Eğer büyük bir kötülüğü her koşulda engellemek zorunluysa, diğer insanların kötü bir kişiyi —kendi hayatı veya özgürlüğü pahasına da olsa— durdurması kaçınılmazdır.
Bu durumda, savunmanın gerektirdiği sertlik göz önüne alındığında, önceki açıklamalarla birlikte düşünüldüğünde, insanların ‘mutlak haklara’ sahip olduğunu ileri sürmek yanlış olacaktır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsanın hareket şekli bütünüyle izlenmesi gereken adalet ilkelerine bağlıdır.
Yaptığımız her hareket ahlaki alanda yer alıyorsa, bundan hareketleri keyfî şekilde seçme hakkımız olmadığı sonucu çıkar.
Böylece, ahlaki buyrukları kötüye kullanma hakkına sahip olduğumuzu hiç kimse iddia edemez.
İnsanın gerçek veya sözde hakları, aktif ve pasif olmak üzere iki türdür.
Bunlar; bazı durumlarda istediğimiz gibi hareket etme hakkı ile diğer insanların hoşgörü göstermesini ve yardımını talep etme hakkımızdır