Biz mahalle nedir biliriz; çünkü birbirimizin yükünü sırtlanmayı, eksilenin yerine koymayı, yanlışa "yanlış" demeyi de biliriz. Bizde hak; güçlü olanın değil, gözetilenin tarafında durur. Ayıp örtülür ama tekrar edilmesin diye unutulmaz. O yüzden bu kadar söz, bu kadar hatırlatma boșuna değil. Kim neyi aldıysa yerine koysun, kim neyi yaktıysa hesabını versin diye.... Biz kapıyı kapatmayız ama içeri girenin de ne getirdigini, ne götürdüğünü biliriz. Yol sorana yolu gösteririz ama yolu bozmak isteyenle de aynı sokakta yürümeyiz. Çünkü biliriz, bir mahalleyi ayakta tutan șey duvarlar değil, utanabilen insanların varlığıdır. Ayıptır.
Sayfa 46·Kitabı okuyor
Alıntı
ESKİ YUNAN'DA FELSEFE -II-
(...) Thales, sözüm ona “büyüklüğün ölçüsü”nü koyarak, her şeyin aslının su olduğunu söyledi. Muhtemelen, her şeyin nasıl olup da sudan geldiğini de anlatmıştı. Her şeyin olmasa da, eskilerin “anâsır-ı erbaa” dedikleri dört temel unsurun: Toprak suyun soğuyup katılaşmasından, hava suyun ısınıp buharlaşmasından, ateş havanın ısınıp sıkışmasından… Fakat bu değişimin sebebi de, gâyesi de belli değildi: Suda neden toprak, hava, ateş olmak “istidadı” veya niçin toprak, hava, ateş olmak “iştiyakı” bulunsun? Eski Yunan filozoflarının ilki sayılan Thales, bu meseleyi düşünmemiş veya çok basit bir cevabı olduğunu bildiği için üzerinde durmaya gerek duymamıştı. Fakat talebesi Anaksimandros, üstadının bu ihmâlini veya tecahül-ü ârifanesini açıklamak lüzumunu hissetti: “Her şey, aslına dönücüdür!” Her şey aslına dönücü olduğuna göre, demek ki, her şey aslını arayıcıdır… Kâinatta her şey, yaratılış aslı ne ise onu özler, onu ister, onu arar… Şu hâlde su, bir başka şeye, bir başka şey, daha başka bir şeye dönüşürken, bu küllî arayış ve özleyişin nizâmı içindedir… Dolayısiyle su, her şeyin aslı ve ana kucağı değildir… Her şeyin aslı ve ana kucağı, ancak belirsiz ve sınırsız bir ana madde olabilir… Belirsizliği bir tarafa, bu ana maddenin temel vasfı “sınırsız, nihayetsiz” (apeiron) olmak olabilir ki, su da dahil, bunca sınırsız ve bitimsiz şey ancak böyle bir yaratılış aslına kavuşmak isteyebilir… Her şey aslına dönücü olduğuna göre, su da dahil, her şey apeiron’a dönücüdür… __Tam olarak böyle olmasa da, aşağı yukarı bu şekilde, Anaksimandros, hocası Thales’in felsefesini, bir taraftan tamamlıyor, öbür taraftan yıkıyordu. Tamamlıyordu, çünkü temel kavramlarını, hareket noktasını, peşin fikrini hocasının felsefesi sayıyordu. Yıkıyordu, çünkü hocasının felsefesinin
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 9, Nisan 1998 Feyyaz Aksakal imzasıyla), ESKİ YUNANDA FELSEFE -II-.
Akademya Yazıları
Reklam
Kimi Hakk'ı bulur ,kimi de hak ettiğini; senin niyetin neyse onu bulacaksın.
Destek Yayınları·Kitabı okuyor
Duygu ve Düşünce
"Bu çocuğun," dedi, "daha çok yemek yemesi gerekir. Bizim için fark etmez, biz kocadık artık, yemesek de olur. Ama o büyüme çağında bir çocuk! Buna bir çare bulmalıyız! Oğlanın yakında iskeleti çıkacak!" Josephine Nine, dertli dertli, "Elimizden ne gelir ki!" diye söylendi. "Bizim payımızdan almaya yanaşmıyor çocuk. Bu sabah kahvaltıda kulak misafiri oldum, annesi kendi ekmeğini ona vermeye kalktı ama bizimki elini bile sürmedi. Kadıncağız, çaresiz, ekmeği geri aldı." "Çok hakikatli bir çocuk," dedi George Dede. "Böyle bir hayatı hak etmiyor.."
Sayfa 61 - Can Çocuk Yayınları·Kitabı okuyor
Roman
İnsanlar nadiren ne hak ettiklerini bilirler. Genellikle olduğundan daha fazlasını veya daha azını hak ettiklerini düşünürler.
Sayfa 262
Her an kızgınlık yerine minnettarlığı, hak iddia etmek yerine şükranı, dikkat dağınıklığı yerine farkındalığı seçme firsatıdır.
Sayfa 204·Kitabı okudu
Reklam
Reklam