Cenabı Hak her bir şey için, bizde bir terazi ve o teraziye uygun gramajlar var etmiştir. İnsanların birbirini anlamamasının nedeninde bu vardır..
Ve i’tikādâtın gayrı bir şey yoktur. İmdi hepsi musîbdir; ve her musîb me’cûrdur; ve her me’cûr saîddir; ve her saîd marzıyyün-anhdır. Her ne kadar ba’zısı dâr-ı âhirette bir zamân şakî olursa da. İmdi süadâ ve ehl-i Hak olduklarına bizim ilmimiz bulunmakla berâber, ehl-i inâyet, hayât-ı dünyâda marîz ve müteellim oldu. Böyle olunca, Allâh’ın kullarından ba’zıları vardır ki, hayât-ı uhrâda, cehennem denilen dârda bu âlâmı idrâk ederler. Bununla berâber, emri hakîkati üzere keşfeden ehl-i ilimden bir kimse, onlar için dâr-ı cehennemde onlara mahsûs bir naîm olmadığını kestirmez.
Sayfa 692 - cilt 1
Reklam
《The Post'un 12 Nisan günü yayınladığı bu başyazıda, Billy'nin Athens'e sevkiyle ilgili olarak şunlar yazıyordu: "...Hayatın kesinlikle adil davranmadığı Milligan, uzmanlar tarafından tedavi edilmek üzere Athens'e geri getirildi. Bu toplum, eğer bir şey yapmak istiyorsa, ona ihtiyacı olan olumlu desteği sağlamalıdır... Milligan'ı açık kollarla karşılayın demiyoruz ama ona karşı anlayışlı olmanızı istiyoruz. Bize göre, Milligan en azından bu kadarını hak ediyor."》
Sayfa 605
402 syf.
10/10 puan verdi
BİR KALAN OLMALI Kitabın kapağı o kadar enteresan geldi ki bana,bir an önce okumak için sabırsızlandım.Beni neyi beklediğini merak ediyordum çünkü..Okudukça anladım ki sabırsızlığım boşa değilmiş.. İnce ince detayların olduğu,insan ruhunun,psikolojisinin en ücra köşelerinin işlendiği eserimiz bence çok fazla övgüyü hak ediyor..Yazarımızı canı gönülden tebrik ediyorum.. Hasan,kendi işini kuran bir muhasebeci,ti tiz,dakik,işkolik,detaycı,sabit,ruhsuz,işten eve,evden işe giden,hayatın hiçbir rengini yaşamayan,çalışanlarına karşı pek nazik olmayan,takıntılı,sabırsız,yüzünde gülümse ifadesi taşımayan,deniz kokusunu,bir köpeğin havlama sesini bile unutmuş olan,çocukların neşeli dünyasını da hatırlamayan bu adamken,birgün apartmana girdiğinde açık bir kapı görür ve o kapıdan içeri girer istemsizce..Ve gördüğü manzara karşısında şok geçirir.Kendini salonun ortasında asmış genç bir kız vardır.Hemen polisleri arar..Kızın kim olduğu belli değildir ama gözleri ve sallanan bedeni artık beynine yerleşmiştir bir kere..Hasan da eski Hasan değildir..Hayatına aynı şekilde devam etmesini söyleyen bir polis ve doktor vardır ama çok geçtir çünkü o sallanan kız onunla beraberdir. Bundan kurtulmanın tek bir yolu vardır o da kızın evine girip,kızla ilgili birşey bulmaktır ancak bu şekilde kızdan ayrılabilecektir.Kızın dairesine gizlice girer kızın yazdığı kağıtlara ve birkaç fotoğrafa ulaşır.. Kağıtlar da neler yazıyordur? Hasan,yazılanları anlayabilecek midir? Tüm bunlar Hasan üzerinde nasıl etkiler yaratacaktır? Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
Bir Kalan Olmalı
Bir Kalan OlmalıDersim Özel · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 2023100 okunma
Doğrusu, saygımızı, adalet dürtüsüne ve gücüne sahip olan kişiden daha fazla hak eden kimse yoktur: çünkü o kimsede erdemler, dört bir yandan nehirleri içine alan dipsiz bir denizdeki gibi birleşir ve gizlenirler.
Sayfa 42 - İş Bankası Kültür YayınlarıKitabı okuyor
Reklam
Onun sırrına ve bâtınına gelince: İmdi o, vücûd-ı Hak âyînesinde bir tecellîdir. Böyle olunca, Hak’tan mümkinât üzerine âit olan şey, ancak onların ahvâlinde zâtlarının Hakk’a verdiği şeydir. Zîrâ mümkinâtın her hâlde bir sûreti vardır. Şu hâlde mümkinâtın ihtilâf-ı ahvâlinden nâşî sûretleri muhteliftir. Binâenaleyh ihtilâf-ı hâlden dolayı, Hakk’ın tecellîsi muhtelif olur. Binnetîce abdde Hakk’ın eseri, onun hasebi üzere vukū’ bulur. İmdi ona hayrı, onun gayrı vermedi; ve ona, zıdd-ı hayrı onun gayrı i’tâ etmedi. Belki o, zâtını mün’im ve muazzibdir. O, ancak kendi nefsini zemmetsin; ve ancak kendi nefsine hamdeylesin! Şu hâlde Hakk’ın onlara ilminde, “Allah için hüccet-i bâliğa sâbittir” (En’âm, 6/149). Zîrâ ilim, ma’lûma tâbi’dir.
