“ İnsanın hep gelmesini istediği bir zaman var, bitmesini ve başlamasını istediği şeyler, ulaşmak istediği hedefler… Onlar olsun diye neredeyse hep ayakta bekliyoruz, içinde yaşadığımız ana ve zamana adam akıllı yerleşmiyoruz. İnsanın beklentilerinin olması elbette güzel, olmalı da. Ancak beklentileri yüzünden içinde yaşadığı anı neredeyse yaşamıyor oluşu kabil edilebilir bir şey değil. Aslında gelmiş de, gelecek de birer hayal, sadece yaşadığımız an var. O anın farkında olmadan yaşamayı, o anı sürekli gelecekteki bir şeyler için feda etmeyi alışkanlık haline getirirsek, hayatı hiç yaşamadan tüketmiş oluyoruz. Gelecek filmin heyecanından o an gösterilen filmi izleyememek gibi bir şey bu. İnsanı boşluğa mahkum eden bir döngü bu. Gelecek film geldiğinde başka bir gelecek film de onun önüne geçecek. Anın perdesine çevirmeliyiz gözlerimizi bu yüzden, eldeki tek ‘gerçek’ film orada oynuyor çünkü.”
Gökhan Özcan - Yeni Şafak 2.12.21 Yazısından