Kaybolmak hepimizin kaderi belki de.
Kimi kendi öfkesinde kayboluyor
Kimi sevgisinde kayboluyor
Kimi endişelerinde korkularında
Kimi yıllar geçse bile bulamıyor kendini
Kimi araya araya başkasında buluyor kendini.
Herkesin kaybolduğu çöl başka,
Düştüğü kuyu başka.
Meczupla deli aynı değil. Hoş ikisi de aklını yitirmiştir denir ama aklını terk edenlere deli denir de gönlünü bulanlara meczup. Aşıklara deli diyenin aklı yoktur.
Dağları çok seven bir çocuk olarak büyümüş olmam, dağları hâlâ çok seviyor olmam kitabın adını gördüğümde içimden şöyle dedi; "Bu kitabı bizim gibi dağları seven biri yazmış olmalı." Hatta daha da ileri gidip "Sanki bu kitabı biri bizim için yazmış." dedi.
Çocukluğum Erciyes'e uzaktan bakmak ve Erciyes'e gitmek arasında bir çizgide geçti. Erciyes'e aşık bir çocuk olarak büyüdüm. Bu kitapta Erciyes'in kokusu vardı. Sonra sevdiğim, zirvesine göz diktiğim diğer dağlar...
Okumaktan aşırı derecede zevk almış olmam, tamamen içimdeki dağ sevgisinden. Dağlara sadece bir taş yığını gözüyle bakan birinin benle aynı okuma zevkini yaşaması mümkün değil. Bu kitabı okuyup da dağları sevmek mümkün yalnız. Dağların anlam dünyasını keşfetmek mümkün. Okurken bir anda dağlara gidesi geliyor insanın. Dağlar insanı çağırıyor...
Hele ki bozkırda Neşet Ertaş dinleyerek büyümüşseniz, dağlar bir daha büyür gözünüzde. Gönül Dağı olur baktığınız her dağ, gönlünüz dağdadır, gönül dağınızda..