Sana öyle bakıyorum ki,
insan bir bakışın içinde hem evini hem yangınını bulabilir artık.
Ben seni yalnızca sevmiyorum,
sana doğru yıkılıyorum;
sessiz, ağır, kaçınılmaz bir taş gibi değil,
kendi düşüşünü kutsal bilen bir adam gibi.
Sen benim içimde bir arzu değilsin yalnızca,
sen içimdeki bütün yasaların bozulduğu yersin.
Bir insan bazen sevdiği kişiye dokunmadan da çıplak kalır;
ben sana her sustuğumda biraz daha soyunuyorum.
Kalbim senden önce bir odaysa,
senden sonra kapısı olmayan bir ev oldu.
Gel.
Ama bir çağrıya değil,
kendi içindeki gerçeğe gelir gibi gel.
Bana değil yalnızca,
kendinde sakladığın kadına da koş.
Tenin utanmasın, ruhun geri çekilmesin,
dünya kapının dışında kalsın.
Bazı geceler insan ahlakı değil, hakikati seçer;
bazı dokunuşlar günah değil, gecikmiş bir itiraftır.
Ben seni istemenin ne olduğunu öğrendim.
İstemek, bir bedeni çağırmak değildir yalnızca;
istemek, bir insanın bütün karanlığını da avuçlarının içine alıp
bu da benim, bu da senden, bu da bizden demektir.
Aşk bazen en temiz hâline,
en tehlikeli yerde kavuşur.