Sayfa 537 - cilt 1
352 syf.
·
Puan vermedi
·
54 günde okudu
Mutlaka okumanız gereken kitaplar listesinde adını duyup distopyadan boğulmaktan korkmadığım zaman okumayı tercih ettim. Bir dünya var ve savaş halinde olan devletler. Bireyselleşmenin, düşünmenin reddedildiği, düşünmenin bir suç sayıldığı, karşı bir düşünceye bürünen insanların önce düşüncelerinin yanlış olduğuna ikna edilip, hatırladığı eski hayatlarının bir daha hatırlamamak üzere silinip, Itat ederek buharlaştirildigi bir dünya. Neden öylece yok etmiyorlar? düşünceyi söyleyerek ölümleri kahramanca olmaması için. Bir otorite figürü var ve o sevilmek zorunda, sevilmeli. Nefret düşüncesi zihinlerinden silinip gitmeli. Aklından en ufak tarih bilgisini doğru hatırlayan olmadı. Böyle bir Dünyayı okumaya hazırsanız buyurun. Distopyalarin artık yaşandığı yıllarda olduğumuz için kimsenin zorluk çekeceğini hissetmiyorum. Umarım distoplayalar kadar ütopyalara da hak vereceğimiz bir Dünya görebiliriz. Satrançta her zaman beyaz taşlar siyah taşlara mat olmamalı. Son ütopik bir düşünce ile noktalıyorum. Okur kalın.
1984
1984George Orwell · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021162,7bin okunma
Coco Chanel
"Bir kadın hak ettiği yaştadır."
Reklam
Para, işte Anadolu'nun hastalığının, cehaletinin, sefaletinin tek çaresi... Köylü, servet sahibi olunca, emin olunuz kendiliğinden doktor arayacak, kendiliğinden mektep isteyecek, mektepte hak ve vazifesini öğrenecek, milliyetini tanıyacak, vatanını anlayacak ve istediğimiz gibi bir Türk olacak...
"Belirsiz bir sevgidense, yalnız kalmayı tercih et.Çünkü sevgi kırıntılarını değil, büyük bir ziyafeti hak ediyorsun." (Altun Fermayil)
Ve “dîn” ta’rîf ve ahd için, “elif ve lâm” ile geldi. Binâenaleyh o, ma’lûm ve ma’rûf olan dîndir; ve o, Hak Teâlâ’nın (Âl-i İmrân, 3/19), ya’ni “Muhakkak indallah olan dîn, islâmdır” kavlidir. O da inkıyâddır. Böyle olunca “dîn”, senin inkıyâdından ibârettir. Ve “min-indillâh olan dîn”, senin ona inkıyâd eylediğin şer’dir; imdi “dîn”, inkıyâddır. Ve “nâmûs”, Allah Teâlâ’nın şer’ eylediği şer’dir. Binâenaleyh Allah Teâlâ’nın, kendisi için şer’ettiği şeye inkıyâd ile muttasıf olan kimse “dîn” ile kāim olan ve onu ikāme eyleyen, ya’ni onu inşâ eden kimse oldu.
Sayfa 527 - cilt 1
“… Sanırım Ali’yi kırdım. Resmen sorgu odasından kovdum. Gerçi çocuk saygısızlık etmedi ama dışarıda karşılaştığımızda söyledikleri kafamı karıştırmaya yetti. ‘Çok empati kuruyorsunuz Başkomiserim’ dedi samimi bir tavırla. ‘Ne dünya bu kadar hassasiyeti kaldırır, ne insanlar bu kadar inceliği… Hakikat çok daha basittir, çok daha acımasız. Siz yaşça da başça da büyüksünüz benden. Söyledikleriniz benim için hem emirdir, hem de onları yerine getirmekten şeref duyarım. Ama bir an, sadece bir an bu genç arkadaşınıza kulak verirseniz kendinizi kandırmayın derim… Kötü, kötüdür Başkomiserim. Suçluları anlamaya çalışmak tamam da merhamet göstermeyin lütfen. Çünkü kurbanlara haksızlık oluyor…’ Evet, alıngan bir sesle böyle söyledi. Münir de yanımızdaydı. O tek lakırdı etmedi ama bakışlarından genç meslektaşına hak verdiği belliydi…”
Sayfa 383 - Yapı Kredi YayınlarıKitabı okuyor
Ey dil bu yeter iki cihânda sana iz’ân Birdir, bir iki olmağa yok, bilmiş ol, imkân Hak söyleyicek sende, senin ortada nen var? Âlemde senin “ben” dediğindir sana noksan. Beyitler Dîvâne Mehmed Çelebi’ye (v. 936/1529) âittir. Bk. Sarı vd., Sultan Dîvânî ve Afyonkarahisar’da Mevlevîlik, s. 132
Sayfa 517 - cilt 1
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.