Kitap moodumu aşırı yükseltti. Çok az bir sayfa okumama rağmen şimdiden çok beğendim. Okuması çok keyifli ve yazarın yarattığı dünya çok hoşuma gitti. İlerleyen sayfalarda ne olacağını çok merak ediyorum...
Kanatlar ve küller sarayı...
Öncelikle kitap 530. Sayfadan sonra beni içine tamamen çekti ve çok büyük bir keyifle okudum. Savaş sahneleri zaten mükemmeldi ama özellikle Elain'in Kazan tarafından alınıp götürüldüğü ve Azriel ile Feyre'nin Elain'i geri almak için Hybern ordusunun kampına gittikleri sahnede heyecandan okurken delirdim. Aşırı iyi kurgulanmış ve yazılmış sahnelerdi. Gözümde canlandı tüm o sahneler. Onun haricinde Suriel'in ölmesine çok fazla üzüldüm.
Tüm karakterler harikaydı. 300'lü sayfalarda sıkılıp bunalsam da kitap sonradan çok güzel bir şekilde açıldı. Heyecandan deli gibi hızla sayfaları çevirerek 'acaba şimdi ne olacak' diye diye okudum. Bahsetmek istediğim o kadar çok şey var kii...
Nephella da beni etkileyen bir diğer kısım.
Cassian ve Nesta ikilisi savas sahnesindeki kısımda beni etkilese de, beni daha çok etkileyen Amren ve Varian çifti oldu. Onları çok sevdim. Aşırı sevdim. Ve bu ikiliyi daha çok görmek isterdim. Umarım serinin devam kitaplarında görürüz.
Rhys ve Feyre çifti için ne söyleyebilirim ki zaten efsaneler... Ayrı ayrı zaten mükemmel ötesi karakterler ama çift olarak daha mükemmeller.
Azriel seni çok seviyorum... söyleyeceklerim bu kadar.
Bir de Nesta ve Tamlin karakterlerinin yeterince anlaşılmadığını düşünüyorum. Nesta, karakteri gereğiyle belki biraz daha sevilemeyecek bir yapısı olsa da ben yinede çok seviyorum ve ruhunu görebiliyorum. Çok özel bir karakter olduğunu düşünüyorum.
Tamlin'e gelince kendisinden nefret etmiyorum. Evet beni sinirlendiren birkaç hareketi oldu bu kitapta. Ama genel olarak baktığımda biraz Tamlin'e karşı anlayış duyulması gerektiğini düşünüyorum ve Tamlin'den nefret etmiyorum aksine sevdiğim bir karakter.
Lucien'e ise çok üzülüyorum. Sanırım seride en fazla hissettiğim karakter Lucien ve Nesta oldu. Ama