Gördüklerimiz, daha evvel gördüklerimizin belleğinde yankılanır, yeni yaşananlar eskilerin süzgecinden geçer, geçerken de illaki bir parça koku bırakır. O yüzden zamanın delik ceplerinden düşüp biriken her saniye, inanmak zorunda kaldığımız bir aldatmaca; adına geçmiş dediğimiz yığılma ise sayılarla ölçmeye kalktığımız zamana benzer bir şekilde kocaman bir yanılgıdır.
İnsan en çok kaçtığı şeyden kurtulamadığı için içindeki hatıraların ümidi her gün biraz daha sönüp karanlık odalarda başıboş bir sis bulutu olarak gezinicekti.