Kayseri'de kendime yapabileceğim belki en güzel yatırımın mimarlarındandır Dursun Çiçek. BÜSAM'ın düzenlediği Şehir Akademisi seminerleri, atölyelerinde sıkça gördüğüm, çektiği yüzlerce Erciyes fotoğrafıyla, evinde birlikte yaşadığı binlerce kitabıyla aklımın bir ucunda yer eden nevi şahsına münhasır bir insan :)
Bu yıl da kendisini, ufkunu merak edişimle Görsel Düşünme Atölyesi'ne dahil olma şansım oldu. Bu kitabı daha evvel almıştım ama vakti henüz gelmemişti ta ki bir gün derste hoca "O Dağ Erciyes" bölümünden bir kısmı okuyana kadar. Kaderin sinyalini alıp düştük bu kitabın yollarına.
İsmiyle de anlaşıldığı gibi, öncelikle dağlara bakmayı, dağlarla kendine bakabilmeyi, baktığın o kendinde Rabbini görebilmeyi, emanete dağlardan sonra muhattap olmanın sorumluluğunu ve yüceliğini, insanın dağ yüceliğinde müteâl insan olarak kendi yüceliğini nasıl kavrayabildiğini, neye nasıl bakarak bu ilişkiyi çözebileceğini, eskilerin türkülerini, masallarını, şiirlerini ancak bu bakışla gönlümüzde hissedebileceğimizi, tabiata egemen olmak çapraşık amacıyla değil, tabiatla bütün olmak, tabiatı seyreylereyek kendini bulmak, bilmekle, diğer yandan da bu bilmeyi arzulayan insanlara yüce dağlar gibi mihmandar olabilmeyi okuyoruz Dursun Çiçek'in dağ gezilerinde gönlünden geçenlere eşlik ederek. Basitçe bir seyahat derlemesi değil asla okuduğunuz, İslam bakışıyla yol alan bir gözün gönlüne konuk ediyor bizi yazarımız. Erciyese, ağaca, kuşa, toprağa daha başka, daha fıtrî bir bakışa davet ediyor, davete icabet edene de yolda huzuru azık ediyor. Şükür ki hala Kayseri'de yaşıyorken okuyabildim, Erciyes'in, Ali Dağının, Yılanlı dağının, Hasan dağının anlamını görmeye çalışma fırsatım hala saklı. Allah hepimize gönül gözleri edinebilmeyi, o gözlerle aleme bakabilip kendini bulabilmeyi, muhatap