Merhametsiz ve üzücü olmadıklarında tamamen
sıkıcı olan yaratıklar tarafından ve onlar için kurulmuş bir ''toplum" da hayat, merhametsiz ve üzücü olmadığınızda tamamen sıkıcıdır.
''Kültür"ü özümsemek, haz
vermeyen bir dünyada çaresizce ve korku içinde haz almaya çalışmaktır, steril, akılsız bir varoluşun dehşetinden kaçmaya çalışmak. ''Kültür", kifayetsizlerin
egosuna bir parmak bal, edilgen seyirlerini makulleştirecek bir araç sağlar; "ince" işleri takdir edebildikleri için gururlanırlar, gübreye bakıp mücevher sandıkları için (beğendikleri için begenilmek isterler). Herhangi bir şeyi değiştirmeye güçlerinin yeteceğine
inançları olmadığı için statükaya yaslanırlar. Gübrede
güzellik görmek zorundadırlar çünkü görebildikleri
kadarıyla, ellerine gübreden fazlası geçmeyecektir.
...çünkü ancak bizimkinden çok daha üstün ve keskin hassasiyetleri
olanlar büyüklüğü algılayıp takdir edebilirler, onların
üstün hassasiyetlerinin ispatı, takdir ettikleri döküntüyü takdir etmiş olmalarıdır.
Sevgi, para ve manasız çalışmaya dayanan bir toplumda çiçek açamaz; sevginin, mutlak ekonomik ve
kişisel özgürlüğe, boş vakte ve insanı yoğun biçimde
özümseyen, duygusal olarak tatmin eden ve saygı
duyduğunuz insanlarla paylaşıldığında, derin arkadaşlığa yol açan faaliyetlere ihtiyacı vardır. Bizim "toplumumuz" bu tür faaliyetler için hiçbir pratik fırsat sağlamaz.