyormuş gibi mi gö­rünüyorum?” diye soracağı saf bir çiftle karşılaşacaktır. Tahakkümün feminist çözümlemesindeki derinliğe yöneltilen gerçek bir merak yoktur. Benzer bir şekilde vejetaryenler şununla karşılaşır: “Etçil hayvanları da vejetaryen yapmak ister miydin? Ya kendi köpeğini? Ya bizim kedimizi?” İki durumda da reformcu, analizi ya da dönüşümü fazla ileri götürecek ve oturmuş ilişkilerin (bir evlilik, etçil bir hayvan vs.) kutsal doğasına müdahale edecekmiş gibi gösterilir.

Etin Cinsel Politikası, Carol J. AdamsEtin Cinsel Politikası, Carol J. Adams
Murat Sezer, Ermiş'i inceledi.
Dün 01:01 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Her cümlesi başka bir ögreti içeren okunduğu anda akılda çok daha fazlasını çağrıştıran bir kitaptır. Bazı yerlerinde bunu daha önce biliyordum diyebilirsiniz. Yazar bildiğiniz bir konuyu tek bir cümleyle nasıl özetlemiş şaşıp kalıyorsunuz. Sayfa sayısına aldanmadan okumanızı tavsiye ederim. Aşk, evlilik, din ve birçok konuda görüşler sunmaktadır. İçerik bakımdan sayfa sayısından onlarca kat fazlasını içerdiğini söylebilirim. Okunması gereken kitaplardan biridir.

Tayfun R. Aras, bir alıntı ekledi.
Dün 01:00 · Kitabı okuyor

Toplumuzu ayakta tutan pek çok sağlam evlilik bu tür fırtınalı ve mutsuz aşkları unutmak için yapılmıştır.

Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk (Sayfa 201 - Yapı Kredi Yayınları)Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk (Sayfa 201 - Yapı Kredi Yayınları)